Kayınpederimin Hizmetçisi Değilim

Bugün günlüğüme yazmak istediğim bir şey var. Kayınvalidem, Emine Hanım, mutfaktan bir anlığına çıktığında, kayınbabam Hüseyin Bey bana döndü ve emir kipiyle, “Ayşe, git de şu tavuğu ısıt, soğudu bile!” dedi. Donlu kaldım, kulaklarıma inanamadım. Ne yani, artık resmen hizmetçi mi oldum? İstersen kendin ısıt, diye bağırmak istedim ama bunun yerine, bacaklarıma sürtünen kediyi okşayarak, “Hüseyin Bey, ben hizmetçi değilim, kendiniz ısıtabilirsiniz,” dedim. Bana bir baktı ki sanki isyankârım, içimde kaynayan bir öfke hissettim. Bu sadece tavuk meselesi değildi, bu aşmayı reddettiğim bir sınırdı.

Eşim Mehmet’le ayrı yaşıyoruz ama her pazar akşamı ailesine yemeğe gideriz. Emine Hanım o kadar lezzetli yemek yapar ki parmaklarınızı yersiniz, ben de her seferinde zevkle giderim, sohbet ederim, onun meşhur etli yaprak sarmalarını yerim, hikâyelerini dinlerim. Hüseyin Bey genelde sessizdir, masanın başında bir general edasıyla oturur, çoğunlukla söylenir. Onun emretme huyuna alışığım: “Tuzu uzat,” “Tabağı kaldır,” der hep. Umursamazdım, yaş işte, alışkanlık, ne yapacaksın? Ama bu sefer çizgiyi aştı.

O akşam masada kızarmış tavuk ve patates yiyorduk. Emine Hanım her zamanki gibi telaşlıydı, üstüne tabaklar koyuyor, ben de ona bulaşıkları toplarken yardım ediyordum. Balkona meyve suyu almaya çıktığında, Hüseyin Bey fırsatı değerlendirdi. Ben tam kucağımda mırıldanan kedileri Maviş’i okşarken, birden emir gibi bir ses: “Tavuğu ısıt!” Önce duyduğuma inanamadım. Öyle bir bakış attı ki sanki fırlayıp mikrodalgaya koşmam gerekiyormuşum. Hâlbuki ben işten gelmişim, yorgunum, en güzel kıyafetlerimle misafirliğe geldim, aşçılığa değil.

Verdiğim cevap onu şaşırttı. Kaşlarını çattı, “Gençlikte saygı kalmadı,” diye mırıldandı. Saygı mı? Peki ya bana olan saygı? Yardım etmeye karşı değilim ama bu bir rica değil, emirdi, sanki ben onların hizmetçisiyim. Emine Hanım döndüğünde havadaki gerginliği hissetti, “Ne oldu?” diye sordu. Anlatmak istedim ama Hüseyin Bey sözü kaptı: “Bir şey yok, Ayşe yaşlı adama yardım etmek istemiyor.” Yardım mı? Tavuk ısıtmak şimdi yardımseverlik mi oldu? Öfkemi zor tuttum, sadece, “Emine Hanım, ben her zaman yardım ederim ama hizmetçi değilim,” dedim.

Eve dönüşte Mehmet’e anlattım. Her zamanki gibi yumuşatmaya çalıştı: “Ayşe, babam kötü niyetle söylemedi, annem her şeyi yapıyor ya, ona alışmış. Bozma keyfini.” Kolay söylüyor, ona emir yağdırılmıyor ki! Rica edilirse severek yardım ederim ama Hüseyin Bey’in tonu sanki ben onların hizmetçisiyim gibiydi. Mehmet, “Babamla konuşurum,” dedi ama biliyorum ki o tartışmalardan kaçar. “Anneme söylerim, o halleder,” diye ekledi. Emine Hanım belki konuşur, hep beni savunur ama ailede gerginlik olsun istemem.

Şimdi ne yapacağımı düşünüyorum. İçimden bir ses bir sonraki sefere hiç kalkmadan oturup, “Hüseyin Bey kendi tavuğunu kendisi ısıtsın,” demek istiyor. Ama bu çocukça bir hareket olur, bir de Emine Hanım’ı üzmek istemem, suç o değil. Diğer yandan açıkça konuşmayı düşünüyorum: “Saygı duyuyorum ama hizmetçiniz değilim, karşılıklı saygıyla konuşalım.” Ama bunu küstahlık sanıp kriz çıkarsa diye korkuyorum. Arkadaşım, “Şakayla karışık söyle, mikrodalga kendisi halledebilir dersin,” diye önerdi. Şaka mı? Belki işe yarar ama şu an çok sinirliyim.

Eskiden Hüseyin Bey’in daha nazik olduğunu hatırlıyorum. Mehmet’le yeni evlendiğimizde salatalarımı beğenir, gençliğinden komik hikâyeler anlatırdı. Şimdiyse sanki Emine Hanım gibi onun emirlerine göre hareket etmem gerektiğini düşünüyor. Ama ben onun değilim! Kendi işim, kendi hayatım var ve ben misafir olarak geliyorum, hizmetçi olarak değil. Ailelerini seviyorum ama emir dinlemeyeceğim. Belki yaşlılık, belki alışkanlık ama kendimi küçük düşürmeyeceğim, aile huzuru uğruna bile.

Şimdilik kibar ama kararlı olmaya karar verdim. Bir dahaki sefere yine emretmeye kalkarsa gülümseyip, “Mikrodalga köşede, sizi bekliyor,” diyeceğim. Asıl konuşmayı Emine Hanım’la yapacağım, o anlar. Kavga istemem ama sessiz de kalmam. O ev onların ama ben onların malı değilim. Tavuğunu kendisi ısıtsın, ben Maviş’i okşamaya devam edeyim. Zaten o mutfakta beni anlayan tek kişi o.

Bugün şunu öğrendim: Saygı tek taraflı olmaz, sınırlarını korumak da sevginin bir parçasıdır.

Rate article
Lifequest
Kayınpederimin Hizmetçisi Değilim