Bir Zamanlar İzmir’de…
Efe ile Ceyda, tanışma yıldönümlerini şehrin kalbindeki küçük bir kafede kutlamışlardı. Gece yarısından sonra eve döndüklerinde, Efe’nin annesi Hacer Hanım kapıda onları bekliyordu. Kollarını bağlamış, yüzü asıktı.
“Sonunda geldiniz!” diye çıkıştı. “Nerede kaldınız? Bütün akşam torunlarla tek başıma uğraştım!”
“Anne, ne oldu?” diye şaşırdı Efe. “Leyla’nın çocuklarını çok seviyorsun ya?”
“Yoruldun mu yani?” diye ekledi Ceyda, montunu çıkarırken.
“Siz keyfinize bakarken ben burada canımdan bezdim!” diye kesip söyledi kaynanası. “Peki bu çocukların annesi nerede?”
“İşi vardı,” dedi Efe. “Biz de dinleniyoruz tabii!” dedi Hacer Hanım, mutfağı işaret ederek. “Bulaşıkları yıkayın! Eğlendiniz, şimdi iş başına!”
Efe kaşlarını çatarak dizüstü bilgisayarını açtı. Birden gözleri dondu, elleri klavyeyi sımsıkı kavradı. Kanı donmuştu.
***
Evlendikten sonra Efe ile Ceyda kiralık bir dairede yaşıyorlardı. Fakat kısa sürede kaynanasının evine taşınmak zorunda kaldılar – paraları yetmiyordu. Ceyda’nın ailesi, kardeşiyle birlikte küçük bir evde kalıyordu, genç çift için yer yoktu. Efe iş değiştirmişti: Maaşı düşmüştü ama terfi sözü vermişlerdi.
“Ceyda, bu geçici,” diye ikna etmeye çalıştı Efe. “Annemde kalırken bir yandan da para biriktiririz. O yalnız, ablama sadece torunlarını bırakıyor. Hallederiz.”
“Ben de ek iş yapabilirim, sen de,” diye önerdi Ceyda.
“Gece gündüz mü çalışacağız?” diye tepki gösterdi Efe. “Bütün gün ofiste, sonra bir yere daha mı yetişeceğim? Eve sadece uyumaya mı geleceğiz? Ya hayat ne zaman?”
“Annenle aynı evde hayat mı olacak?” diye iç çekti Ceyda.
“Para yok, anlıyor musun? Anneme uyum sağlarsak, daha çabuk kendi evimize çıkarız.”
Ceyda sessiz kaldı. Kaynanasıyla yaşamak istemiyordu. Efe’nin ablası Leyla’nın çocuklarını sadece bir kez düğünde görmüştü. Gürültülü, şımarık… Hiç de hoş izlenim bırakmamışlardı. Ama seçeneği yoktu.
“Ne var yani?” diye karşıladı onları Hacer Hanım. “Kiraya para vermekten iyidir. Faturaları üçe böleriz: siz iki pay, ben bir. Yemek için de aynı şekilde. Ben alışverişi yapar, yemeği hazırlarım. Siz de temizlik yaparsınız.”
“Tamam anne,” dedi Efe. “Ceyda, olur mu?”
“Olur…” diye kabullendi.
Başta her şey yolunda gidiyordu. Çift, akşamları hazır yemeğe dönüyor, sabahları da kahvaltıları hazır oluyordu. Ceyda işten sonra internetten yan işler alıyordu ama hafta sonları Leyla’nın çocukları geldiğinde huzur kaçıyordu.
Leyla neredeyse hiç görünmüyor, çocuklarını cumadan pazara bırakıyordu. Onlarla temizlik yapmak imkânsızdı: ortalığı dağıtıyor, her yere karışıyor, Efe ile Ceyda uyumSonunda bir gün, artık dayanamayacaklarını anladılar ve bütün zorluklara rağmen kendi yuvalarını kurmak için adım attılar.




