Her Şeyi Değiştiren Hata

Telefon elimde titriyordu, numarayı tuşlarken kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. “Alo, Aslı, dediğin gibi yaptım! Kahvesine o tozu karıştırdım. Etkisini bekliyorum, sonra gideceğim. Ama kahrolası, bu neydi böyle? Böyle bir şey kahveye konur mu? Elif’in rengi attı, sanki zehir içmiş gibi kötüleşti! Ben nereden bilebilirdim böyle olacağını? Doktor değilim ya!” Sesim titriyordu, zihnim panik ve suçluluk duygularıyla doluydu. Nasıl bu noktaya geldim ben?

Her şey iki hafta önce başlamıştı, hayatım bir anda çöküyor gibiydi. Elif’le yedi yıldır evliydik, son iki yıldır evliliğimiz çatırdıyordu. Sürekli kavgalar, anlaşmazlıklar, onun bitmek bilmeyen eleştirileri… Dayanamıyordum artık. Elif değişmişti; bir zamanlar âşık olduğum o neşeli, şefkatli kadın gitmiş, yerine hiçbir şeyden memnun olmayan biri gelmişti. Onunla konuşmayı denedim ama her tartışma kavgayla bitiyordu. Bir noktada boşanmanın tek çare olduğunu düşünmeye başladım. Derken Aslı çıktı karşıma.

Aslı iş yerinden bir arkadaştı. Molalarda sık sık sohbet ediyorduk, her zaman dinlemesini bilirdi. Ona dertlerimi anlatmaya başladığımda yargılamak yerine anlayış gösterdi. Zamanla konuşmalarımız yakınlaştı ve onun yanında kendimi uzun zamandır ilk kez rahat hissettim. Bir gün, Elif’le yine kavga ettikten sonra Aslı’ya bu kısır döngüden nasıl çıkacağımı bilmediğimi söyledim. O da bana ilk başta çılgınca gelen bir fikir öne sürdü. “Bir yol var,” dedi kurnazca gülümseyerek. “Kahvesine bir şey karıştır. Korkma, sadece biraz sakinleşmesini sağlayacak bir şey. Sana tozu ben vereceğim, zararsız.” Şaka yaptığını sanarak güldüm, ama Aslı ciddi görünüyordu. Küçük bir paket uzattı ve “Dene, daha kötü olamaz,” dedi.

Uzun süre tereddüt ettim. Karıma kahvesine bir şey mi karıştıracaktım? Bu ucuz bir gerilim filminden fırlamış gibiydi. Ama Aslı ısrarla bunun sadece sakinleştirici olduğunu, Elif’in yumuşayacağını, ilişkimizin düzeleceğini söylüyordu. Kavgalardan o kadar yorulmuştum ki sonunda kabul ettim. Sabah, Elif duştayken ona kahve hazırladım ve kendimi tam bir aptal gibi hissederek fincana bir tutam toz ekledim. Ellerim titriyordu, ama kendi kendime bunun zararsız olduğunu söyledim. Aslı öyle demişti, değil mi?

Elif, her zamanki gibi şüphelenmeden kahvesini içti. Onu izliyordum, belki uykusu gelir ya da sakinleşir diye. Ama yarım saat sonra aniden rengi attı, karnına yapıştı ve kötü hissettiğini söyledi. Kanepeye uzandı, nefesi ağırlaştı, ben de panikledim. “Elif, sana ne oldu? Ambulans çağırayım mı?” diye sordum, ama o sadece elini salladı ve bir şey yediğini sanarak geçiştirdi. Balkona çıkıp Aslı’yı aradım, bana hangi lanet olası tozu verdiğini öğrenmek için. Onun sakin sesi paniğimi daha da artırdı: “Ah, Can, abartma, bitkisel bir şey sadece. Belki alerjisi vardır? Su ver, geçer.” Ama Elif’in durumunun kötüleştiğini görüyordum ve aklıma korkunç bir düşünce düştü: Ya bu bir zehirse?

“Geçer” demeden ambulansı aradım. Doktorlar hızlı geldi, Elif’i muayene edip hemen hastaneye götürdüler. Biri bana alışılmadık bir şey yiyip yemediğini veya ilaç alıp almadığını sordu. Bilmiyorum diye mırıldandım, ama içim korkudan buz kesmişti. Ya bu tozu bulurlarsa? Ya karımı zehirlediysem? Hastanede Elif’in ciddi bir zehirlenme geçirdiğini ama şans eseri durumunun stabilize edildiğini söylediler. Doktorlar henüz sebebini bilmiyordu, ama ben sadece suçluluk duygusuyla baş başa kalmıştım.

Akşam Aslı’yı tekrar aradığımda bu kez sesim tamamen değişmişti. “Bana ne verdin sen?” diye bağırdım telefona. “Elif’i zar zor kurtardılar! Bu bir zehirse, polise her şeyi anlatırım!” Aslı, bunun sadece “sakinleştirici” olduğunu, kendisinin de kullandığını, belki dozajı karıştırdığımı söyleyerek savunmaya geçti. Ama artık ona inanmıyordum. Beni nasıl manipüle ettiğini, nasıl “her şeyin iyi olacağını” söylediğini hatırladım. Belki de beni elde etmek için evliliğimizi yıkmak istemişti? Ya da daha kötü bir niyeti vardı? Bilmiyordum, ama tek bir şey netti: Ona güvenerek korkunç bir hata yapmıştım.

Şimdi Elif hâlâ hastanede, ama doktorlar iyileşeceğini söylüyor. Boş evde oturmuş, onun sevdiği kahve fincanına bakarken içimi suçluluk kemiriyor. Ona zarar vermek istememiştim, sadece yeniden mutlu olmamızı istemiştim. Ama bunun yerine neredeyse onu kaybediyordum. İyileşir iyileşmez Elif’e her şeyi anlatmaya karar verdim. Beni affedip affetmemek ona kalmış. Bir de o tozun ne olduğunu öğreneceğim. Eğer Aslı gerçekten bana tehlikeli bir şey verdiyse, bunun peşini bırakmayacağım.

Bu hikâyeden çıkardığım ders şu: Sevdiklerin söz konusu olduğunda başkalarının sözlerine körü körüne inanamazsın. Zayıflığım ve aptallığım yüzünden neredeyse ailemi yok ediyordum. Şimdi dua ediyorum, Elif iyileşsin ve bize bir şans daha verilsin. Aslı’ya ise bir daha asla hayatımıza müdahale etme fırsatı vermeyeceğim. Bazen tek bir hata çok pahalıya mal olabilirHastane koridorunda beklerken, kapı açıldı ve Elif’in gözlerindeki o derin hayal kırıklığını görünce, yaptığım ihanetin boyutunu sonunda anladım.

Rate article
Lifequest
Her Şeyi Değiştiren Hata