Eşimin Aldatması Karşısında Destek Beklerken Eleştiri Yağmuruna Tuttum

“Kocam, oğlumla hastanedeyken sevgilisini eve getirmiş”: Yakınlarımdan destek beklerken sadece eleştiri aldım

Ailemi bir ihanetin bu kadar sarsacağını hiç düşünmezdim. Beş yıldır evliydik. En azından bana öyle geliyordu, güzel ve sıcak yıllardı. Her şey bir romantik film gibi başlamıştı: iltifatlar, çiçekler, ay ışığında yürüyüşler… Sonra düğün, ardından da büyük bir heyecanla beklediğimiz oğlumuz Alp dünyaya geldi.

Evet, biraz erken doğmuştu belki, bu yüzden bağışıklığı zayıftı, sık hastalanıyordu. İşe dönmeyi bu yüzden hiç düşünmedim. “Kreş ya da yuva ona göre değil, dayanamaz” diye düşündük. Evde kaldım, kendimi çocuğa ve aileme adadım. Kocam o zamanlar,

“Yeterince kazanıyorum. Evde kal, oğluna bak. Okula başladığında konuşuruz. Her şey düzelir,” demişti.

Ona inanmıştım. Güvenilir ve şefkatli görünüyordu. Birçok genç aile gibi yaşadık: O işte, ben evde çocukla… Her şey doğru gidiyor gibiydi. Bazen küçük kaçamaklar yapıp misafirliğe gider ya da pikniğe çıkardık. Kayınvalidem ve annem yardım ederdi, ikisi de çalışıyordu ama hiç geri çevirmezlerdi.

Sonra pandemi başladı. Kocam evden çalışmaya başladı. Sinirli, tahammülsüz oldu. En ufak şeyde bana bağırıyor ya da çocuğa öfkeleniyordu. Stres, yorgunluk, iş kaygısı diye düşündüm. Hepimiz gergindik. Ofise döndüğünde işler düzelecek sandım, hatta özür bile diledi o günler için.

Ama oğlum hasta olmaya devam etti. Bir hastalık bitmeden diğeri başladı, sonunda ikimiz de hastanede yattık. Neredeyse iki hafta kaldık orada. Kocam arayıp soruyordu ama bir kez bile gelmedi. Kayınvalidem,

“O ailenin geçimini sağlıyor, hastanede ne işi var? Hastalık kapacak. Çalışması lazım,” dedi.

O zaman itiraz etmedim. Haklıydı, sonuçta evin ekmeğini o kazanıyordu. Hastanede her şey vardı zaten, bir eksiğimiz yoktu.

Eve döndüğümüzde ev tertemizdi. Hatta fazlasıyla… “Temizlikçi çağırmış herhalde,” diye geçirdim içimden. Hoşuma gitti, bizi karşıladı, eşyaları taşıdı, yemek sipariş etti. “Demek özlemiş, hâlâ umurundayız,” diye sevindim.

Ama o akşam çamaşırları toplarken makinede sabahlığımı gördüm. Niye ordaydı anlamadım. Ben yıkamamıştım. “Unutmuşumdur,” diye düşündüm.

Ertesi gün oğlumla parka indik. Apartmanın önündeki bankta komşumuz Sibel’i gördüm. Yakın arkadaş değildik ama çocuklarımız yaşıt olduğu için sık karşılaşırdık. Laf arasında tam ayrılacaktık ki beni durdurdu,

“Affet, beni ilgilendirmez ama… Üç gün önce asansörde kocanla bir kadın gördüm. Senin katında indiler. Söylemek istemedim ama içim rahat etmiyor,” dedi.

Önce inanamadım. Anlam veremedim. Sonra o sabahlık aklıma geldi. Eve döndüğümüzdeki o steril temizliği hatırladım. Üzerime soğuk su dökülmüş gibi oldum.

Kocam gelince konuyu ertelemedim:

“Ben ve oğlun hastanedeyken başka bir kadını mı eve getirdin?”

Gözlerini kaçırdı. Her şey ortadaydı. Yalan bile söylemedi. Nasıl annemin evine geldiğimi hatırlamıyorum. Telefonum susmadan çalıyordu, açmadım. Paramparça olmuştum.

Bana ulaşamayınca bu kez annemi aramaya başladı. O ise… “Karışmak istemiyorum, kendi aranızda çözün,” dedi. Acımı tek başıma sırtlamak zorunda kaldım.

Kayınvalidemse hemen devreye girdi. Oğlumla oyun parkına gittiğimde yanıma gelip selam bile vermeden,

“Daha akıllı sanıyordum seni. Bir hata yüzünden her şeyi yıkıyorsun! Seni de çocuğu da terk etmedi ya! İnsan hata yapar. Sen ise hemen kaçmışsın!” diye çıkıştı.

Şaşkınlıktan donakaldım. O bana ihanet etmişti, bizim evimizde. Peki suçlu ben miydim?

“Doğumdan sonra kendini bıraktın, hep çocukla meşgulsün, hiç heyecan yok. Ofiste ise bir sürü güzel kadın var! O da erkek işte, dayanamadı. Şimdi ne olacak? Hiçbir şey olmamış gibi davran. Sonuçta başın sokakta değil, çocuğun var. Şükretmene bak!”

Cevap vermedim. Sadece oradan uzaklaştım. Tartışacak halim yoktu.

Son damla ise kendi annemin bile beni savunmaması oldu.

“Zor biliyorum ama bir daha düşün,” dedi. “Oğlun babasız büyüyecek. Sen de daha mutlu olmayacaksın. Affetmek unutmak demek değil. Belki yeniden denemeye değer…”

Nasıl affedebilirim ki? Hiçbir şey olmamış gibi nasıl yaşayabilirim? Hastanede onun hasta çocuğuyla uğraşırken, benim yatağımda başka bir kadınla olan adamla nasıl aynı evde kalabilirim?

“Uslu kadın” olmak istemiyorum. Kör olmayı da… Ben de taştan değilim, benim de yüreğim var.

Şimdi annemde kalıyorum. Düşünüyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Ama tek bir şey çok net: O “tertemiz” eve, ihanetin kokusuna asla dönmeyeceğim.

Rate article
Lifequest
Eşimin Aldatması Karşısında Destek Beklerken Eleştiri Yağmuruna Tuttum