Bizimle Bağını Koparan Kızımız, Nişanlısına Yetim Olduğunu Söyledi

Bir rüyadaymışım gibi hissediyorum, her şey bulanık ve anlamsız… Hayatımız bir anda altüst oldu, bu ihanetin acısı hâlâ içimi yakıyor. Tek kızımız, Aylin, gizlice evlendi ve kocasına, ailesine yetim olduğunu söyledi. Biz, eşimle sağlıklıyız, ona böyle acımasızca davranması için hiçbir sebep vermedik.

Eşim Ahmet’le ben, Rize’nin küçük bir köyündeniz. Ben köyde sağlık ocağında hemşireyim, o ise çay fabrikasında makine ustası. Zengin değiliz ama Aylin için dünyayı verirdik. O bizim tek çocuğumuz, gururumuzdu; elimizden gelen her şeyi yapardık onun için.

Aylin hep büyük şehir hayali kurardı. İstanbul’a akrabalarımızı ziyarete gittiğimizde, “Beni burada bırakın!” diye yalvarırdı. Orada mutlu olacağına inanırdı. Biz de karşı çıkmadık, mutlu olsun diye. Üniversite sınavları geldiğinde, İstanbul’da okumak istediğini söyledi. Puanı bursa yetmedi, biz de onun eğitimi ve ev kirası için dedemden kalan evi sattık. Kendimiz köyde kaldık, zorlukla geçindik.

Aylin şehre gitti, biz köyde kaldık. Beş yılda sadece iki kez geldi. Biz her seferinde ona giderdik, ev yapımı reçeller, paralar götürürdük. Ama her seferinde bizi soğuk karşılardı. Sanki bizden utanıyordu; köy kıyafetlerimizden, şivemizden… Üniversitedeki ev arkadaşları bize ondan daha sıcak davranırdı. Telefonları iyice azaldı, biz de üstelemeyelim diye serbest bıraktık. Acil bir şey olsa anlatır diye düşündük.

Ama düğününü başkalarından öğrendik. Oğlu İstanbul’da okuyan bir komşumuz arayıp Aylin’i gelinlik içinde gördüğünü söyledi. İnanamadık. Belki yanlışlık olur diye umdum ama gerçek daha acıydı. Nasıl böyle yapabilirdi? Gözyaşlarımı tutarak aradım, açıklama istedim. Aylin inkar etmedi. Soğuk bir sesle, “Sizi tanıştırmayacağım,” dedi.

Yer yarıldı da içine girdim sanki. “Niye?” diye fısıldadım. Cevabı yüreğimi parçaladı: “Kocamın ailesi yüksek tabakadan, eğitimli insanlar. Siz onlara uygun değilsiniz. Ben yetimim dedim, ailem yok dedim. Sakın bana kızma! Babamın çay makinesi tamir ettiğini, annemin köyde iğne yaptığını söyleyemezdim. Zaten beni rezil ettiniz, okula turşu kavanozlarıyla geldiğinizde. Yeter artık!”

Ahmet bunu duyunca sessizce cebinden Aylin’in eski bir fotoğrafını çıkardı, avucunda buruşturdu ve kapıya çıktı. Omuzlarının nasıl titrediğini gördüm, sigaraya uzanışını… On yıldır içmiyordu. Ben ise hâlâ kendime gelemiyorum. Her gün sakinleştirici içiyorum ama acı dinmiyor. Neden? Bunu hak ettik mi?

Ona her şeyimizi verdik: sevgi, para, hayaller… O ise bizi reddetti, sanki yeni, “şehirli” hayatında bir lekeymişiz gibi. Kızının sizden utandığını bilerek nasıl yaşanır? Siz olsanız ne yapardınız? Böyle bir ihanetin üstesinden nasıl gelirsiniz?

Rate article
Lifequest
Bizimle Bağını Koparan Kızımız, Nişanlısına Yetim Olduğunu Söyledi