Kayınvalide Evleri Değiştirmeyi Önerdi — Ama Bir Şartla: Evimi Ona Devretmeliyim

Kayınvalidem ev değiş tokuşu teklif etti ama bir şartla: kendi evimi ona devretmem gerekiyordu.

Diğer kadınlar ne hisseder bilmiyorum ama ben hakkım olan şeyi riske atmaya niyetli değilim. Özellikle de konu mülk olduğunda. Hele ki kocamın ailesi söz konusuysa, ki uzun zamandır farkındayım, onların “iyi niyetlerinin” ardında genellikle bir kurnazlık yatar.

Mehmet’in ailesi, hafif tabirle, kolay insanlar değil. Küçük kardeşi yıllardır hapiste. Ne için olduğunu tahmin edersiniz. Hep riskli işlere bulaşan bir maceraperestti. Ya birilerini şüpheli işlere sokar, ya da “sorumluluğu üstlenir” sonra suçlu arardı. Sonunda bedelini ödedi. Ama annesi, kayınvalidem, her seferinde “O daha çocuk işte…” derdi.

Mehmet’le evlendiğimizde, nerede yaşayacağımız konusunda pek seçeneğimiz yoktu—benim evime yerleştik. Israr etmedim, ama bana babaannemden kalan bir ev vardı. Tek odalı, ama sıcacık, aydınlık, tavanları yüksek. Bize fazlasıyla yetiyordu. Mehmet de titiz, evine bağlı bir adam. Daha ilk günlerden bile banyoda ıslak zemin bırakmaz, çoraplarını kendi yıkardı.

Üç yıl geçti. Ve sonra—kızımız doğdu. Sessiz, aydınlık yüzlü bir bebek, Elif. Uykusuz geceler, ağlama krizleri, yorgunluk korkusuyla yaşadım. Ama Elif tam bir melekti. Sakin, sevecen. Onunla her şey kolaydı.

Mehmet iyi bir baba çıktı. Tabii, daha fazla kazansa keşke, ama kim istemez ki? İdare ediyorduk. Kayınvalidem ise babaannelikle birlikte adeta yeniden canlandı. Bir gün hediye getiriyor, bir gün günde on kez arıyor. Özellikle benim için çabalıyor gibiydi. Önce sadece torunuyla daha yakın olmak istediğini düşündüm. Ama sonra fark ettim—bir şeyler planlıyordu.

Plan basitti. Kayınvalide, bize iki odalı evine taşınmayı teklif etti. Kendisi de, “yaşlı bir nine” olarak, bizim tek odalı evimizde yaşayacaktı. Çocuğa daha fazla alan, daha rahat bir yaşam, tabii ki nine yardımı da cabası…

Sözde mükemmel bir teklif. Ama bir detay vardı. Kayınvalidem bir şart koştu: resmî olarak tapu değişimi yapmalıydık. Yani, benim evim ona geçecekti. Onun iki odalı evi ise sadece Mehmet’in üzerine kalacaktı. Sadece onun…

Önce tuzağı anlamadım. Sonra oturup düşündüm… ve korktum. Boşanma durumunda elimde hiçbir şey kalmayacaktı: benim evim onun, yaşadığımız ev Mehmet’in. Ve hepsi yasal olarak geçerli.

Bilmiyorum, bu bir kurnazlık mı yoksa uzun vadeli bir plan mı, ama kayınvalidem diretmiş durumda. İkna etmeye çalışıyor, baskı yapıyor, her argümanı kullanıyor. Hatta diyor ki, “Şimdi reddediyorsan, demek ki boşanmayı düşünüyorsun. Düşünüyorsan, demek ki sevmiyorsun.”

Mehmet dinliyor. Şaşkın. Riski anlıyor, ama sonuçta annesi kötü bir şey önermez, değil mi? Ciddi bir konuşma yaptık. Dedim ki, “Mehmet, sen benim kocamsın, kızımın babasısın. Sana güveniyorum. Ama annene güvenmiyorum. İstemiyorum. Kötü bir his var içimde.”

O da dedi ki, “Her şeyi abartıyorsun. Biraz esnek olmalısın, sadece kağıt üstünde bir şey. Hiçbir şey değişmeyecek, kimse kimseyi terk etmeyecek.” Ama biliyorum nasıl olduğunu. Bugün “kimse,” yarın “yabancılar.” Ve ben bir çocukla ortada kalacağım—elElif’in uyuyan yüzüne baktım ve kararımı verdim—ne olursa olsun, hiç kimseye güvenip kendimi savunmasız bırakmayacaktım.

Rate article
Lifequest
Kayınvalide Evleri Değiştirmeyi Önerdi — Ama Bir Şartla: Evimi Ona Devretmeliyim