Komşu, damadın sırrını açığa çıkardı ve ben de intikamımı aldım.
Murat, İstanbul’un şirin bir banliyösündeki yazlığının bahçe kapısına doğru yürüyor, kolunda tanımadığı bir kadın vardı.
“Murat, merhaba!” diye seslendi komşusu Şükran Hanım, çitin arkasından başını uzatarak. “Yanındaki kim?”
“Selam, Şükran Abla!” diye gülümsedi Murat. “Evet, evlenmeye karar verdim. İşte gelecekteki hanımefendim, Aylin.”
Aylin, yazlıkta durmaksızın çalışıyor, Murat da sevgilisinden geri kalmıyordu. Bir gün Murat şehre gittiğinde, Şükran Hanım çitin ardından seslendi:
“Ne dersin, gelin komşu, çaya gelir misin?” diye sordu kurnazca.
“Gelirim,” diye başını salladı Aylin.
Komşusunda bir buçuk saat geçirdi ve Murat dönmeden hemen önce eve geldi.
“Niye böyle düşünceli duruyorsun?” diye fark etti Murat.
Aylin sadece gülümsedi. Artık gerçeği biliyordu.
“Murat, merhaba! Kim bu yanındaki?” Şükran Hanım merakını gizlemiyor, misafiri süzüyordu.
Murat, yanındakine kolunu vererek gözlerini kıstı:
“Şükran Abla, sen her zaman nöbettesin galiba? Evlenmeye karar verdim. Bu Aylin, gelecekteki hanımım. Yazlık büyük, bakalım becerebilecek mi?”
“Aylin, öyle mi?” diye onayladı komşu. “Güzel isim. Murat bizim gözde damadımızdır, elinden her iş gelir. Uzun süreli mi kalacaksınız, yoksa sezonluk mu?”
“Git işine, bizi meşgul etme,” diye savuşturdu Murat, bahçe kapısını açarak Aylin’i içeri aldı.
“Aylin, çaya beklerim!” diye arkasından bağırdı Şükran Hanım ve kahkaha attı.
“Garip bir kadın,” diye şaşırdı Aylin, eve girerken. “‘Sezonluk’ derken ne demek istedi?”
“Boş ver,” diye geçiştirdi Murat. “Buralarda insanlar sezonluk işçi tutuyor, o da öyle bir şey dedi. Biraz saf, ne bekleyebilirsin ki? Yerel dedikoducularla fazla konuşma, Şükran Abla baş dedikoducudur.”
Ev pırıl pırıldı, sadece kıştan kalan ince bir toz tabakası vardı. Aylin odaları hayranlıkla inceliyordu.
“Murat, bunların sAylin, yeni kilidi takarken içinden gülümsedi, çünkü artık bu evin gerçek sahibi oydu.




