Kayınvalideme çorba vermekten çekinmem, ama ziyaretleri beni çaresiz bırakıyor.

Bir kase çorbayı kaynvalideme vermekten çekinmem ama onun bu ziyaretleri beni çıldırma noktasına getiriyor.

Eski evlerin elma ağaçlarının gölgesinde saklandığı küçük bir İzmir kasabasında, 32 yaşında hayatım sürekli kaynanama yaranma çabasına dönüştü. Adım Esra, eşim Murat’la evliyiz ve onun annesi, Sevim Hanım’ın tam üst katında oturuyoruz. Bir tabak çorbayı ona vermek sorun değil, televizyonu da bizde saatlerce izleyebilir ama her gün gelip gece yarısına kadar kalması iç huzurumu altüst ediyor. Dayanacak gücüm kalmadı ve eşimi kırmadan bu durumu nasıl durdurabileceğimi bilemiyorum.

### İçine düştüğüm aile

Murat, üniversite yıllarından beri aşkımdı. Nazik, düşünceli, elektrikçi olarak çalışıyor ve hep onun yanında güvende hissettim. Dört yıl önce evlendik ve onun ailesiyle yaşamaya hazırdım. Sevim Hanım, oğluna düşkün tatlı bir dul gibi görünüyordu. Onun üst katına taşındığımızda, yakın olmanın kolaylık sağlayacağını düşünmüştüm. Ama yardım yerine, her gün kendimi işgal altında buldum.

İki yaşındaki kızımız Elif, hayatımızın merkezi. Onunla daha çok vakit geçirebilmek için yarı zamanlı muhasebeci olarak çalışıyorum. Murat sık sık işte fazla mesai yapıyor, ben de tek başıma idare etmeye çalışıyorum. Ama Sevim Hanım, bizim evi kendi ikinci evi yaptı. Her gün, habersiz bir şekilde çıkageliyor ve ziyaretleri sadece bir fincan çay değil, tam bir istila.

### Gitmeyen Kaynana

Sabahları başlıyor her şey. Yemeği hazırlıyorum, kapı çalınıyor – Sevim Hanım. “Esra, bir merhaba demeye geldim, nasılsın?” diyor ama bir dakika sonra masada oturmuş, tabakta çorbasını bekliyor. Cimri değilim, çorbaya canım sağ olsun, afiyetle yesin. Ama yemekten sonra gitmiyor. Televizyonu açıyor, dizilerini saatlerce izliyor, yüksek sesle yorumlar yapıyor. Elif etrafta koşturuyor, ben temizlik ya da iş peşindeyim ama kaynana sanki meşgul olduğumu fark etmiyor.

Gece yarısına doğru, ayakta zor durduğumda, nihayet aşağıdaki evine iniyor. Ama bu bile bitmiyor – bir şey “unutup” geri gelebiliyor ya da Murat’a sızlanmak için telefon ediyor. Onun varlığı, kapatamadığım bir arka plan gürültüsü gibi. Yemek yapışımı, Elif’i giydirişimi, ev işlerimi eleştiriyor. “Esra, bizim zamanımızda çocuklar daha çok uyurdu,” diyor ve ben içim kaynama derecesine gelse bile sessiz kalıyorum.

### Murat’ın Sessizliği

Murat’la konuşmaya çalıştım. Kaynanamızın bir gece yarısına kadar oturduğu günün ardından, “Murat, çok yoruluyorum, biraz özel alana ihtiyacım var,” dedim. O iç çekti: “Anne yalnız, canı sıkılıyor. Katlan biraz.” Katlanmak mı? Her gün katlanıyorum ama sabrım tükeniyor. Murat annesini seviyor ve ona değer verdiğini biliyorum, ama benim huzurumdan neden vazgeçmem gerekiyor? Onun sessizliği, kendimi bu ailede yalnız hissetmeme neden oluyor.

Elif, küçük kızım, artık büyükannesinin sürekli orada olduğuna alışmış ama bu ziyaretler yüzünden uyku düzeninin bozulduğunu görüyorum. Evimin benim olmasını, kızımla oynayabilmeyi, eşimle yalnız vakit geçirebilmeyi istiyorum. Ama Sevim Hanım sanki bizim evde olma hakkını kendinde görüyor. Aşağıda, iki adım ötede evi var ama bizim koltuğumuzu, televizyonumuzu, hayatımızı tercih ediyor.

### Son Damla

Dün her zamankinden daha kötüydü. Akşam yemeği hazırlıyordum, Elif huysuzlanıyordu ve Sevim Hanım televizyonu son ses açtı. Alçaltmasını rica ettim ama elinin tersiyle itti: “Esra, mızmızlanma, sana engel olmuyorum ya.” EngGece yarısı kapıyı çalıp “Bir bardak su alabilir miyim?” diye sorduğunda, artık dayanamayıp kapıyı yüzüne kapattım.

Rate article
Lifequest
Kayınvalideme çorba vermekten çekinmem, ama ziyaretleri beni çaresiz bırakıyor.