Çocuklarım Beni Unuttu: Ya Yardım Edin ya da Her Şeyi Satıp Huzurevine Gideceğim

Yüreğim acı ve yalnızlıkla parçalanıyor. Büyük çocuklarım için her şeyden vazgeçtim, ama onlar beni hatırlamıyor bile. Artık yalnız mücadele etmekten yoruldum. Onlara bir ültimatom verdim: Ya bana destek olacaklar ya da tüm mallarımı satıp huzurevine yerleşeceğim.

Kocam Mehmet’le birlikte, hayatımızı çocuklarımıza—oğlumuz Emre ve kızımız Aylin’e—adadık. Onlar bizim mutluluğumuzdu, her şeyden vazgeçtiğimiz evlatlarımız. Kendimizden kısıp onlara en iyi oyuncakları, giysileri, eğitimi sağladık. Belki fazla şımarttık, ama bu sınırsız sevgimizdendi. Kendi gençliğimizde sahip olamadığımız her şeyi onlara vermek istedik.

En iyi özel dersler, İstanbul’daki prestijli üniversiteler, yurtdışı gezileri… Mehmet’le birlikte her şeyin bedelini ödedik. Ailemizle gurur duyuyordum, örnek bir aile olduğumuzu düşünüyordum. Çocuklarımızın hiçbir eksiği olmasın diye gece gündüz çalıştık. O zamanlar bize minnettar kalacaklarını sanıyordum.

Aylin evlenip hamile kalınca dünyam yıkıldı: Mehmet, ani bir kalp kriziyle aramızdan ayrıldı. Bu kaybı zor atlattım—o benim desteğim, can yoldaşımdı. Ama kendimi kızım için topladım, ona destek olmalıydım. Aylin’e, ailemden kalan İzmir’deki dairemi verdim. Emre evlenince de kayınvalidemden kalan iki odalı evini ona bıraktım. Çocuklarımın sığınağı oldu, ama tapuları henüz onlara devretmedim.

Geçen yıl emekli oldum. Zaten çoktan emekli olmalıydım, ama dayandım. 74 yaşında bile pek çok gencin işini yapıyordum, ama sağlığım giderek bozuldu. Enerjim tükeniyor, eklem ağrıları ve kalp sıkışmaları dayanılmaz hale geliyordu. Hayatın ellerimden kaydığını hissediyordum.

Büyük torunum Efe okula başladı, Emre’nin de yeni bir çocuğu oldu. Gücüm yettiğince Efe’yle ilgilendim, ama ikinci torunumu kucaklayacak halim yoktu. Zaten kimse yardımımı da istemiyordu. Kendi işlerimi hallettikçe zorlanıyordum. Çocukları arayıp küçük bir yardım istediğimde—bir kutu süt, temizlik için bir el—iş, yoğunluk, yorgunluk gibi bin türlü bahane buluyorlardı.

Sadece bayramlarda görüşebiliyorduk. Geri kalan zamanlarda yalnızdım, güçsüzlüğümle ve ağrılarımla mücadele ediyordum. Bir gün mutfakta düştüm, kalkamadım. Komşum Ayşe olmasa, oracıkta ölecektim. Hastanede çocuklarımı bekledim, ama sadece “Anne, işimiz var, gelemeyiz” dediler. Taburcu olduğumda Aylin’den beni almasını istedim, umursamaz bir sesle “Taksi çağır, çocuk değilsin ya” dedi.

Taburcu olur olmaz sosyal hizmetlerle görüştüm. İyi bir huzurevi bulmalarını, fiyatlarını sordum. Kimseye yük olmaktan, bu vefasızlıktan bıkmıştım. Beni önemseyecek bir yerde yaşamak istiyordum.

Nihayet çocuklarım geldiğinde, tüm cesaretimi toplayıp şunu söyledim: “Ya bana destek olursunuz ya da daireleri satıp huzurevine giderim. Param bana yeter.” Aylin öfkeyle ayağa kalk”O zaman git! Biz senin için hiçbir şey yapmayacağız, sadece bize engel oluyorsun!” diye bağırdı ve kapıyı çarparak çıktı.

Rate article
Lifequest
Çocuklarım Beni Unuttu: Ya Yardım Edin ya da Her Şeyi Satıp Huzurevine Gideceğim