Anne Olmasına İzin Verildiğinde Eşinin Onu Terk Etmesinin Hikayesi

Bugün, işten dönerken hiçbir şeyin farkında değildim. Cuma akşamı, evin kapısını açtığımda her zamanki gibi seslendim:

*”Sevgilim, ben geldim!”*

Sessizlik. Evde tuhaf bir durgunluk vardı.

*”Garip… Normalde bu saatte evde olurdu,”* diye düşündüm ve yatak odasına yöneldim.

Kapıyı açtığımda adeta donakaldım. İsmail, eşim, aceleyle valize eşyalarını dolduruyordu.

*”İsmail… Ne yapıyorsun?”* diye fısıldadım, gözlerime inanamayarak.

*”Gidiyorum,”* dedi soğukkanlılıkla, bana bile bakmadan.

*”Nasıl gidiyorsun? Neden?! Ne oldu?”*

*”Hep senin baban yüzünden!”* diye sertçe çıkıştı.

*”Babam mı? Ne alaka?”*

Hiçbir şey anlamıyordum. Ne söylediğini, ne kastettiğini, ne de bütün bunların neden olduğunu. Ama emek verdiğim, sevgi ve sabırla kurduğum evliliğim gözlerimin önünde yıkılıyordu.

İsmail’le tanıştığımda yirmi sekiz yaşındaydım. O benden sekiz yaş büyüktü – kendinden emin, çekici, tecrübeli. O zamanlar gerçek bir erkekle karşılaştığımı sanmıştım. Ailem, arkadaşlarım, herkes “Evlenme vakti geçiyor,” diyordu. İsmail farklıydı. Bir iş arkadaşım vasıtasıyla bir kafede tanışmıştık. Kibar, ilgiliydi. Üstelik kendime ait bir dairem, yeni bir arabam, belediyede iyi bir pozisyonum ve işadamı bir baba olduğumu öğrendiğinde birden daha şefkatli, daha yakın davranmaya başlamıştı.

Bir yıl sonra görkemli bir düğün yaptık. Her şeyi babam ödemişti. İsmail itiraz etmedi. Hatta kayınpederinin mağazalarından birinde satış elemanı olmayı bile kabul etti.

Evliliğimiz ilk başta masal gibiydi: yurtdışı seyahatler, lüks akşam yemekleri, pahalı hediyeler… Ama bir detay her şeyi bozuyordu: İsmail hiçbir şey için para ödemiyordu. Hep ben ödüyordum. Önce umursamadım. Sonra rica ettim. Ardından yalvardım.

*”Neden her şeyi ben üstleniyorum?”* diye yakınıyordum arkadaşıma. *”Korunup kollanan bir kadın olmak istiyorum.”*

İsmail gülüp geçiyordu:

*”Aşkım, abartma. Her şey yolunda. Bu küçük şeyleri kafana takma.”*

İşinde neredeyse hiç çalışmıyor, vaktini telefonunda geçiriyor, kazandığı parayı ise kendi hesabına yatırıyordu. Ben hiçbir şeyden şüphelenmiyordum.

Sonra hastalandım. Ciddi bir şekilde. Bir ay hastanede kaldım. Annem babam her gün yanıma gelirken, İsmail nadiren uğruyordu. Eve döndüğümde içim burkuldu: kir, bulaşık dağları, çöpler…

*”Hiç mi temizlik yapmadın?!”* diye haykırdım.

*”Neden yapayım? Bu kadın işi,”* dedi kayıtsızca.

*”Ama ben hastanede yatıyordum, İsmail! Yine de temizliği ben mi yapacağım?”*

*”Eve geldin ya, hadi temizle o zaman.”*

Bitkin bir halde temizlikçi çağırdım. Doktor tam bir iyileşme için en az bir yıl gerektiğini söyledi. Hamile kalmak şimdilik imkansızdı.

Bir yıl sonra doktorlar nihayet hamile kalabileceğimi söylediğinde, heyecanla İsmail’e anlattım.

*”Hayal et! Artık bebek planlayabiliriz!”*

*”Şimdi işim var, bunun sırası değil,”* diye homurdandı, oyun kumandasına gömülerek. Benim paramla aldığım yeni konsol, artık onun hayatının anlamı olmuştu.

Haftalar geçti, hep aynı tavır. Sonra bir gün patladı:

*”Biliyor musun, artık gidiyorum. Senden çocuk da istemiyorum.”*

*”Ne diyorsun sen?!”*

*”Seni sevmiyorum. Zaten hiç sevmedim. Sadece işime geliyordun. Ev, araba, para… Hepsi artık sıkıcı. Yoruldum senden. Bana artık gerek yok.”*

*”İsmail, böyle yapamazsın! Tedavi olduğumu, beklediğimi gördün!”*

*”Senin sorunun, benim değil. Ben özgür bir adamım.”*

Valizini kapattı, konsolu içine tıkıştırdı – ve gitti.

Üç gün boyunca yemedim, içmedim, boşluğa bakarak oturdum. Sonunda endişelenen ailem geldi. Babam halimi görünce öfkeden deliye döndü.

Beni alıp yazlık evlerine götürdüler. İsmail o akşam işten kovuldu. Bir süre sonra babam, tanıdıkları vasıtasıyla damarının banka hesabını bloke ettirdi. Tüm “birikimleri” yok oldu.

İsmail parasız, işsiz, evsiz kaldı. Zar zor bir oda tutabildi. Ne yapacağını bilmiyordu.

Ben ise birkaç ay sonra yeni bir işe girdim. Orada Murat’la tanıştım. Genç değildi ama dürüst, sakin, ilk bakışta bana saygı ve şefkatle yaklaşan biriydi.

Altı ay sonra hayatımda küçük bir mucize oldu: testteki iki çizgi. Gözyaşları, kahkahalar, aileye haber verme – ve kendime, bir gün *”Yeter!”* demekten korkmadığım için sonsuz bir minnettarlık.

Bazen en büyük kayıplar, en güzel kazançların başlangıcı olur.

Rate article
Lifequest
Anne Olmasına İzin Verildiğinde Eşinin Onu Terk Etmesinin Hikayesi