Beni Seçmeyen Adamın Kızını Evlat Edindim

**Günlük**

Bugün parkta eski bir okul arkadaşımla karşılaştım: Aylin. Pusetinde küçük bir kızla yürüyordu. Yıllar geçmişti ama gözlerindeki o dingin ifade hiç değişmemişti. Sadece bakışları daha derin, daha olgun görünüyordu. Sohbet ettik, okul günlerinden bahsettik. Sonra birden, “Sana bir şey anlatayım mı?” dedi. “Bana değil de başkasını seçen bir adamın kızını nasıl evlat edindiğimi…”

Merakla dinledim.

“Altı yıl önceydi,” diye başladı Aylin. “Henüz 23 yaşındaydım, bir inşaat firmasında çalışıyordum, Samsun’a tayinim çıkmıştı. Murat, şirketin şoförüydü. Benden iki yaş büyük, gülümsemesiyle insanın içini ısıtan biri. Elleri hep toz içinde, ama gözleri hep sıcaktı. Şantiyelerde, molalarda, uzun yolculuklarda sürekli karşılaşıyorduk. Bir gün uzun bir sohbetten sonra anladım ki aşık olmuşum. Tek bir gün yetti, hayatım aradığım adamın o olduğunu anlamaya.”

Tayinim bitince numaralarımızı değiştirdik. O aramadı. Bir hafta, iki hafta geçti, ses yok. Dayanamayıp ben aradım. Onun şehrinde buluşmak üzere sözleştik. Beni Erciyes’e götüreceğini söylemişti… Mutluluktan uçuyordum. Gezdik, küçük bir çay bahçesinde demli çaylar içip saatlerce konuştuk. Sanki hiç ayrılmayacaktık.

Sonra… sessizlik.

Aradım, mesaj attım, ama bir daha cevap vermedi. Nedenini anlayamadım. Kalbim acıyla doluydu, ama yılmadım. Bir hafta sonra izin alıp onun kasabasına gittim. Evini buldum, kapısını çaldım. Karşımda yorgun, şaşkın ve… yabancı biri vardı.

“Affet,” dedi. “Bir sevgilim var. O günlerde ayrılmak üzereydik, sandım ki bitti, ama… barıştık. Bir ay sonra düğünümüz var. O, seninle görüşmeme izin vermiyor.”

“Anladım. Size mutluluklar…”

Gözyaşlarımı zor tutarak döndüm. Sonra artık tutamadım. Geceleri, işte, otobüste… hep ağladım. Her gece rüyamda onu görüyordum. Sanki hâlâ beni bekliyormuş gibi hissediyordum. Başka bir erkeğe bakamıyordum. Kaderin bana bir şans daha vereceğine inanıyordum.

Üç yıl geçti.

Bir gün sosyal medyada profilini gördüm. Ellerim titreyerek bir mesaj yazdım: “Selam, nasılsın?” Hemen cevap geldi. Saklamadı: eşi bir hastalıktan vefat etmiş, iki yaşındaki kızıyla baş başa kalmıştı. Murat perişandı, ne yapacağını bilemiyordu.

Ne diyeceğimi şaşırdım. Sadece, “Kızınla birlikte bize gel, hava değişimi yapın,” yazdım.

Geldiler.

Küçük kızın adı Elif’ti. Bana hemen alıştı, ellerini uzatıyor, “Anne” diyor, bacaklarımın arkasına saklanıyordu. Murat mahcup, “Normalde yabancılara gitmez,” diye açıklamaya çalışıyordu. Ama ben kendimi yabancı gibi hissetmedim. O kıza baktıkça kalbim sızladı. İlk görüşte sevmiştim onu.

Yazışmaya, görüşmeye başladık. Elif her gelişimi heyecanla bekliyordu. Murat ise temkinliydi. Üstelemedim, sadece yanlarında oldum.

Bir gün bana sordu:

“O senin için yabancı değil mi? Sana ağır gelmiyor mu?”

“O benim için biricik, Murat,” dedim gözyaşlarıma boğularak. “Onu öz evladım gibi seviyorum…”

Üç ay sonra birlikte yaşamaya başladık. Önce arkadaş gibi. Sonra aile gibi. Bir yıl sonra da bir oğlumuz oldu. Elif’i resmen evlat edindim. Evet, kendim gidip belgeleri hazırladım.

İnsanlar dedikodu yaptı, yargıladı. “Seni terk etmişti, şimdi onu kabul ettin, üstelik başkasının çocuğunu aldın,” diyenler oldu.

Başkasının mı?

O kız her sabah “Anneeee!” diye koşarak yanıma geliyor, bana çizdiği resimleri hediye ediyor, kulağıma “Seni seviyorum,” diye fısıldıyordu. Bundan daha güzel ne olabilirdi?

Şimdi 6 yaşında. Okula hazırlanıyor, harfleri öğreniyor, mutfakta bana yardım ediyor, kardeşine ablalık yapıyor.

Murat’a gelince… Çok şey atlattık. Minnettar olduğunu görüyorum. Gerçek bir aile olduk. Tam da altı yıl önce hayal ettiğim gibi…

Pişman mıyım? Hayır. Tek bir gün bile değil.

Hayatım tam da olması gerektiği gibi oldu. Hemen değil, kolay da değil, ama… doğru şekilde.

Ben ona döndüm.
O da bana.
Ve şimdi bir kızımız, bir oğlumuz ve içinde gerçek mutluluk olan bir evimiz var.

**Bugün öğrendiğim ders:** Sevgi, beklediğin yerden gelmeyebilir. Ama kalbine yerleşti mi, orada evini kurar.

Rate article
Lifequest
Beni Seçmeyen Adamın Kızını Evlat Edindim