Mehmet annesinden bir telefon aldı — mutfağa bir raf asmasını istemişti. Ertesi gün annesinin evine uğradı, ama evde yoktu. Kapı kendi anahtarıyla açıktı. Raf annesinin dediği gibi duruyordu, ama matkap… Neredeydi? Belki tavan arasındaki eski eşyaların arasındaydı.
Bir sandalyeye çıktı, dolap kapağını açtı — işte oradaydı! Kabloyu çekti, kablolar dolaştı, matkap kaydı ve vazoyu devirdi. Vazo paramparça oldu. Mehmet küfretti, annesinin o vazoyu ne kadar sevdiğini biliyordu. Kırıkları topladı, rafı astı ve gitti. Telefonda annesine 8 Mart’ta yeni bir vazo alacağını söyledi. Ama annesi kolay pes etmedi — uzun uzun üzüldü.
Zaman geçti, ama aynı vazoyu bulamadı. Tam 8 Mart’tan önceki son cumartesi, aradığı vazoyu… bir kızın elinde gördü. Satıcı, bunun son parça olduğunu söyledi. Mehmet yanına gidip özür diledi ve dürüstçe annesinin vazoyu kırdığını, yerine aynısını bulamazsa affetmeyeceğini anlattı.
Adı Cemre olan kız, bir an düşündü, sonra gülümsedi ve vazoyu uzattı. “Alın, annenin sitemlerinden kurtulun.” Başka birini seçti, Mehmet ise o vazoyu aldı.
Mağazadan çıkarken sohbet etmeye başladılar. Mehmet şaka yaptı, Cemre güldü. Kısa bir süre sonra onu 8 Mart’ta annesine davet etti. Cemre şaşırdı, ama kabul etti.
Ertesi gün ikisi birlikte Mehmet’in annesine gittiler. Anne hediye vazoya çok sevindi, ama Cemre’ye daha da çok. “Gördün mü oğlum, her şey hayırlısıyla olur — vazoyu kırmasaydın, böyle bir kızla tanışmayacaktın,” diye güldü.
O günden sonra Mehmet’in hayatı değişti. Cemre ile parklarda yürüyüşlere çıktılar, film ve kitapları tartıştılar, gelecek planları yaptılar. Cemre’yi tatil için gelen kızıyla tanıştırdı ve çok şükür ki hemen anlaştılar. Cemre, Mehmet’in nezaketine ve ona gösterdiği özene hayran kaldı. Mehmet’in annesi ise oğlunun vazoyu kırdığı günü hep hatırladı ve bunun bir kader işareti olduğunu söyledi. Cemre de bu tesadüfün böyle derin bir bağa dönüşmesine şaşırdı. Altı ay sonra evlendiler. Düğünleri mütevazı ama samimiydi. Mehmet’in annesi kadeh kaldırırken bir kez daha kırılan vazoya şükretti. Mehmet ise eşine bakarken, hayat boyu aradığı kişiyi bulduğunu biliyordu. Ve o rafın önünden her geçtiğinde, kırılan bir vazonun onu hiç ummadığı bir mutluluğa götürdüğünü gülümseyerek hatırladı.
Bazen en küçük kazalar bile, hayatımızın en güzel dönüm noktaları olabilir. Sabır ve dürüstlük her zaman iyiliğe kapı açar.




