Sana Yemek Yapıyor, Çamaşır Yıkıyor, Temizlik Yapıp Giydiriyorum: Neden Benden Bu Kadar Nefret Ediyorsun?

Bir zamanlar Kars’ın küçük bir köyünde, ben, Aylin, kaynanam Zehra Hanım’la aynı çatı altında yaşayan bir kadının çilesini çektim. Bugün artık dayanamadım ve yıllardır içimi kemiren o soruyu sordum: “Niye benden bu kadar nefret ediyorsun?” Cevap gelmedi, sadece buz gibi bir sessizlik ve küçümseyen bakışlar…

O gün, her zamanki gibi evi temizliyordum. Yerleri silmiş, her yeri pırıl pırıl yapmıştım. Birden Zehra Hanım, koltuğuna kurulmuş, bilerek yeni silinmiş zemine kurabiye kırıntılarını saçtı. Donup kaldım, gözlerime inanamıyordum. Bunu bilerek yapmıştı ve nefretini gizleme gereği bile duymuyordu.

“Anne, neden böyle yapıyorsun? Gözümün önünde bilerek döktün!” dedim, gözyaşlarımı zorlukla tutarak.

Bana tepeden baktı ve alaycı bir gülümsemeyle, “Bir daha silersin, ölmezsin!” dedi.

Eski gazetesine döndü, sanki onu yüzlerce kez okumamış gibi… İçimde biriken öfkeyle süpürgeyi aldım ve dağıttıklarını temizledim. Ama yüreğim kaynıyordu. Patlamamak için bahçeye çıktım. Toprakla uğraşmak biraz olsun içimi ferahlatıyordu. Ancak onun sözleri, bakışları yüreğimi kemiriyordu.

Sonunda dayanamadım, karşısına geçip sordum: “Niye benden bu kadar nefret ediyorsun? Sana yemek yapıyorum, çamaşırlarını yıkıyorum, seni giydiriyorum! Kızım Elif bile sana yardım ediyor! Ne yaptım sana?”

Dönüp bakmadı bile. Ne bir cevap, ne bir tepki, sadece buz gibi duygusuzluk… Gözyaşlarımı tutamadım, hüngür hüngür ağladım. Çamaşırları yıkamaya gittim, ama gözlerimden yaşlar akmaya devam etti. Hayatım bitmek bilmez bir aşağılanma döngüsüne dönüşmüştü.

Kocam, Elif’in babası, yıllar önce vefat etmişti. Kızım henüz sekiz yaşındayken… Cenazeden hemen sonra Zehra Hanım, “Benimle kalacaksın! Gitmeyi aklından bile geçirme, köyde ‘ben seni kovdum’ desinler istemem!” demişti. Kabul ettim, çünkü gidecek yerim yoktu. Ailemde ablam ve iki çocuğu yaşıyordu, bize yer yoktu. Zamanla kaynanamla anlaşacağımı sanmıştım. Ama olmadı. Dışarıda nazik, evde ise acımasızdı. Sürekli, “Bana itaat etmelisin!” diyordu.

“Sen bir hiçsin! Kim seni ister ki? Üstelik yanında bir de çocukla! Sen ve Elif burada kalacaksınız. Ben ölünce ev sizin olacak. Ama dediklerimi yapmazsan, evi yeğenlerime bırakırım, sen de ortada kalırsın!”

Tehditlerinden korktum ve sabrettim. Elif hiçbir şeyden mahrum kalmasın diye çabaladım. Zehra Hanım ise doksanını devirmiş olmasına rağmen sapasağlamdı. Tüm emekli maaşını kendine harcıyor, benden pahalı yiyecekler almasını istiyordu.

Şimdi Elif üniversiteyi bitiriyor, iyi bir gençle evlenecek ve onun evine taşınacak. Onun mutlu olmasını çok istiyorum. Ama kendime acıyorum. Kendimi feda ettim, karşılığında nefret ve yalnızlık buldum. Bu cehennemden nasıl kurtulacağım? Kim bilir…

Rate article
Lifequest
Sana Yemek Yapıyor, Çamaşır Yıkıyor, Temizlik Yapıp Giydiriyorum: Neden Benden Bu Kadar Nefret Ediyorsun?