Küçük bir kasabada, dedikoduların rüzgârdan hızlı yayıldığı yerlerden birinde, aşkla başlayan hayatım şimdi kaygı ve şüphelerle dolu. Adım Elif, 29 yaşındayım ve daha önce evlenmiş bir adam olan Emre’yle evlendim. Onunla bir oğlumuz oldu, Arda, ve her şey yolunda gibi görünüyordu. Ama aynı kasabada yaşayan eski eşinin gölgesi, mutluluğumu zehirliyor. Yaşananların normal olup olmadığını bilmiyorum, yoksa ben deliriyor muyum?
Geçmişin Gölgesi
Emre, kibarlığı ve özgüveniyle beni kendine bağlamıştı. Benden 10 yaş büyük olması ve hayat tecrübesi bana güven veriyordu. Tanıştığımızda üç yıldır boşanmış durumdaydı. İlk evliliği Sibel’le yedi yıl sürmüş ve çocukları olmamıştı. Bana ayrılma sebebinin onun aldatması olduğunu söylemişti ve ben ona inanmıştım. İki yıl önce evlendik ve kısa süre sonra Arda, küçük meleğimiz, dünyaya geldi. Geçmişin geride kaldığını sanıyordum ama yanılıyormuşum.
Sibel, aynı kasabada yaşıyor ve varlığını her yerde hissediyorum. Yerel bir kafede çalışıyor, benim gittiğim markete alışverişe gidiyor ve sanki hayatımızla ilgili her şeyi biliyor. Onunla tesadüfen karşılaştığımda, içi nefret dolu bakışlarını fark ettim. Başta bunun tesadüf olduğunu düşündüm, ama sonra aklımı kaybettiğimi düşündürecek şeyler yaşamaya başladım.
İşler küçük şeylerle başladı. Birisi bahçe duvarımıza tebeşirle “Kocamı geri ver” yazmıştı. Silip Roman’a söylemedim ama içimde bir şeyler koptu. Sonra sosyal medyadan anonim mesajlar almaya başladım: “Başkasının yerini aldın”, “Yine bana dönecek.” Hepsini engelledim ama korkum büyüdü. Bir gün kapının önünde Emre ve Sibel’in eski bir fotoğrafını buldum—gülümseyerek birbirlerine sarılıyorlardı. Emre’ye sordum, omuz silkti: “Özlüyor herhalde. Takma kafana.” Ama nasıl takmayayım ki gölgesi her yerde?
En kötüsü bir ay önce oldu. Arda’yla parkta yürüyordum ve Sibel yanıma geldi. Gülümsüyordu ama sözleri zehir gibiydi: “Onun senin olduğunu mu sanıyorsun? Hâlâ geceleri beni arıyor.” Donup kaldım. O gitti, ben ise olduğum yerde taş kesilmiştim. Eve gidip Emre’ye baskı yaptım. Onunla konuşmadığına, Sibel’in ailemizi yıkmak için yalan söylediğine yemin etti. Ona inanmak istiyorum ama şüpheler içimi kemiriyor. Ya doğru söylüyorsa? Ya hâlâ onu seviyorsa?
Ailem Tehdit Altında
Hayatım bir paranoyaya dönüştü. Emre uyurken telefonunu karıştırıyorum, Sibel’in çalıştığı kafenin önünden geçerken onun tepkilerini izliyorum. Kendimden nefret ediyorum ama duramıyorum. Arda, ışığım ama onun gülüşü bile ailemizin çökebileceği korkusunu bastıramıyor. Annem, halimi görünce “Elif, kaç ondan. Böyle geçmişi olan erkek hep sorun çıkarır,” diyor. Ama ben Emre’yi seviyorum. İyi bir baba, özenli bir koca, ama geçmişi patlamaya hazır bir mayın gibi.
Sibel’le konuşmayı denedim, ona mesaj atıp bizi rahat bırakmasını istedim. Cevabı şuydu: “Kiminle işe kalkıştığını bilmiyorsun. O hep benim olacak.” Sözleri beni yavaş yavaş zehirleyen bir ilaç gibi. Yalan mı söylüyor bilmiyorum ama bu kadar emin konuşması korkutuyor. Neden peşimizi bırakmıyor? Neden hâlâ bizi takip ediyor? Ve neden Emre bunu normalmiş gibi sakin karşılıyor?
İçimdeki Kargaşa
Bu normal mi, bilmiyorum. Belki de abartıyorumdur? Belki de eski eşi kabullenememiş ve zamanla vazgeçecek? Yoksa gerçeği öğrenmek için daha derine mi inmeli? Araştırmaya başlarsam ailemi yıkacak bir şey bulmaktan korkuyorum. Ama bu korku, bu şüpheyle daha fazla yaşayamam. Arkadaşlarım “Boş ver, kıskanıyor işte,” diyor. Ama nasıl boş vereyim ki onun gölgesi hayatımın her köşesinde?
Emre, halimi görünce beni sakinleştirmeye çalışıyor: “Elif, seninleyim, seni seviyorum.” Ama sözleri giderek daha az inandırıcı geliyor. Sibel’den bahsettiğimde konuyu değiştirmesi, onu ağzıma alınca gerilmesi… Umursamazlık mı yoksa sakladığı bir şey mi var? Kocamın geçmişini karıştıran bir kadın olmak istemiyorum, ama kandırılan saf biri de olmak istemiyorum.
Ne Yapmalı?
Bu yazı bir çığlık. Bununla nasıl yaşayacağımı bilmiyorum. Emre’den ayrılmalı mıyım? Sibel’le yüzleşmeli miyim? Onunla tekrar konuşmalı mıyım, ama doğruyu söylemesini nasıl sağlarım? Arda’yı, ailemizi, kendimi korumak istiyorum. Ama neyin gerçek, neyin yalan olduğunu bilmezken nasıl? 29 yaşında mutlu bir aile hayal ederdim, şimdi ise düşmanın geçmişin gölgesi olduğu bir gerilim filmindeyim.
Normal mi, bilmiyorum. Ama artık bu korkuyla yaşayamam. Bir sonraki adımım hata da olsa, içimdeki huzuru geri almak için atacağım. Sibel, Emre, kalbim… Birisi yalan söylüyor ve gerçeği bulacağım, kalbim kırılsa bile.




