Sen Onlar Bana Benzemiyor Demiştin: Bir Dizi Ailemi Nasıl Mahvetti

– Bana hiç benzemiyorlar ya! – diye bağırdı ucuz bir dizinin ekranındaki karakter. – Kör müsün sen? Adeta senin kopyan!

Erdem zoraki bir gülümsemeyle karısına baktı. Bu akşam çayla birlikte dizi izleme fikrini ortaya atan oydu. Eğer o gün birisi çıkıp da bu “dizi” yüzünden ailesinin parçalanacağını söyleseydi, alay edip geçerdi.

– Aslında onu anlıyorum, – dedi Erdem soğuk bir ifadeyle, gözlerini ekrandan ayırmadan. – Benim çocuklarım da bana hiç benzemiyor. Hiçbiri. Dördü de senin tıpatıpın. Belki bana da DNA testi yaptırsam?

– Çok komiksin, – diye buruştu Elif’in yüzü. – Bundan başka akıl edemedin mi?

– Ciddiyim. Bana her şey anlatıldı. Çocukların benim olmadığını biliyorum.

– Ne saçmalıyorsun?! Bunu sana kim söyledi?!

– Birisi. İş arkadaşım. Aile fotoğrafımıza bakıp, “Onların senin olduğuna emin misin?” diye sordu. O an anladım ki, hayır, emin değilim. Ne görünüş olarak ne de karakter olarak bana benziyorlar.

Elif’in yüzü bembeyaz oldu. Kalbi acı, öfke ve panikle sıkıştı. Yıllar boyu birlikte yaşamışlardı. Zorluklar, mutluluklar, hastalıklar, sınavlar, doğumlar… O ise… Sadece bir fotoğrafa bakıp yabancı birinin sözüne inanmıştı.

– Gerçekten yirmi yıl boyunca sana yalan söylediğimi mi düşünüyorsun? Sana başkasının çocuklarını yükleyebileceğimi mi sanıyorsun?! Aklını kaçırmışsın!

– Rol kesmeyi bırak! Kendin de görüyorsun! Hepsi senin kopyan! Ben onlar için neyim, dayı mı?

– O kim? – diye sordu Elif buz gibi bir sesle. – Kafana bunları sokup duran kadın mı?

– Kadınla ne alakası var? İş arkadaşım! O da böyle bir şey yaşamış.

– Tabii ya. Sen de hemen rüzgâra kapılmış çocuk gibi oldun. Boşanıyor muyuz peki?

– Boşanıyoruz, – diye cevapladı sakince. – DNA testi yaptıracağım. Eğer hiçbiri benim değilse, nokta. Babaları hanesine çizgi çekilir.

Çocuklar, babalarının onlardan şüphe ettiğini öğrenince onunla konuşmayı kestiler. On sekizine basan büyük oğlu, artık ona “baba” demeyeceğini söyledi. Beş yaşındaki küçük ise şaşkınlıkla bakıp, “Baba, bana kızdın mı?” diye soruyordu.

Aile paramparça oluyordu. Arkadaşlar, akrabalar, iş çevresi şoktaydı. Elif çaresizlik içindeydi, Erdem ise inatçı ve kimseyi dinlemiyordu. Peki sebep neydi? İşe yeni giren Sibel adında genç, hırslı, bembeyaz dişli ve avcı ruhlu bir kadın.

– Yanlış anlama, – diyordu Erdem’e bir kahve molasında. – Ama çocuklarında senden hiçbir şey göremiyorum. Ne yüz hatları, ne karakter… Oysa böyle şeyler olur…

Önce öfkelendi, sonra şüpheye düştü. Sonunda inanmaya başladı. Ve ardından mahkeme, testler, sonuçlar. Dört rapor da aynıydı: Erdem Demir, biyolojik baba.

Sibel ağladı, özür diledi, bunun aşk olduğunu ve kötülük kastetmediğini söyledi. Erdem, boşandıktan bir hafta sonra onunla evlendi.

Ama yeni bir hayat kurulamadı. İşte boykot, ardından kovulma. Sibel de işten atıldı. Arkadaşlar yüz çevirdi. Komşular arkasından tükürdü. Kısa süre sonra Sibel eşyalarını toplayıp gitti – “baskıya dayanamadım” diyerek.

Geri dönmeye çalıştı. Eski evinin kapısını çaldı.

– Üzgünüm, – dedi Elif, – artık bize ihtiyacın yok. Biz iyiyiz.

Ve Erdem tek başına kaldı. Ailesiz, arkadaşsız, çocuksuz… Üstelik onlara sandığından çok daha fazla benziyormuş.

Rate article
Lifequest
Sen Onlar Bana Benzemiyor Demiştin: Bir Dizi Ailemi Nasıl Mahvetti