«Senin Gelmeyeceğini Düşünmüştüm…»: Bir Dönüş Hikayesi

“Gelmeyeceğinizi düşünmüştüm…” — Bir Dönüşün Hikayesi

Mehmet işten eve döndüğünde çantasını yere fırlattı, ayakkabılarını çıkarıp mutfağa yürüdü:

“Bugün akşam yemeğinde ne var?” diye sordu, alışılmış bir tonla.

Ayşe dönüp bakmadı bile.

“Hiçbir şey. Ama fark etmez. Bugün ev sahibesiyle konuştum. Ay sonunda taşınacağımızı söyledim.”

Mehmet olduğu yerde donakaldı.

“Ne? Henüz yeni bir yer bulamadığımızı konuşmuştuk.”

“Neden arasın ki?” diyerek ona döndü, hafif bir gülümsemeyle. “Senin eski eşin, Esra’nın yanına taşınıyoruz.”

Sandalyeye çöktü, şaşkınlık içinde.

“Ayşe, aklını mı kaçırdın?”

“Tamamen yerinde. Sen kendin dedin, dairenin bir kısmı hâlâ senin. Para biriktiririz, zaten Kerem için yakındaki bir anaokulu buldum, marketler de yürüme mesafesinde.”

Mehmet nefes alamıyormuş gibi hissetti. Uzun zamandır kendi hayatının efendisi değildi. İşi eskisi kadar kazançlı değildi, umut bağladığı inşaat projesi ertelenmişti ve para sıkıntısı onu boğuyordu.

Ayşe ile araları çoktan bozulmuştu. O daha gençti, talepkârdı ve lüksü severdi. Bir zamanlar bu çekici gelmişti. Şimdiyse yıpratıyordu.

Uzun süredir tereddüt etti ama sonunda Esra’yı aradı.

“Zor durumdayız. Birkaç aylığına kalacak yer arıyoruz.”

“O ev senin de evin, Mehmet. Tabii ki gel,” diye cevapladı sakin bir sesle.

Taşındıklarında, Ayşe daireyi şöyle bir süzdü ve burun kıvırdı:

“Biraz loş,” diyerek ayakkabılarıyla içeri daldı. “İdare eder.”

Esra hiç ses çıkarmadı. Ama mutfağa geldiklerinde kuralları koydu:

“Temizliği sırayla yapacağız. Yemeği kendimiz pişireceğiz. Buzdolabı ortak, ama raflar ayrı.”

Ayşe küplere bindi:

“Kurallara göre yaşamak için gelmedik!”

“Biz de size pansiyon hizmeti vermek için sizi ağırlamıyoruz,” diye cevapladı Esra, sesini yükseltmeden.

Sonraki ay bir kabusa dönüştü. Ayşe sürekli Esra’ya öfkelendi, üstü kapalı taşınmasını ima etti. Ama Esra direndi. Mehmet sustu, çünkü biliyordu ki bu durumun suçlusu oydu.

Bir gün Esra, “Anne babamın yanına gideceğim. Dinlenirim. Yalnızca rica ediyorum, evi mahvetmeyin,” dedi.

Ayşe sevincini zor gizledi. Ertesi gün yine konuyu açtı:

“Bir tasarımcıyla konuştum, fayansları seçtim, ödeme yapmamız gerekiyor…”

Mehmet patladı:

“Sen kafayı mı yedin? Bunları hiç konuşmadık. Tek kuruş vermeyeceğim!”

“Karar vermeye sen mi yetkilisin?” diye hırladı. “Sen zaten uzun zamandır eş değilsin, neredeyse boş bir cüzdansın.”

Akşam olunca bavullarını topladı.

“Kerem’le birlikte Antalya’ya gidiyoruz. Bizi geri istersen, gel. Parayı da getir.”

Mehmet sessiz bir şekilde kartını çıkardı ve çantaya fırlattı.

“Oğlumla pazar günleri görüşeceğim.”

Kapı kapandığında, Mehmet uzun yıllar sonra ilk kez özgürlüğü hissetti. Pencereye dayanıp nehre uzun uzun baktı.

Bir hafta sonra Esra döndü. Her zamanki gibi sessizce. Banyodan su seslerini duyunca, unutup kapıya koştu.

“Affet…” diye mırıldandı onu görünce.

Mutfakta onu izlerken, arkasına bakmadan, “Sanırım seni hâlâ seviyorum,” dedi.

“Ben de, Mehmet. Ama geriye dönüş yok. Ancak yeniden başlarsak.”

“Hazırım,” diye fısıldadı.

“Hazırmış…” diyerek gülümsedi Esra. “Yine benim geçindirmem gerekecek gibi. Aç mısın?”

“Tabii. Sabah beri bir şey yemedim.”

“O zaman patatesleri doğra. Bu arada, biz burada her şeyi kendimiz yaparız…”

Rate article
Lifequest
«Senin Gelmeyeceğini Düşünmüştüm…»: Bir Dönüş Hikayesi