Kız Aşkı Seçti, Bedelini Biz Ödedik

Ayşe, küçük İzmir evinin içinde dolanıp duruyordu, elinde sıkı sıkı tuttuğu telefonda yine bir kredi ödeme hatırlatması belirmişti. Yüreği sıkıntıyla burkuldu: Damadı ve kızı omuzlarına ağır bir yük bindirmişken ailesini nasıl geçindirecekti? Her şey, büyük kızı 19 yaşındaki Elif’in hamile olduğunu ve evlenmek istediğini açıklamasıyla başlamıştı.

Ayşe, bir süredir iş yerinde çalıştığı Feride adında bilge ve duyarlı bir kadınla yakındı. Feride, iki kızını tek başına büyütüyordu: 19 yaşındaki Elif ve 10 yaşındaki Zeynep. Feride uzun süredir çocuklarından şikâyetçi değildi. Elif üniversitede başarılı bir öğrenciydi, Zeynep ise okulunda parlak bir öğrenciydi. İkisi de Feride’nin yalnız yaşamının tüm zorluklarına rağmen gurur duyduğu uslu, örnek çocuklardı.

Ancak ikinci sınıfın başında Elif, ilk aşkı olan Mehmet’le tanıştı. Mehmet şehir dışından gelmişti, ama Feride onu tanıdıktan sonra kızının seçimini onayladı. Mehmet iyi niyetli, samimi biriydi, öyle boş biri değildi. Kısa sürede aşık olan çift birlikte yaşamaya karar verdi. Kira ödememek için Feride’nin evine taşındılar. Feride bu seçimi pek doğru bulmasa da, kızı henüz 19 yaşındaydı, üniversiteyi bitirip ayakları üzerinde durmalıydı. Ama başka seçenekleri yoktu.

Feride’nin üç odalı evi vardı, ama odalar küçüktü ve zaten aileye dar geliyordu. Potansiyel damat Mehmet’in gelmesi işleri daha da zorlaştırdı. Feride kabullendi, ama çok geçmişti ki gerçek sebebi öğrendi: Elif hamile olduğunu ve Mehmet’le evlenmek istediklerini itiraf etti. Feride’nin ayağının altındaki toprak kaybolmuş gibi oldu. Daha yeni yetişkinliğe adım atan kızı, şimdiden anne olmaya hazırlanıyordu.

Mehmet’in işi yoktu. Tıpkı Elif gibi örgün eğitim görüyordu ve ikisi de açık öğretime geçmeyi düşünmüyordu. Ama düğünlerini Hollywood filmlerindeki gibi görkemli bir şekilde planladılar. İzmir’in en pahalı restoranlarından birini seçtiler, bir sürü davetli çağırdılar, Elif de podyuma çıkacakmış gibi tasarım bir gelinlik sipariş etti. Feride itiraz etmeye çalıştı, bu kadar parayı veremeyeceğini söyledi, ancak Elif, karnına sarılarak ağlamaya başladı:
“Anne, cidden mi? Torununa mı kıyıyorsun?”

Feride dişlerini sıkarak her şeyi ödedi. Kenara koyduğu acil durum parasını harcadı, hatta yeni bir kredi çekti. Düğünden sonra gençlerin aklını başına alacağını, iş bulup kendi hayatlarını kuracaklarını umut etti. Ama umutları kâğıttan bir kale gibi yıkıldı. Elif ve Mehmet hâlâ onunla yaşıyor, ek iş aramıyorlardı.

Mehmet’in ailesi düğün hediyesi olarak gençlere ikinci el bir araba verdiler. Şimdi çift, tatildeymiş gibi şehirde geziniyor, benzini de damadın ailesi ödüyordu, çünkü oğanlarının cebinde metelik yoktu. Ama diğer tüm masraflar—yiyecek, faturalar, giyim—Feride’nin omuzlarına yüklenmişti. Gençler bir ekmek kaça diye bile bilmiyorlardı. Feride masrafları konuşmaya çalıştığında Elif gözlerini deviriyordu:
“Anne, biz öğrenciyiz, nasıl para kazanalım?”

Elif hiçbir şeyden feragat etmek istemiyordu. Annesine bebek arabası ve beşik kataloğu gösterdi—en modaya uygun ve pahalı modelleriydi. Orta halli bir maaşla geçinen Feride’nin dili tutuldu.
“Elif, benim bu kadar param yok! Senin okul kredin var, Zeynep’i büyütmem lazım!”
“Ciddi misin?” diye parladı kızı. “Torunun olacak, ama ona bile kıyamıyor musun?”

Feride’nin içi kaynıyordu. Çocuk yapmaya kendileri karar vermişlerdi, ama bakımını o mu üstlenecekti? Bütün aileyi tek başına çekiyor, işte tüm gücüyle çalışıyor, ama para yetmiyordu. Elif’in okul kredisi başında Demokles’in kılıcı gibi sallanıyordu, küçük Zeynep’in bakıma ihtiyacı vardı, ama gençler hâlâ masal dünyasındaydı.

Bir gün Feride dayanamadı. İşten geri döndüğünde, yine geç kaldığı için patronundan azar işitmişti—tüm aile için alışveriş yapmıştı. Evde gördüğü manzara ise şuydu: Elif ve Mehmet, gülüşerek, bir bebek ürünleri dergisini karıştırıyor, maaşının yarısı eden bir beşik seçiyorlardı. Zeynep bir köşede sessizce resim yapıyor, mutfakta ise bir dağ gibi bulaşık yığılmıştı.

“Ben şimdi sizinlerin bulaşıklarını da mı yıkayacağım?” diye bağırdı Feride, çantalarını yere fırlatırken.
“Anne, ne yapıyorsun?” diye şaşırdı Elif. “Biz meşgulüz, bebek bekliyoruz!”
“Bebek bekliyorsunuz, ama ben mi sizin masraflarınızı karşılayacağım?” Feride öfkeden titriyordu. “Yeter artık! Ya iş bulmaya başlarsanız, ya da kendinize yeni bir ev ararsınız!”

Elif hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, Mehmet’in yüzü bembeyaz oldu, ama Feride kararlıydı. Onlara bir ay süre verdi, bu sürede bir iş bulmaları gerekiyordu.
“Başaramazsanız, Mehmet’in ailesinin yanına gidersiniz. Onlar sizi geçindirsin,” diye kesip attı.

Elif ve Mehmet onu ikna etmeye çalıştılar, ama Feride artık gözyaşlarına kanmıyordu. Kızını seviyordu, ama şunu anlamışAncak bu kez sınırlarını koruyacak, çünkü biliyordu ki gerçek sevgi, yalnızca vermek değil, bazen hayır diyebilmekti.

Rate article
Lifequest
Kız Aşkı Seçti, Bedelini Biz Ödedik