Çocuklarım Yardımsız Kaldı: Kayınvalidem ve Annem Beni Yoga İçin Terk Etti

Küçük bir Ege kasabasında, zamanın yavaş aktığı ve aile bağlarının güçlü olduğu yerde, benim hayatım bir kabusa dönüştü. Ben, üç küçük çocuğun annesi Ebru, artık dayanacak gücüm kalmadığı bir noktadayım. Kayınvalidem ve annem, ellili yaşlarını süren bu iki kadın, kişisel mutluluklarının benim mücadelemden daha önemli olduğuna karar verdiler. İki haftalık bir yoga kampına, Toros Dağları’na gittiler ve beni çocuklarla baş başa bıraktılar. Bu ihanetin acısı dinmiyor.

Üç çocuğum var: Doruk dört yaşında, İpek üç, en küçüğümüz Demir ise henüz bir buçuk yaşında. Kocam Murat, aileyi geçindirmek için sabah akşam çalışıyor. Ona kızamıyorum, elinden geleni yapıyor. Ama üç küçük çocukla tek başına kalmak, her an dikkat isteyen bir sınav gibi. Doruk sürekli soru yağdırıyor, İpek huysuzlanıyor, Demir ise kucağımda değilse ağlıyor. Hayatım çamaşır, yemek, temizlik ve akıl sağlığımı koruma çabası arasında geçiyor. Günde dört saatten fazla uyuyamıyorum ve artık tükenmiş durumdayım.

Demir’e hamileyken, kayınvalidem Sevim Hanım ve annem Aylin, bana yardım edeceklerine söz vermişlerdi. Büyük çocukları gezmeye götüreceklerini, küçükle ilgilenip bana nefes aldıracaklarını söylemişlerdi. Onlara inandım, bu sözlere tutundum. Ama Demir doğduktan sonra her şey değişti. Sevim Hanım, “Kendi hayatım var, torunlarla bağlanmak istemiyorum,” dedi. Annem ise “Artık yoruldum, kendim için yaşamak istiyorum,” diye ekledi. Bu sözler bir ihanet gibiydi, ama yine de umut etmeye devam ettim.

Birkaç gün önce yeni bir darbe yedim. Aynı anda, sanki aralarında anlaşmışlar gibi, Toroslar’da iki haftalık yoga kampına gideceklerini açıkladılar. “Yenilenmeye ihtiyacımız var,” dedi annem. “Anlarsın ya Ebru, bizim de dinlenmeye hakkımız var.” Kayınvalidem ekledi: “Siz gençsiniz, halledersiniz. Ben senin yaşındayken her şeyi tek başıma yapardım.” Şok olmuştum. Ne kadar zorlandığımı biliyorlardı, göz altlarımdaki morlukları görüyor, yardım için yalvarışlarımı duyuyorlardı. Ama onların “yenilenme” arzusu, benim gözyaşlarımdan daha önemliydi.

Onları vazgeçirmeye çalıştım. “Üç çocuğu nasıl tek başıma idare edeceğim?” diye sordum. “Demir hasta, Doruk söz dinlemiyor, yemek yemeye bile vaktim yok!” Annem elinin tersiyle savurdu: “Abartıyorsun, her anne bunları yaşar.” Sevim Hanım daha da soğuktu: “Dram yapma Ebru. İki hafta sonra döneriz, ölüm değil ya.” Bu duyarsızlık yüreğimi dağlıyordu. Sanki çocuklarım ve ben, onların “özgür” hayatlarına engeldik.

Murat, olanları duyunca sadece omuz silkti. “Ne yapabilirim ki? Bu onların kararı,” dedi. Bu sözler beni iyice bitirdi. Kaosa tek başıma karşı koymam gerekiyordu. Onlar olmadan geçen ilk gün tam bir cehennemdi: Demir sürekli ağladı, İpek koltuğa meyve suyu döktü, Doruk ise dışarı çıkmak için ağlama krizine girdi. Çocuklara bağırdım, sonra da suçluluktan ağladım. Hayatım bitmek bilmeyen bir kâbusa dönüştü ve kimse el uzatmadı.

Annemi aradım, belki fikirleri değişir diye. Ama o, neşeli ve kaygısız bir sesle, “Ebru, biz yoga yapıyoruz, burası çok güzel! Dayan, her şey düzelecek,” dedi. Kayınvalidem telefonumu bile açmadı. Bu vurdumduymazlık içimi acıtıyor. Bana verdiği sözleri, torunlarına olan sevgilerini hatırlıyorum. Şimdi ise dağlarda meditasyon yapıyorlar, ben ise ev işleriyle boğuşuyorum.

Komşumuz Fatma Hanım, bitkin halimi görünce kontrol etmeye geldi. Dağınıklığı ve gözyaşlarımı görünce sarıldı. “Ebru, yalnız değilsin,” dedi. “Birkaç saat çocuklara ben bakarım, sen dinlenirsin.” Onun bu kibarlığı, bu karanlık günlerdeki tek ışığım oldu. Yabancı bir kadın, kendi ailemden daha yakın hissettirdi.

Bir hafta geçti, artık dayanacak gücüm kalmadı. Demir hâlâ hasta, uyuyamıyorum, çocuklarım çaresizliğimi hissedip daha da huysuzlanıyor. Geriye kalan yedi günü nasıl geçireceğimi bilemiyorum. Annem ve kayınvalidem aramıyor, mesaj atmıyor, sanki bizi unuttular. Bu bencillik ruhumu parçalıyor. Keşke bir gün bile olsa torunlarını alıp gezdirseler diye her şeyi verirdim. Ama onlar kendilerAma onlar kendilerini, dağlarını ve yogalarını seçtiler, beni bu çaresizlik denizinde yüzmeye terk ederek.

Rate article
Lifequest
Çocuklarım Yardımsız Kaldı: Kayınvalidem ve Annem Beni Yoga İçin Terk Etti