Benden Çocuk İstedi, Ama Oğlumuz Üç Aylık Olunca Annesine Kaçtı

Adım Ayşe ve hâlâ yaşadıklarımın şokunu atlatamıyorum. Bana çocuk yapmam için yalvaran, baba olmayı hayal eden, sevgi ve destek sözleri veren kocam, bebekle gerçek hayat başlar başlamaz bizi terk etti. Üstelik öylece gitmedi—annesiyle yaşamaya gitti. Ben ise küçücük bir oğlan çocuğu, ağrıyan belim ve paramparça bir kalple tek başıma kaldım.

Murat’la üç yıl önce evlendik. İlk zamanlar her şey mükemmel görünüyordu. Genç, aşık ve geleceğe dair hayaller kuruyorduk. Ama ben biliyordum: çocuk yapmak için acele etmemeliydik. Ayaklarımızın üzerinde durmalı, daha büyük bir ev almalı, en azından küçük de olsa bir birikim yapmalıydık. Bunu biliyordum çünkü küçük kardeşlerim vardı ve bir bebeğe gün boyu bakmanın ne kadar zor olduğunu iyi anlıyordum. Murat ise tek çocuktu, her zaman korunmuştu, hayatında hiç gerçekten ağır bir şey yapmamıştı.

Derken kuzeninin çocuğu doğdu ve Murat deliye döndü. Akrabalarını ziyaretten döndüğünde hep aynı konuyu açmaya başladı:

“Haydi artık, Ayşe. Bizim de sıramız geldi! Niye hep erteliyoruz? Gençken ebeveyn olmak daha kolay. Sen hazır olmayı beklerken kırkımıza da basacağız…”

Ona anlatmaya çalıştım: bir çocukla yarım saat oynamak başka, geceleri uyumamak, gaz sancılarıyla uğraşmak, beslemek, sallamak bambaşka. Ama o dinlemiyordu:

“Sanki çocuk değil de, bir doğal afet doğuracakmışsın gibi konuşuyorsun!”

Ailelerimiz de ateşe körükle gidiyordu. Hem annem hem kayınvalidem, “Doğur, biz her şeyi yaparız, gece gündüz yanında oluruz,” diye ısrar ediyorlardı. Dayanamadım, pes ettim.

Hamileyken Murat örnek bir eşti. Çantaları taşıyor, temizlik yapıyor, yemek hazırlıyor, ultrasonlara benimle geliyor, heyecanlanıyor, karnıma dokunup ikimizi ne kadar sevdiğini fısıldıyordu. İyi bir baba olacağına inanmıştım.

Ama masal, hastaneden eve döndüğümüz anda bitti. Bebek ağlıyordu. Sürekli. Uzun uzun. Sebepsiz yere ya da bir sebeple. Murat’ı gece nöbetlerinden korumaya çalışıyordum, ama oğlum her iki saatte bir uyanıyordu. Evin içinde tur atıyor, sallıyor, ninniler söylüyordum, ama iki odalı dairede bebeğin çığlığından kaçış yoktu. Mutfak ışıkları bütün gece yanıyordu ve Murat’ın yatakta dönüp durduğunu, kulaklarını tıkadığını, öfkelendiğini görüyordum.

Yavaş yavaş asabi oldu. Tartışmaya, sesimizi yükseltmeye başladık. İşte geç kalmaya başladı. Derken bir akşam, oğlumuz üç aylıkken, sessizce bir çanta topladı:

“Annemlere gidiyorum. Uyumaya ihtiyacım var. Baş edemiyorum. Boşanmak istemiyorum, sadece yoruldum. Büyüdüğünde dönerim…”

Koridorda, kucağımda bebek ve dolup taşan bir süt göğsüyle öylece kaldım. O ise gitti.

Ertesi gün kayınvalidem aradı. Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi sakindi:

“Yavrum, Murat’a katılmıyorum ama bu şekilde olması, tamamen patlamasından iyidir. Erkekler bebeklere uyum sağlayamazlar. Sana gelip yardım edeceğim. Sakın ona kızma.”

Sonra annem aradı.

“Anne, bunu gerçekten normal mi buluyorsun?” diye sordum, gözyaşlarımı zar zor tutarak. “Bana doğurmam için yalvardı. Şimdi beni bıraktı. Şimdi ne yapacağım?”

“Kızım, hemen karar verme. Evet, kaçtı. Ama başka birine değil, annesine gitti. Demek ki henüz her şey bitmedi. Zaman tanı. Geri dönecek.”

Ama ben onun dönmesini isteyip istemediğimden emin değilim.

Beni kırdı. En zayıf anımda ihanet etti. Ben kendimi unutup sadece oğlumuzu, üçümüzü düşünürken o pes etti ve gitti. Ebeveynliğin ilk aylarına bile dayanamadı. Şimdi onArtık tek başıma savaşmaktan yoruldum, ama oğlum için güç bulmaya devam edeceğim.

Rate article
Lifequest
Benden Çocuk İstedi, Ama Oğlumuz Üç Aylık Olunca Annesine Kaçtı