Oğlu hamile kızla evlenmeyi reddetti. Annesi onu destekledi ama babası torununun yanında durdu.
“Baba, bir haberim var,” dedi Eren, daha eve yeni adımını atmıştı. “Komşumuz, Aylin… Hamile. Benim yüzümden.”
Babası Kaya bir an dondu, sonra sakince cevap verdi:
“O zaman evlen.”
“Ne diyorsun sen? Daha gencim. Aile kurmak için erken, üstelik pek de bir şey yaşamadık ki…”
“Ciddi misin?” diye gülümsedi Kaya. “Yani kızın peşinden koşarken erkek gibiydin de sorumluluk alınca çocuk mu oldun? Tamam, tamam.” Ve hiçbir şey demeden eşine seslendi: “Elif! Gel bir bakalım!”
Elif, ellerini önlüğüyle silerek mutfağa girdi: “Ne oldu?”
“Şöyle anlatayım. Oğlumuz bir çocuk sahibi olmuş, ama evlenmek istemiyor. Aylin, komşunun kızı. Onun çocuğu. O ise kaçıyor.”
Elif hiç şaşırmadı. Yüzü taş kesildi:
“İyi yapmış. Niye ilk rastgeleni eve alalım ki? Şimdiki kızlar kurnaz; en rahatını bulup hamile kalıyorlar, sonra ‘evlen’ diye baskı yapıyorlar. Sonra da meğer çocuk ondan değilmiş. DNA testi yaptırsın. Hem zaten Eren’e yüklenmeye ne gerek var? Daha çok genç. Erkek işte, dayanması zordu. Ama bizim başka çocuklara bakma zorunluluğumuz mu var?”
Kaya derin bir nefes aldı ve alçak sesle konuştu:
“Peki ya gerçekten onunsa?”
“Onunsa ne olmuş? Biz sorumluluğu üstlenmek zorunda mıyız? Söyle ona, test yaptırsın, netleşsin.”
Elif dönüp mutfağa gitti, Kaya ise oğluyla baş başa kaldı.
“Ben de bir zamanlar gençtim,” diye başladı. “Birini sevdim, başkasıyla evlendim. Aşktan değil, sorumluluktan. Çünkü erkek olmak sadece tutkuyla ilgili değil, seçimlerin ve sonuçlarınla ilgili. Annen hamileydi. Onunla yaşayıp yaşayamayacağımı bilmiyordum ama bir şeyi biliyordum: Çocuğun suçu yok. Benim kanım, benim vicdanım. Ve biliyor musun Eren, hiç pişman olmadım.”
Üç ay geçti. DNA testi kesin bir sonuç verdi: %99,9 ihtimalle Aylin’in çocuğunun babası Eren’di.
“Eee?” diye burun kıvırdı Elif, Kaya masaya kağıdı bıraktığında. “Evet, babası. Ama bu Aylin’in bu eve geleceğini göstermez. Buraya adımını atamaz. Ben böyle karar verdim!”
Eren babasına bakmadan oturuyordu. Yüzünden belliydi: Annesinin tarafını seçmişti. Sessizce yumruklarını sıkıyor, tek kelime etmiyordu.
Kaya ağır ağır ayağa kalktı:
“Siz ikiniz kararınızı verdiniz, şimdi benimkini dinleyin.”
Sesi sert ve kararlıydı:
“Ben yaşadıkça, torunumun hiçbir eksiği olmayacak. Bir arsa alıp ev yapacağım ve o çocuk, benim torunum, kazandığım her şeye sahip olacak. Siz ikiniz ise artık benden bir kuruş alamazsınız. Bu rezilliğe ortak olmayacağım. Eren, bugünden sonra sen benim oğlum değilsin. Malım mülküm çocuğun olacak. Size tek kuruş yok.”
Elif deliye döndü:
“Aklını mı kaçırdın? Kendi oğlunu mirastan mı mahrum edeceksin?”
Kaya cevap vermedi. Öfke dolu çığlıkları duymazdan gelerek çıkıp gitti. Eren orada öylece kaldı, babasının bunları gerçekten söylediğine inanamıyordu. Ama biliyordu: Kaya dediğini yapardı.




