Yetim Çocuğu Ameliyat Etmeyi Reddettiler, Ancak Hemşirenin Hareketi Gözyaşlarına Boğdu

Küçük hastane odası loş bir ışıkla aydınlanıyordu. Gece lambasının solgun ışığı genç kızın yüzüne vuruyordu. Henüz on beş yaşındaydı ama hayat ona bir yetişkini bile yıkabilecek zorluklar vermişti. Ayşe, korkunç bir kaza sonucu ailesini kaybetmiş, yetimhanede yaşamaya başlamış ve şimdi de hastanede yatıyordu. Kalbindeki keskin ağrı onu buraya, şehir hastanesine getirmişti. Doktorlar tetkikleri incelediler… ve geri çekildiler.

“Durumu çok kritik. Ameliyat neredeyse imkansız. Anesteziyi kaldıramaz. Bunun bir anlamı yok,” dedi doktorlardan biri, yorgun gözlerini ovuşturarak.
“Üstelik kim ameliyat iznini imzalayacak? Onun kimsesi yok. Bekleyen, bakacak kimsesi yok,” diye ekledi bir hemşire, derin bir iç çekerek.
Ayşe her kelimeyi duyuyordu. Battaniyenin altında yatıyor ve gözyaşlarını tutmaya çalışıyordu. Ağlayacak gücü kalmamıştı—içi taş kesilmiş gibiydi. Sadece savaşmaktan yorulmuştu.

İki gün gergin bir bekleyişle geçti. Doktorlar koridorda durumunu tartışıyor ama bir karara varamıyorlardı. Derken, bir gece, hastanenin sessizliğe gömüldüğü bir anda, oda kapısı gıcırdadı. İçeri yaşlı bir temizlik görevlisi girdi. Elleri kırış kırıştı, önlüğü solmuştu ama gözleri öyle bir sıcaklıkla parlıyordu ki Ayşe gözlerini açmadan da hissedebildi.
“Merhaba yavrum. Korkma. Yanındayım. Biraz seninle oturabilir miyim?”

Ayşe yavaşça gözlerini açtı. Kadın yanına oturdu, küçük bir muska çıkardı ve komodinin üzerine koydu. Sonra usulca bir dua mırıldanmaya başladı. Ardından eski bir yazmayla Ayşe’nin alnındaki teri sildi. Fazla soru sormadı, gereksiz laflar etmedi. Sadece oradaydı.
“Benim adım Fatma Hanım. Seninki?”
“Ayşe…”
“Ne güzel bir isim. Benim de bir Ayşe torunum vardı…” Kadının sesi bir an titredi. “Ama o artık aramızda değil. Sen şimdi benim gibisin. Artık yalnız değilsin, anlıyor musun?”

Ertesi sabah kimsenin beklemediği bir şey oldu. Fatma Hanım, noterden onaylı belgelerle geldi ve ameliyat iznini imzalayarak Ayşe’nin geçici vasisi oldu. Doktorlar şaşkındı.
“Ne yaptığınızın farkında mısınız?” diye sordu başhekim. “Bu büyük bir risk. Eğer bir şey ters giderse…”
“Her şeyin farkındayım evladım,” dedi Fatma Hanım sert ama yumuşak bir sesle. “Benim kaybedecek bir şeyim yok. Ama onun bir şansı var. Ben onun şansı olacağım. Siz bilim insanları mucizelere inanmasanız da, ben inanıyorum.”

Ameliyat altı buçuk saat sürdü. Herkes nefesini tutmuş bekliyordu. Fatma Hanım ise koridorda, ameliyathanenin kapısına dikilmiş, torununun işlediği eski yazmayı avuçlarında sıkıyordu.
Ameliyattan çıkan cerrahın gözleri yorgunluktan kıpkırmızıydı.
“Elimizden geleni yaptık…” dedi, Fatma Hanım’ın yüzü bir anda beyazlaştı.
“Ve sanırım… hayatta kalacak. Başardık. O savaştı. Siz, nineciğim, imkansızı başardınız.”

Duygulara hakim olamadılar. Hemşireler, doktorlar, hatta sert mizaçlı bölüm şefi bile ağlıyordu. Çünkü uzun zamandır ilk kez, basit bir insanlık hareketinin bir kalbi nasıl ısıttığını ve bir hayatı nasıl kurtardığını görmüşlerdi.
Ayşe hayatta kalmıştı. Sonra rehabilitasyon merkezine alındı. Fatma Hanım her gün onu ziyaret ediyor, ev yapımı şerbet, rendelenmiş elma ve hayata dair hikayeler getiriyor, ona dünyayı yeniden öğretiyordu. En sonunda da resmi vasi oldu.

Bir yıl sonra, Ayşe şık bir okul forması ve göğsünde madalyasıyla bir sahneAyşe o gün, Fatma Hanım’ın ona verdiği sevgiyle büyüdüğünü ve şimdi aynı şefkati başka çocuklara aktaracağını bilerek gülümsedi.

Rate article
Lifequest
Yetim Çocuğu Ameliyat Etmeyi Reddettiler, Ancak Hemşirenin Hareketi Gözyaşlarına Boğdu