Kayınvalidem bir buluşma peşinde, ben ise torunla baş başayım
Kayınvalidem, Sevgi Hanım, yıllardır yalnız yaşıyor. Kocası, yani eşimin babasıyla olan boşanmaları zorlu geçmiş ve oğlunu tek başına büyütmüş. Erkek ilgisi elbette eksik olmamış; canlı, güçlü karakterli bir kadın olmasına rağmen bir daha evlenmemiş. Der ki, üvey babanın oğlunu inciteceğinden korkmuş. Onun bu sert mizacıyla buna asla izin vermezdi elbette. Sonuçta tüm gençliği iş ve oğlunu yetiştirmekle geçti. Hiçbir randevu düşüncesi yoktu; tek derdi, çocuğunu nasıl iyi yetiştireceğiydi. Hele ki eski kocası nafaka bile ödemediği için iş daha da zordu.
Ama başardı. Bunun için ona minnettarım. Eşim güvenilir, şefkatli bir adam ve biliyorum ki bu onun sayesinde.
Fakat oğul büyüdü, evlendi, bizim bir kızımız oldu, Sevgi Hanım’ın da bir torunu hayatına girdi. Artık yeni bir amaç bulmuştu. Torunuyla oynamaya bayılıyor: parklarda geziyor, börekler pişiriyor, masallar anlatıyor. Mutlu mesut yaşasın, değil mi? Ama hayır! Birden hayatında değişiklikler oldu, üstelik öyle büyük ki ben hâlâ şoktayım.
Yılbaşından önce bir adamla tanıştı. Tesadüfen, Ankara’daki büyük bir AVM’de sıra beklerken. Laf lafı açtı, numaralarını değiştirdiler ve böyle başladı. Bu adam, Cemal Bey, emekli bir subay, yarbay rütbesinde. O da boşanmış ve yalnız yaşıyor. Kayınvalidemin anlattığına göre o kadar ortak yönleri var ki âdeta kader. İkisi de eski Türk filmlerine bayılıyor, Ankara Kalesi’nde yürüyüş yapmayı seviyorlar, aynı kitapları okuyorlar. Hatta çayı bile aynı şekilde içiyorlar – şekersiz ve bir dilim limonla. Tam bir aşk hikâyesi!
Ama sorun şu: Cemal Bey onu sürekli bir yerlere davet ediyor. Biz eşimle geç saatlere kadar çalışıyoruz ve kızımız neredeyse tamamen babaannesine emanet. Bir çocukla romantik buluşmaya mı gidecek? Olacak iş değil tabii. Dün beni aradı ve neredeyse kahveyi üstüme dökecektim: “Canım, bu akşam Elif’le biraz ilgilenir misin, ben… kısa bir süreliğine, Cemal’le buluşmaya çıkacağım.”
İtiraf edeyim, gülmemek için kendimi zor tuttum. Buluşma mı? Bu yaşta? Elli yaşını geçmiş, şimdi bir de genç kız gibi sevgilisiyle parkta gezmeye, üstüne bir de çağdaş sanat sergisine gitmeye hazırlanıyor! Ben de dedim ki, “Cemal Bey eve gelsin, çay içersiniz, Elif de yanınızda olur.” Ama yok, diretti: “Öyle olmaz canım, gerçek bir buluşma olsun istiyorum, yürüyüş yapalım, yıldızlar altında sohbet edelim.” Sanki bir aşk romanı yaşıyor!
İşten izin almak zorunda kaldım. Patron bana deli gözüyle baktı ama izin verdi. Şimdi düşünüyorum da bu tek seferlik bir şey değil. Kayınvalidemin Cemal’den bahsederken gözlerinin içinin gülmesinden anlıyorum ki bu bir defalık olmayacak. Yakında ya ücretsiz izin alacağım ya da Elif için bir kreş bulmam gerekecek. Çünkü anlaşılan Sevgi Hanım’ın işi ciddi. Hatta şöyle sbir ipucu bile verdi: “Cemal ciddi bir adam, belki de bir düğün yakındır.” Düğün! Bu yaşta!




