Güney Rusya’nın küçük bir kasabasında, akasya ağaçlarının gölgelediği sokaklarda, yaz sıcağının serin akşamlara dönüştüğü bir yerde, Merve ve Emre beş yıldır evliydi. Şehrin merkezindeki iki odalı, şirin apartman dairesi, Merve için özenle döşediği bir sığınaktı. Ta ki o kader akşamına kadar.
Emre işten döndüğünde, yemek masasında ailesinin başına gelen sıkıntıyı anlattı. Emekli olduklarında geniş bir yaşam hayal ederek şehir dışında iki katlı büyük bir ev yapmışlardı. Ancak kış gelince evleri buz gibi bir kuleye dönüştü. Isınma masrafları birikimlerini eritmiş, emekli maaşları da zar zor yetiyordu. Kayınvalidesi ile kayınpederi, başka çare bulamadıkları için oğullarına ve gelinlerine kışı geçirmek için gelmek istediklerini söylemişlerdi. Bunu duyan Merve, şakaklarına kan hücum ettiğini hissetti.
“Senin ailen burada yaşayamaz!” diye kesip attı, öfkesini zorlukla kontrol ederek. “Bir de o kocaman köpeklerini getirmeyin! Ben kimsenin pisliğini temizleyecek hizmetçi değilim. Bizim yardıma ihtiyacımız olduğunda, annen kapıyı suratımıza kapattı. Şimdi kendi yaptıklarının sonucuna katlansın!”
Merve bir tartışma, belki yalvarmalar bekliyordu, ama Emre onun gözlerinin içine bakarak kalbinde yankılanacak o sözleri söyledi:
“Ya ailem buraya taşınacak, ya da boşanıyoruz!”
Odasına bir tabut sessizliği çöktü. Merve, yerin ayaklarının altından kaydığını hissetti. Kocasının ona böyle bir seçim dayatmasına inanamıyordu. Ama pes etmeye niyeti yoktu. Kayınvalidesi ve onun geniş bahçede yaşamaya alışkın dev gibi çoban köpeği, bu daracık daireye sığacak değildi! Kaynanasıyla ilişkileri hep gergindi; zaten kadın, gelinini oğluna layık görmeyip açıkça küçümserdi. Onun evinde hüküm süreceğini düşünmek Merve’nin kanını kaynatıyordu.
“Ailenin iki çocuğu daha var,” diye soğuk bir tonla devam etti, yumruklarını sıkarak. “Onlara gitsinler. Beni umursamayan insanlar için rahatımdan vazgeçmem. Bu ev benim, kimin yaşayacağına sadece ben karar veririm.”
Merve, Emre’ye ailesinin komşulara hava atmak için yaptıkları gösterişli evle nasıl övündüklerini hatırlattı. Isınma faturalarını nasıl ödeyeceklerini düşünmeden böylesine bir tuzağa düştükleri için şimdi onun hayatını mı zindan edeceklerdi? Hayır, bunu kabul etmeyecekti. Başkasının gururu için kendi mutluluğunu feda etmezdi.
Emre sessizdi, ama bakışları kararlılıkla doluydu. Merve bu ültimatomun boş bir tehdit olmadığını anlıyordu. Önünde iki seçenek vardı: Ya boyun eğip kendinden vazgeçecek ya da evliliğini riske atarak sınırlarını koruyacaktı. Yüreği paramparça olsa da, geri dönüş yoktu.




