Kız kardeşim eve taşınmak istiyor, eşim ise kesinlikle karşı: İki arada kaldım

Rüyamda kendimi iki ateş arasında kalmış gibi hissediyordum. Adım Elif. Şu an korkunç bir seçimle karşı karşıyayım: ya sevgili kocamla kavga edeceğim ya da öz kardeşimle…

Ablam Ayşe bana her zaman kararsız davranmıştır. Benden üç yaş büyük olan ablam, çocukluğumuzdan beri anne babama karşı beni kıskanırdı. Ona göre bana daha fazla oyuncak bebek, tatlı ve kıyafet alınıyordu. Oysa annemle babam bizi eşit severdi. Sadece ben küçük şeylerle mutlu olmayı bilirdim, o ise bunları hak olarak görürdü.

Hatırlıyorum da, Ayşe oyuncaklarımı sırf beni ağlatmak için alırdı, oynamak için değil. Yıllar geçse de bu tavrı hiç değişmedi.

Mehmet’le – şimdiki kocamla – tanıştığımda, Ayşe’nin soğukluğu daha da arttı. Gizlice aileme fısıldadığı şeyler vardı: “Bu evlilik uzun sürmez” gibi. O zamanlar ben 22, Mehmet 24 yaşındaydı. Ayşe ise 25’ine gelmişti ve hayatında tek bir ciddi ilişki bile olmamıştı.

Evlendikten sonra Mehmet’le bir süre kayınvalidemin yanında yaşadık. Ancak kısa sürede kayınvalidem yabancı biriyle evlenip yurtdışına taşındı ve bize İstanbul’daki iki odalı dairesini bıraktı.

Birkaç yıl sonra Mehmet’in dedesi vefat etti ve ona şehrin başka bir semtindeki iki odalı daireyi miras bıraktı. Böylece birden iki evimiz oldu.

Bir daireyi kiraya verip elde ettiğimiz parayı oğlumuz Emir’in eğitimi için biriktirmeye karar verdik. Emir şimdi 12 yaşında ve zamanın ne çabuk geçtiğinin farkındayız.

Ayşe ise sanki beni takip edercesine, benim evliliğimden kısa süre sonra ilk karşılaştığı adamla – Ali’yle – alelacele evlendi. Tembel, sorumsuz, günü birlik işlerle geçinen biriydi. Buna rağmen ablam ona üç çocuk doğurdu. Dördü birlikte annelik maaşı ve ailemizin kısıtlı yardımlarıyla aldıkları küçücük bir stüdyo dairede yaşıyorlar.

Yeğenlerime her zaman üzülürdüm: kötü giyimli, aç, sürekli hasta… Annemle babam Ayşe’ye para yardımı yapmaya çalışıyordu ama emekli maaşlarıyla ne kadar yardım edebilirlerdi ki?

Mehmet’le uzun süre kiradaki dairemizi ablamdan sakladık. Neredeyse bir buçuk yıl bu sırrı korumayı başardık. Ama sonunda Ayşe öğrendi.

Bir gün bana kesin bir taleple geldi:

“Elif, anlıyorsun değil mi?” neredeyse ağlıyordu. “Siz kiraya veriyorsunuz, biz ise tıka basa dolu bir evde yaşıyoruz! Dairenin yanında harika bir sanat okulu var, kızım Sude dans etmeyi, oğlum Mete müzik öğrenmeyi istiyor! Lütfen yardım et! Bizi bir süreliğine ücretsiz alın, sonra Ali iş bulur, ben çalışmaya başlarım – size bir şeyler ödemeye başlarız. Biz aileyiz sonuçta!”

Ona bakarken garip bir acıma ve korku karışımı hissediyordum. Çocuklara acıyordum – ve geleceğimizden korkuyordum.

Mehmet’e her şeyi anlattım.

“Olmaz!” diye kestirip attı. “Cesedim çiğnenmeden olmaz! O kalabalık daireyi yerle bir ederler, bir kuruşunu dahi görmeyiz! Onların Ali’si iş mi bulacak? Adam hayatında düzgün bir gün çalışmadı ki! Ablan dördüncü çocuğa hamile kalır – işe gitmemek için!”

Ona bunun geçici olduğunu, şu an zor durumda olduklarını anlatmaya çalıştım.

“Söylediklerine kendin inanıyor musun?” diye alaycı bir gülüşle sordu Mehmet. “Parmak verirsen kolunu kaptırırsın. Hayır! Zaten yeni kiracı aramaya başladım!”

Ertesi sabah Ayşe aradı:

“Neredeyse her şeyi topladık! Birkaç kutu kaldı – taşınıyoruz! Bizi bekle!”

Telefonu elimde tutmuş, ne cevap vereceğimi bilemiyordum. Boşuna eşyalarını topladıklarını söylemedim… Onları içeri almayacağımızı söylemedim.

Annemi üzmekten korkuyorum – kalbi hassas. En ufak bir şey onun için tehlikeli olabilir.

Ablamı tamamen kaybetmekten korkuyorum – aynı zamanda kocamla ilişkimi mahvetmekten de korkuyorum.

Beni içten içe parçalayan bir seçimle karşı karşıyayım.

Kalp, kan bağıma yardım etmemi söylüyor. Ama akıl ve çocukluk kırgınlıkları hatırlatıyor: Ayşe hep aldı, hiç vermedi.

Mehmet ise… O hep yanımdaydı: destek oldu, ayağa kaldırdı, hayatımızı birlikte inşa ettik. Ve şimdi benden tek bir şey istiyor – emeğimizi, ailemizi, geleceğimizi korumamı.

Anlıyorum ki ne kadar zor olursa olsun, “hayır” demek zorundayım.

Ablama hayır diyecek gücü bulmalıyım. Kızsın. Nefret etsin. Kocamı, oğlumu, ailemi seçiyorum.

Ama bu seçim ne kadar acı verici… Öz kanının seni böyle korkunç bir kararla karşı karşıya bırakabileceğini anlamak ne kadar acı…

Rate article
Lifequest
Kız kardeşim eve taşınmak istiyor, eşim ise kesinlikle karşı: İki arada kaldım