Yirmi Yıllık Evlilikten Sonra Gitti… Geri Dönmek İstedi Ama Ben Artık Aynı Kişi Değildim.

Leyla mutfakta arkadaşıyla oturmuş, gözyaşlarını zor tutuyordu. Elleri titriyor, aklı karışık, sesi kısılıyordu.

“Bekle… Yani eşyalarını toplayıp gitti mi öylece?” diye şaşkınlıkla sordu Sibel, uzun yıllardır dostu.

“Evet,” diye boğuk bir sesle cevap verdi Leyla. “Yirmi yıl sonra. Çantasını alıp ‘Başkasını seviyorum’ dedi ve kapıyı çarpıp gitti.”

“Yoksa yanlış anladın mı? Belki bir bunalım geçiriyordur?” diye tereddütlü bir sesle ekledi Sibel.

“Sibel, kendini duyuyor musun? Hangi yanlış anlama? Gitti. Ağlamadan, dram yapmadan, hiçbir açıklama yapmadan. Sanki yirmi yıllık hayatımız hiç yaşanmamış gibi.”

Leyla ellerini yüzüne kapattı. Gözlerinde yeniden yaşlar parlıyordu. Kendini hiç bu kadar boş ve ihanete uğramış hissetmemişti.

“Peki çocuklar biliyor mu?” diye ihtiyatla sordu Sibel.

“Hayır… Elif ile Arda kampta. Üç gün önce trene bindirdim. İki hafta sonra dönecekler… Nasıl söyleyeceğim, hiç bilmiyorum. Nasıl?”

“Belki de şimdi evde olmadıkları iyi oldu. Kendine gelmek için biraz zamanın olur en azından.”

“Kendime gelmek? Bundan sonra mı? O benim her şeyimdi…” diye fısıldadı Leyla, başını ellerinin arasına alarak. “Bunu nasıl fark etmedim? Nasıl?”

Birkaç saniyelik sessizliği Sibel’in beklenmedik teklifi bozdu:

“Gel ondan intikam alalım. Kadınca.”

“Ne?” diye şaşkınlıkla başını kaldırdı Leyla. “Nasıl yapacaksın?”

“Çok basit. Bu akşam bir randevuya gidiyoruz. Yabancı biriyle. Sen güzelsin, bakımlısın, zekisin. Evin var, paran var, çocukların harika. Uğruna kavga edilecek bir kadınsın. Hadi ona gösterelim, senin sadece eski karısı değil, hayal edilen bir kadın olduğunu.”

“Bilmiyorum… Ben hâlâ onu seviyorum ya…”

“Peki o seni seviyor mu? Başkasıyla giderken seni sevmiş miydi?” Sibel arkadaşının elini sıktı. “Gidelim. Kaybedecek bir şeyin yok. Sadece hava alırsın.”

Şüpheler içinde kıvransa da, sonunda Leyla onayladı. Bir saat sonra iki arkadaş, “kör randevu” için uygulamada uygun birini seçiyorlardı. Akşam Sibel, onu restorana getirdi ve göz kırparak yalnız bıraktı.

Leyla, heyecandan titreyerek içeri girdi. 13 numaralı masa. Orada biri oturuyordu zaten.

“Geç kaldığım için özür dilerim, trafik… Tolga?”

“Leyla?..” diye ayağa kalktı adam. “Olamaz! Ne tesadüf!”

Eski bir iş arkadaşıydı, yan yana beş yıl çalışmışlardı. İşten ayrıldıktan sonra görüşememişlerdi ama aralarında hep özel bir çekim vardı.

“İşte kader,” diye gülümsedi Leyla, otururken.

Konuşma kendiliğinden ilerledi. Eski iş günlerini, ortak tanıdıkları, komik anıları hatırladılar. Kahkaha, samimiyet, sıcaklık… Yılların yokluğu unutulmuş gibiydi. Sonra Tolga aniden sordu:

“Peki, neden randevuya gelmeye karar verdin?”

Leyla donakaldı. Önce yalan söylemek istedi. Ama sesindeki bir ton onu dürüst olmaya itti.

“Eşim beni terk etti. Dün. Eşyalarını toplayıp gitti. Başka birini sevdiğini söyledi. Ben… artık nasıl yaşayacağımı bilmiyorum.”

Tolga gözlerini indirdi, sonra yumuşakça elini tuttu:

“Yalnız değilsin Leyla. Ve dürüst olayım, bugün seni bu masada görmek beni mutlu etti.”

Leyla son yirmi dört saattir ilk kez terk edilmiş değil, değerli hissediyordu. Görülen, önemsenen biri olarak.

Ama Tolga temkinliydi:

“Hadi bu geceyi bozmayalım. Sana taksi çağırayım. Hafta sonu tekrar buluşalım. İki eski dost gibi.”

Ertesi sabah evinde uyandı. Koltukta Sibel uyuyordu.

“Bütün gece burada mı kaldın?” diye sordu Leyla, gözlerini güneşten kısarak.

“Evet. Bir de arada teşekkür edebilirdin,” diye esnedi arkadaşı. “Eee, randevu nasıl geçti?”

“Tolga’yla karşılaştım,” diye fısıldadı Leyla.

“O mu? Üç yıl önce neredeyse sana âşık olacak olan?”

Leyla başını salladı. Ama konuşmalarını tamamlayamadılar— kapı çalındı. Sibel açmaya gitti, Leyla ise içine doğan kötü hisle banyoya koştu.

“Leyla! Misafir var,” diye alaylı bir sesle seslendi Sibel.

“Kim?..”

Kapıda… eşi duruyordu.

“Leylacığım, beni affet… Aptalım, hata yaptım…”

“Sen mi? Hata mı? Denize başkasıyla gidip hikâyeye fotoğraf koyduğunda mı? Yoksa ‘arkadaşında’ kaldığın gece mi?”

“Kimseyi sevmedim, sadece seni… Çocuklar için…”

“Çocukları karıştırma!” diye sertçe kesti Leyla. “Biliyor musun? Dün bir randevuya gittim. Tolga’yla. Harika vakit geçirdik. Aramızda hiçbir şey olmasa da anladım ki… Artık sana ihtiyacım yok.”

Kocası donup kaldı.

“Yani şimdi onunla mısın?”

“Peki sen beni aldattığında kiminleydin? Eşitiz.”

Sararıp soldu ve apartmandan fırladı. Leyla ise… derin bir nefes aldı. Hafif. Özgür. Sanki yüreğindeki yük düşmüştü.

Aynı akşam Tolga’yı aradı:

“Merhaba. Boşandım. Tamamen. Ismarladığın sahil yürüyüşünden vazgeçmedin değil mi?”

“Asla, Leyla. Bu aramı bekliyordum.”

GörüşmArtık yeni bir sayfa açmaya hazırdı ve bu sefer kalbi tamamen özgürdü.

Rate article
Lifequest
Yirmi Yıllık Evlilikten Sonra Gitti… Geri Dönmek İstedi Ama Ben Artık Aynı Kişi Değildim.