Bugün yine evimin balkonunda, soğumuş çayımı tutarken düşünüyorum. İçim ikiye bölünmüş durumda: bir yanım oğlum Mehmet için ağlıyor, kendi elleriyle yıktığı hayatı için; diğer yanım ise eski gelinim Elif için sessizce seviniyor, sonunda zincirlerinden kurtulduğu için. Komşuların boşanmayla ilgili dedikodularının asla anlayamayacağı bu duygu karmaşası – sevgi, utanç, acıma ve rahatlamanın iç içe geçtiği bir yük… Ama Mehmet’in geride bıraktığı enkazı ve Elif’in gözlerindeki o yeni başlangıç ışığını gördükçe başka türlü hissedemiyorum.
Mehmet benim tek evladımdı, gururumdu. Babası bizi bebekken terk ettikten sonra ona tek başıma baktım. Gömleklerini diker, gece yarılarına kadar derslerine yardım eder, kendimden kısıp ona yeni spor ayakkabılar alırdım. Güçlü, akıllı, iyi bir insan olarak büyüsün diye dua ederdim. Uzun süre öyle de oldu. Elif’le evlendiğinde çok mutlu olmuştum – oğluma hayranlıkla bakan çalışkan, iyi yürekli bir kızdı. Derin adını verdikleri bir kızları olduğunda, oğlumun nihayet mutluluğu bulduğunu düşündüm. Yanılmışım.
Mehmet değişti. Ya da belki hep böyleydi, sadece maskesi düştü. Geceleri eve gelmemeye, üstünde yabancı parfüm kokularıyla dönmeye başladı. Elif, gözleri ağlamaktan kızararak, Derin için seslere katlanıyordu. Gelinimin nasıl solduğunu görüyordum ama karışamıyordum – oğlumun bana gücenmesinden korkuyordum. O ise, evi, çocuğu ve kendisini çeken karısının kıymetini bilmek yerine, başka maceralar peşindeydi. Konuşmaya çalıştığımda “Anne, karışma, ne yaptığımı biliyorum” diyordu. Sustum ama her sert cevabı kalbime saplanan bir bıçak gibiydi.
Yıkım yavaş yavaş geldi ama sonu deprem gibi oldu. Mehmet bir iş arkadaşıyla ilişki yaşamaya başladı, bunu saklamaya bile çaba göstermeden. Elif öğrendiğinde kavga etmek yerine sessizce eşyalarını topladı. Boşanma davası açtı, Derin’i alıp ailesinin yanına taşındı. Oğlumun boş eve döndüğü günü asla unutamam. Şaşkındı ama pişman değildi. “Kendi suçu, beni takdir etmedi” dediğinde ilk kez ona bir yabancı gibi baktım. Benim küçük oğlum, gururum, kendi aptallığı ve bencilliği yüzünden ailesini yıkan bir adama dönüşmüştü.
Komşular Elif’i suçluyordu: “Kocasını terk etti, çocuğu alıp gitti, ne bencilce!” Hiç ses çıkarmadım ama içim kaynıyordu. Gerçeği biliyordum. Elif’in Derin’i geceleri nasıl salladığını, Mehmet arkadaşlarıyla “dinlenirken” onun iki işte çalıştığını görmüştüm. Gelinimin evliliği kurtarmak için nasıl çabaladığını, Mehmet’in onun onurunu nasıl çiğnediğini biliyordum. Şimdi Elif gittiğinde ona kızamıyordum. Aksine, onun gücüne hayran kaldım. Sevdiğin bir insandan, kendini kurtarmak için ayrılmak – bunun ne büyük cesaret gerektirdiğini oğlum asla anlamayacaktı.
Bir yıl geçti. Mehmet yalnız yaşıyor, değişmek için hiçbir adım atmadan kaderine söyleniyordu. Suçlu aradığı listede Elif, kader ve hatta “ona arka çıkmayan” annesi bile vardı. Ona baktığımda artık bir erkek değil, belki de benim kör sevgimle şımarttığım bir çocuk görüyordum. Kalbim onun için acıyor ama artık yaptıklarını savunacak gücüm kalmadı. Elif’e bağırdığı, Derin’e ilgisiz kaldığı anları düşünüyorum – bu yolu kendisi seçti.
Elif ise yeniden doğmuştu. Yeni bir iş bulmuş, hep hayal ettiği fotoğrafçılık kurslarına yazılmıştı. Derin, onun minik bir kopyası, artık daha çok gülüyordu. Bir gün parkta görmüştüm onları – Elif salıncak itiyor, Derin kahkahalar atıyordu. O anda tuhaf bir rahatlama hissettim. Çok sevdiğim gelinim özgürdü artık. Mehmet’in vurduğu prangaları atmış, hak ettiği hayatı yaşıyordu. Gülümsedim ama yanaklarımdan yaşlar süzülüyordu. Elif için seviniyor, ama kaybettikleri için oğlum için ağlıyordum.
Şimdi bu çelişkiyle yaşıyorum. Mehmet’i seviyorum ama artık onunla gurur duyamıyorum. Derin’i özlüyorum ama güçlü bir annenin yanında büyüdüğü için şükrediyorum. Elif’i düşünüyorum ve bir daha asla geçmişe bakmaması için dua ediyorum. Kendime soruyorum: Oğlumu farklı yetiştirebilir miydim? Bu soru gecelerimi kemiriyor ama bir cevabı yok. Sadece acı bir gerçek var: Oğlum ailesini yıktı, gelinim ise yeniden başlayacak gücü buldu. Bu acı finalde, kendim için değil ama zincirlerini kıranlar için bir umut görüyorum.




