Kocama Annesini Gizlice Bakım Evine Yerleştirdiğimi Nasıl Söylerim ve Suçlu Hissetmiyorum?

Evliliğimizin üzerinden sadece bir yıl geçmişken böyle bir seçimle karşılaşacağımı hiç düşünmezdim: ya aklımı koruyacaktım ya da evliliğimi. Adım Elif, otuz iki yaşındayım ve kendimi hep sabırlı, adil bir insan olarak gördüm. Ama görünen o ki en sabırlıların bile kendilerini seçtikleri bir an geliyor. Şimdi tam da o sınırda duruyorum.

Murat’la tanıştığımda bana mükemmel bir adam gibi gelmişti. İlgili, şefkatli, esprili. Şikayet etmezdi, sorunlarını anlatmazdı, hep pozitifti. Bir yıldan biraz fazla çıktık, bazen kiralık dairelerde, bazen otel odalarında buluşurduk. Evinin dağınıklığını görmemi istemiyor sanıyordum. Ne kadar yanılmışım…

Düğünümüz sadeydi—sadece nikah salonunda imza attık. Murat, gösterişli organizasyonları istemediğini söyledi, ben de itiraz etmedim. Paraya daha çok ihtiyacımız vardı. Nikah sonrası, “beraber yaşayacağımız yere” gittik. İşte o anda kişisel aile gerilimim başladı. Çünkü o evde bizi bekleyen romantik bir akşam değil… kayınvalidem Hatice Hanım’dı. Ve anladım ki bu sadece buzdağının görünen kısmıydı.

Bu kadın—onun annesi—hayatımıza geçmişin gölgesi gibi girdi. Seksenine merdiven dayamıştı ama yaşına rağmen dinç, hareketli ve açıkçası kurnazdı. Evin içinde bir o yana bir bu yana koştururdu, ama bir şey teklif ettiğimde birden inlemeye başlar, kalbine yapışıp kanepeye yığılırdı. Her sohbeti bir manipülasyona çevirmede ustadı.

Murat’la konuşmayı denedim. Belki ayrı bir yer kiralayabiliriz diye. Sadece başını salladı: “Ne diyorsun? Annem tek başına yapamaz. Yaşlı, korkuyor.” Ya ben? Ya biz? Yatak odamızda babasının ikona benzer portresi asılıyken, duvarın ardından sabahın altısında “Retro FM”i son ses açıp “Çayelinden Öteye”yi söylediğinde ne yapmalıydım?

Gerçekten uğraştım. Doğrusu. İki ay boyunca onun için bardak yıkadım, dolabımdaki kıyafetleri karıştırmasına, yemeklerimi, kıyafetlerimi hatta özel hayatımı yüksek sesle eleştirmesine katlandım. Bir gün işten dönmüştüm, bana dedi ki:

“Niye bu kadar soluksun? Murat seni mutlu edemiyor galiba, değil mi?”

Donup kaldım.

Sonra bir gün telefonda gezinirken yeni nesil huzurevleriyle ilgili bir programa denk geldim. Pansiyonlar—aydınlık, ferah, sağlık hizmeti, yemek, etkinliklerle dolu. İnsanlar orada ölümü beklemiyor, yaşıyor: resim yapıyor, dans ediyor, sosyalleşiyor. Arayıp fiyatları sordum—şok oldum. Aslında böyle bir yerde bir aylık konaklama, İstanbul’da bir apartman dairesi kirasına denk geliyordu. İşte o zaman aklıma planım geldi.

Kocama tek kelime etmedim. Gidip her şeyi ayarladım. Kayınvalidem önce direndi—ama oranın kasvetli bir yer değil, parklar, şık sabahlıklarıyla nineler, akşam konserleri olduğunu görünce pes etti. Hatta canlandı—sanki ikinci bir gençlik bulmuş gibiydi.

Şimdi boş evde oturuyorum ve Murat’a nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum: Annesinin bir haftadır pansiyonda olduğunu, orada temizlik, ilgi ve ondan kaçmayan bir toplulukla çevrili olduğunu.

Bir yanda korku. Diğer yanda rahatlama. Çünkü artık gece uyuyabiliyorum, sabahlığımla evde dolaşabiliyorum, sevdiğim müziği açarken “şeytan işi” diye bağırmasından korkmuyorum. Nefes alıyorum. Yaşıyorum.

Bu akşam her şeyi anlatacağım. Çünkü daha kötüsü olacak. Ya anlayacak… ya da onun annesinde değil, kendisinde de yanıldığımı göreceğim.

Rate article
Lifequest
Kocama Annesini Gizlice Bakım Evine Yerleştirdiğimi Nasıl Söylerim ve Suçlu Hissetmiyorum?