Evlilik Öncesi Kraliçe Gibiydim, Sonrası Hayal Kırıklığı

Evlenmeden önce beni ellerinde taşırdı, sonrasında ise sanki sevgisi bitti.

Ahmet’le ilk tanıştığımda kendimi şanslı hissetmiştim. Tam da kadınların hayalini kurduğu erkekti: ilgili, şefkatli, özenli. Sadece beni merak etmiyor, adeta benimle yaşıyordu. Her gün birkaç kez arardı: “Nasılsın?”, “Hava soğuk, giyindin mi?”, “Bugün bir şeyler yedin mi?” Birden hava kararıp yağmur başladığında, elinde şemsiye kapının önünde belirirdi. Her sabah masamda bir buket bulurdum: bazen lale, bazen gül, bazen papatya. İş arkadaşlarım kıskanır, ben ise bu mutluluğa inanamazdım.

Beni sıcaklığıyla kuşatırdı. Geceleri el ele tutuşup çocuklar gibi boş şeylerden konuşarak gezerdik. Sonra bir gün bana evlenme teklif etti: klasik, yüzükle, diz çökerek, ilk buluşmamızın olduğu kafede. Hatta ailemle tanışmak için Adana’ya bile gitti. O kadar ciddiydi. O günlerde mutluluktan uçuyordum, hayatım bir film gibiydi ve ben başrol oyuncusuydum.

Ama bu masal, nikah masasından kalktığımız an bitti.

Önce değişim çok küçüktü. Sabah mesajları kesildi, “Nasılsın canım?” aramaları bitti. Çiçekler sanki hiç gelmemiş gibi ortadan kayboldu. Öpücükler artık bir görev gibiydi, hissettiklerinden değil. Eskiden gözlerini benden alamazken, şimdi farkında bile değilmişim gibiydi.

Peki evde? Evde tamamen içine kapandı. Eskiden eline alet alır, yardım teklif ederdi. Şimdiyse iç çekip, “Umarız çağırırsın.” diyor. Ya da, “Kendin istedin, kendin yap.” Bulaşık yıkamıyor, yerleri süpürmüyor, çivi bile çakmak bir dert. Halbuki evlenmeden önce elleriyle bir ev bile yapabileceğiyle övünürdü.

Neden böyle oldu anlamıyorum. Ben değişmedim ki. Hâlâ aynı bakımlı, fit ve güzelim. Sokakta erkekler hâlâ dönüp bakıyor. Peki ya o? Sanki bana olan ilgisini kaybetti. Ben ona alışılmış, sıradan… gereksiz bir eşya gibi hissettiriyorum.

Annem diyor ki, “Herkes o böyle. Nikah masası romantik değil. Önemli olan çalışıyor, eve ekmek getiriyor. İçki içmiyor, serserilik yapmıyor. Elindekinin kıymetini bil.” Ama ben böyle yaşayamam. Yanımda sadece var olan bir adamla kalmak istemiyorum. Sevildiğimi hissetmek istiyorum. Sadece rahatı için orada duran biri değil.

Dün akşam gözlerine bakmaya çalıştım. Fark etmedi. Telefonundaydı, bir şeyler kaydırıyor, ekrana gülümsüyordu. O an içimde her şey alt üst oldu: Acaba başka biri mi var? Belki de her şey bundandır. Onun bu soğukluğu, ilgisizliği, mesafesi. Yoksa bana ihanet mi ediyor?

Buna inanmak istemiyorum. Ama ya haklıysam?

Nasıl konuşacağım onunla? Gerçeği nasıl öğreneceğim? Çünkü onu seviyorum. Her şeye rağmen seviyorum. Başka bir kadına vermek istemiyorum. Ama ihaneti affedebileceğimi de sanmıyorum. Kızlar, böyle bir durumla karşılaşan oldu mu? Eşin evlilik öncesi ve sonrası tamamen farklı birine dönüştüyse ne yapmalı? Onun hayatında sadece bir eşya gibi hissetmekten nasıl kurtulmalı? Ne yapacağımı bilmiyorum… ama artık sessiz kalamam…

Rate article
Lifequest
Evlilik Öncesi Kraliçe Gibiydim, Sonrası Hayal Kırıklığı