Vaat Edilen Hediyenin Gizemi

İstanbul’un kalbindeki geniş bir restoran salonunda Ayşe ile Mehmet’in düğünü coşkuyla kutlanıyordu. Misafirler eğleniyor, müzik her yeri sarıyor, yeni evliler mutlulukla masalarında oturuyorlardı. Sıra hediyelere gelmişti. İlk olarak Ayşe’nin anne babası yaklaştı ve içi para dolu bir zarfla genç çifte büyük bir törenle hediyelerini sundular. Ardından Mehmet’in annesi, Fatma Hanım, sade bir buket gül uzattı ve eğilip fısıldadı: “Asıl hediyem düğünden sonra sizi bekliyor.” Ayşe şaşırmıştı, eşine baktı: “Ne hediyesi bu?” Mehmet omuz silkti: “Hiçbir fikrim yok, annem bana da söylemedi.” Ancak Ayşe, kayınvalidesinin ne tür bir sürpriz hazırladığını tahmin bile edemezdi.

Düğünden önce Fatma Hanım, oğluna ve gelinine gizemli imalarda bulunmuştu: “Size gereksiz bir şey vermek istemem. Düğünde hediye beklemeyin ama sonra sizi büyük bir sürpriz bekliyor!” Ayşe mahçup bir tavırla, “Ne uygun görürseniz, biz bir şey talep etmiyoruz,” demişti. Mehmet ise annesini yatıştırmıştı: “Anne, üzülme, senin o gün bizimle olman yeterli.” Fatma Hanım kararlı bir ifadeyle, “Oğlumun düğününe boş elle gelmem,” demişti. “Ama bu konuyu akrabalarla konuşmayalım.” Mehmet onaylamıştı ama Ayşe, kayınvalidesinin sözünü tutacağından şüpheliydi. Fatma Hanım’ın maddi durumunun pek iyi olmadığını biliyordu ama düğün masraflarını kendileri karşılamışlardı. Ayşe’nin ailesi ise mütevazı olmalarına rağmen genç çifte 50.000 lira vermişti. Düğünde Fatma Hanım sadece çiçek vermiş, bu da kutlamalar arasında pek dikkat çekmemişti. Ancak uzun konuşmalar yapmış, coşkulu nutuklar atmış ve misafirlerin ilgisinden keyif almıştı.

“Size ne hazırladığımı tahmin bile edemezsiniz,” dedi Fatma Hanım akşamın sonuna doğru, gözlerinde muzip bir ışıltıyla. “Sizi şaşırtacak bir sürpriz olacak ama biraz daha bekleyeceksiniz.” Mehmet eşinin elini sıkarak, “Sorun yok, merak etme,” dedi. Ayşe ise merakını bastırmaya çalışarak, “Merak ettim doğrusu, belki sen biliyorsun da söylemiyorsun?” diye sordu. Mehmet, “Vallahi bilmiyorum,” diye cevapladı. “Ama asıl önemli olan birlikte ve mutlu olmamız.” Ayşe başını salladı ama kadın merakı onu rahat bırakmıyordu. Fatma Hanım’dan bir ipucu almaya çalıştı ama kayınvalidesi sadece esrarengiz bir gülümsemeyle, “Şimdi söylersem sürpriz bozulur. Sabredin!” dedi.

Aylar geçti ama vaat edilen hediye bir türlü gelmedi. Başta gülümseten bu konu, zamanla Ayşe’yi rahatsız etmeye başladı. Sekiz ay sonunda Fatma Hanım’a sözlerini hatırlatmaya karar verdi. “Tabii, senin için önemli olan sadece para!” diye öfkelendi Fatma Hanım, sesi kırgınlıkla titriyordu. “Keşke bana halimi hatırımı sorsaydın, yardıma ihtiyacım var mı diye!” Ayşe şaşkınlıkla, “Bir şeye ihtiyacınız varsa söyleyin, her zaman destek oluruz,” diye karşılık verdi ama bu öfkenin nedenini anlayamamıştı. Fatma Hanım sessiz kaldı, sadece mağdur rolü yapıyor ve oğluna gelininin “küstahlığından” şikâyet ediyordu. Mehmet, eşine, “Annemi hediye konusunda sıkıştırma,” dedi. “Bana öyle bir sahne çekti ki sabrım tükendi.” Ayşe, “Sadece merakımdan sordum, o kadar gizem yaptı ki!” diye savundu kendini.

Bundan sonra Ayşe, Fatma Hanım’la temasını en aza indirdi, sadece gerektiğinde konuşuyordu. Ama bu durumu daha da kötüleştirdi. Fatma Hanım yeniden oğluna şikâyete başladı: “Gelinin benden lüks bir hediye beklerken etrafımda pervane oluyordu. Ama bir şey alamayacağını anlayınca yüzünü ekşitti ve benden kaçıyor!” Mehmet, “Bu doğru değil, Ayşe öyle biri değil,” diye eşini savundu. Fatma Hanım pes etmedi: “O zaman bu davranışını açıklasın! O konuşmadan sonra evime bile uğramıyor, konuşursa da zoraki konuşuyor.” Ayşe bunu duyunca iç çekti: “Kayınvalideme laf anlatılmaz. Önce ilgim onu rahatsız etti, şimdi mesafeli duruşum.” Mehmet suçlu bir ifadeyle, “O, bizim ondan sadece para beklediğimizi sanıyor,” dedi. Ayşe, “Tabii, kendisi bir yıl boyunca hiçbir şey hediye etmedi,” diye hatırlattı. “Benim ailem ise sürekli ikram getiriyor, bahçelerinden sebze veriyor ve asla boş gelmiyor.” Mehmet gerildi: “Yani annemin bize boş geldiğini mi ima ediyorsun? O benim tek annem, saygı göstermeni istiyorum.” Ayşe keskin bir tavırla, “Sorun yok,” dedi. “Ama o sadece boş gelmiyor, ayrıca benim hazırladığım yemekleri de götürüyor.”

Hediye konusu yasaklı hale geldi ama ailedeki tartışmalar dinmedi. Fatma Hanım, adeta yangına körükle gidiyor, sürekli gelini hakkında şikâyet ediyordu. Diğer yandan tanıdıklarına ve akrabalarına melek yüzlü ifadelerle Ayşe’yi ne kadar sevdiğini anlatıyordu. “Oğlumla birlikte ona tapıyoruz, her şeyi yapıyoruz ama karşılığında hiçbir minnet görmüyoruz,” diye yakınıyordu. “Hiç karışmıyorum, pahalı hediyeler veriyorum. Hatta ona büyükannemden kalma antika bir yüzük vermeyi düşünmüştüm, ama bana nasıl davrandı!” Dinleyenler sempatiyle baş sallıyor ve Fatma Hanım’ın samimiyetinden şüphe etmiyordu—rolünü o kadar iyi oynuyordu.

Evlilik yıldAyşe, bu durum karşısında iyice yıpranmıştı, artık kayınvalidesinin oyunlarına katlanacak takati kalmamıştı.

Rate article
Lifequest
Vaat Edilen Hediyenin Gizemi