Anne, ne yapıyorsun?

O sabah, üzerimden yavaşça çekilen yorganla uyandım. Gözlerimi açmamıştım henüz, ama artık tamamen örtüsüz kaldığımı anlamıştım. Tenimde bir ürperti dolaştı ve ardından tanıdık bir kıkırdama duydum. Bir gözümü aralayarak kayınvalidem Güler Hanım’ın hızla odadan çıktığını gördüm. “Anne, ne yapıyorsunuz?” diye seslendim, ama o kapıdan kayıp gitmişti, ardında yalnızca kahkahasının yankısını bırakarak. Kocam Emre, uykulu bir şekilde mırıldandı ve farkında bile olmadan yorganı kendine çekti. Ben ise tavana bakarak, kayınvalidemin bu “şakasına” nasıl tepki vereceğimi düşünüyordum.

Emre’yle henüz bir yıllık evliydik ve hâlâ ailesinin evinde kalıyorduk. Biriktirene kadar geçici bir çözümdü bu, ama açıkçası bu kadarını kaldırabileceğimden emin değildim artık. Güler Hanım, iyi kalpli, enerjik ve kendi tabiriyle “şakacı” bir kadındı. Ancak onun mizah anlayışı beni zaman zaman zor durumda bırakıyordu. Bugünkü yorgan hadisesi, beni utandıran sayısız olaydan yalnızca biriydi.

Her şey düğünden önce başlamıştı. Emre beni ailesiyle tanıştırdığında, Güler Hanım beni hemen kucaklamış, “kızım” diye hitap etmiş ve artık ailenin bir parçası olduğumu söylemişti. Bu sıcaklığına içtenlikle sevinmiştim ama kısa sürede özel alan konusunda pek hassas olmadığını fark ettim. Odamıza kapıyı çalmadan dalıverir, “bir çay içmeye” gelirdi. Bir gün gardırobumu karıştırırken yakalamıştım, hangi elbiselerin bana yakıştığını, hangilerinin yak”Ertesi sabah uyandığımda yorganım yerli yerindeydi, ama Güler Hanım’ın kapı aralığından sızan gözlerindeki muzip ışıltı, sessiz bir anlaşmanın başlangıcı gibiydi.”

Rate article
Lifequest
Anne, ne yapıyorsun?