Çöplüğünü Kendin Ye: Yabancı Bir Pasta Yüzünden Kardeşimin Beni Herkesin Önünde Aşağılaması

Defne saçlarını özenle taradı, en güzel elbisesini giydi ve hafif bir parfüm sıkarak ablası İdil’in doğum gününe gitti. Elinde dikkatle hazırlanmış bir pasta kutusu taşıyordu, umudu bu küçük sürprizin aralarındaki gerginliği biraz olsun hafifletmesiydi. Beşinci kata çıktığında zile iki kez bastı. Kapı açıldı ve İdil — pırıl pırıl yeni bir sabahlık içinde, bukleleri özenle şekillendirilmiş — ellerini çırptı:

“Bu bana mı? Doğum günümü unutmamışsın demek ki!”

“Tabii ki sana,” diyerek sessizce yanıtladı Defne, kutuyu uzattı.

İdil merakla pastayı aldı, kapağını aralayıp içine baktı. Önce yüzünde bir hayranlık belirdi, ardından kuşku gölgesi düştü.

“Bunu sen mi yaptın?”

“Evet,” diye hafifçe gülümsedi Defne, küçük bir tereddütle.

“Gerçekten mi?” İdil artık kaşlarını çatmış, kutuyu elinde çeviriyordu. “Ne malzemelerle yaptın?”

“Malzeme mi konuşacağız yoksa misafirlerin yanına mı geçeceğiz?” diyerek konuyu değiştirmeye çalıştı Defne.

Ama artık çok geçti. İdil bir şeylerin ters gittiğini sezmişti — ve haksız da değildi. Üç gün önce ağlayarak kız kardeşini aramıştı:

“Tırnağım kırıldı ve Eren’le kavga ettim. Hiç moralim yok! Pasta yok, her şey iptal!”

Defne sakin bir şekilde bu haberi kabullenmiş ve müdavim bir müşterisinin acil siparişini almıştı. Ama bugün öğlen vakti İdil tekrar aradı:

“Barıştık! Bana altın bilezik hediye etti! Saat yedide geliyorsun — pastayla!”

“Sen her şeyi iptal etmiştin…” diye şaşırdı Defne.

“Fazla kurcalama! Sen pastacısın — yeteneğini göster!”

Defne, bir pastanın altı saatte hazır olmayacağını anlatmaya çalıştı, ama İdil ısrar etti. Defne, annesini arayıp destek umdu:

“Kendi kız kardeşini mutlu etmek bu kadar mı zor?” diye bir cevap aldı.

Yardım beklemek boşuna olduğunu anlayınca, Defne bir çözüm buldu: tanınmayan bir pastacı olan Sevda’dan başkasına ait, talep görmemiş bir pasta satın aldı. Dışarıdan bakınca güzeldi. Önemli olan jestti. Ama İdil aldatmacayı hemen anladı.

“Sevda, gel buraya!” diye bağırdı mutfağa doğru.

Dairenin içinden uzun boylu, koyu saçlı bir kız çıktı — Defne onu hemen tanıdı.

“Bu senin pastan mı?” diye soğuk bir tavırla sordu İdil.

“Benim. Benden almış. Efsane pastacı ablan mı bu?” diyerek alaycı bir gülümsemeyle ekledi Sevda.

Defne donup kaldı. Misafirler sustu. İdil ise dudaklarını sıkarak pastanın kapağını açtı, kremasından parmağıyla bir parça alıp kız kardeşinin yüzüne fırlattı.

“Kendin ye bu çöpü!” diye tısladı. “Kendi ellerinle bir şey yapmaya bile tenezzül etmedin. Defol buradan!”

Ablası onu kapıya doğru itti, ardından Sevda’yı da dışarı attılar. O ise giderken yüksek sesle hakaret edip el hareketi yaptı.

Sokakta Defne, yüzünü ıslak mendille silerek telefonunu açtı ve annesinden onlarca mesaj gördü:

“Aile rezil ettin! Öz ablanı kandırdın! Utanmıyor musun?”

Cevap vermedi. Sessizce ekranı kapattı. Ama bu, son değildi.

Ertesi gün sosyal medyada İdil’in bir paylaşımı belirdi: “Öz kardeşinize bile güvenmeyin — başkasının pastasını getirip kendininmiş gibi yaptı. Rezalet!”

Defne yarım gün boyunca ağladı. Sonra toparlandı. Hayır, onlar için değil — kendisi için. O gün bir yemin etti: ailesi için bir daha asla pasta yapmayacaktı. İyi niyet göstermeyecekti, çünkü onlar her an onu ezebilirdi.

Ve uzun zamandır ilk kez kendini hafif hissetti. Çünkü artık hayatında gerçekten tatlı olan şeyler kalacaktı. Sahtelik yok. İkiyüzlülük yok. Ve kendine “aile” diyenler de yok…

Rate article
Lifequest
Çöplüğünü Kendin Ye: Yabancı Bir Pasta Yüzünden Kardeşimin Beni Herkesin Önünde Aşağılaması