Gizemli Çuval: Yeniden Değerlendirme Draması

Eski bir İzmir kasabasında, sabah sisinin çatılar üzerine çöktüğü ve çam kokusunun deniz tuzuyla karıştığında, Alper büyük beyaz bir çuvalı apartmanın önüne kadar zorlukla taşıdı ve yorgun bir nefes aldı.

“Ne kadar da ağır!” diye mırıldandı, omuzlarındaki yüke bakarak.

Alnındaki teri silerek apartmanın interkomuna şifreyi girdi.

“Alperciğim, sen misin?” diye seslendi kayınvalidesi, ve o da çuvalı asansöre doğru sürükledi.

Çuvalı mutfağa kadar taşıyarak masanın yanına bıraktı.

“Alper, bu da ne?” diye ellerini çırptı Feride Hanım, damadına şüpheyle bakarak.

Alper kurnazca gözlerini kırpıştırdı.

“Şimdi göreceksiniz!” dedi ve çuvalın içindekileri masaya dökmeye başladı.

“Aman Tanrım, bu kadarını niye aldın?” diye şaşkınlıkla haykırdı kayınvalide, gözleri açılmıştı.

Alper’le tanışmadan önce Feride Hanım kendini tutumluluğun timsali sanırdı. Kızı Ayşe de öyle düşünürdü ama bu durumdan mustaripti.

“Ayşe, o deterjanı geri koy!” diye emrederdi markette. “Yanındakini al, yarı fiyatına! Hatta fazladan bile alabiliriz!”

“Anne, ama o daha kötü…” diye itiraz ederdi Ayşe.

“Hiç de kötü değil, sadece reklamı yapılmamış! Deterjan dediğin her yerde aynıdır! Ne kadar da safsın sen?”

Ayşe, “cimri iki kere öder” diye homurdanarak paketi yerine koyar ve annesinin seçtiğini alırdı.

Deterjanla belki idare edebiliyordu ama giysiler konusunda durum daha zordu.

“Anne, bak bu bana yakıştı mı?” diye yeni bir etek gösterirdi.

“Yine mi yeni bir şey? Kaç lira?” diye kaşlarını çatar, kızını delici bakışlarla süzerdi.

“Ne fark eder ki!” diye öfkelenirdi Ayşe. “Yıllardır bir şey almıyorum! Önemli olan yakışması!”

“Fiyatı da önemli!” diye kesip atardı annesi.

Kumaşın kalitesi ve üzerindeki duruşu hakkındaki tüm savunmalar boşunaydı.

“Anne, neden bu kadar cimrisin? Yoksa fakir miyiz?” diye dayanamazdı Ayşe.

“Fakir değiliz çünkü ben tutumluyum ve stok yapmasını bilirim! Sen ise baban gibi savurgan birisin!”

Ayşe susardı, ailesinin boşanma günlerini hatırlayarak. Kavgalar, mal paylaşımı, nafaka tartışmaları… Tüm bunlar Feride Hanım’ı tam bir cimriye dönüştürmüştü.

Üniversite yıllarında Ayşe kimseyi eve çağırmazdı. Annesi misafirleri gereksiz masraf olarak görürdü.

“Bu oturmaları hiç anlamıyorum!” diye söylenirdi. “Toplanıyorlar, yiyor içiyor, gevezelik ediyorlar, sonra ev sahibesi bulaşıkları yıkayıp buzdolabını yeniden doldurmak zorunda kalıyor!”

Ayşe açıklamaya çalışırdı ama sonra vazgeçerdi—annesi dinlemezdi. Okul bittikten sonra işe girdi ve Alper’le tanıştı.

“Annem onu sevmeyecek,” diye anlamıştı hemen.

Alper’in, Feride Hanım’ın değer verdiği hiçbir şeyi yoktu: ne evi, ne zengin ailesi, ne de mirası. Sıradan bir ofis çalışanıydı ama hırslıydı. Feride Hanım’a göre ise hırs elle tutulmazdı. Ayşe tanışmayı erteledi ama Alper evlilikten bahsedince, artık karar vermek zorunda kaldı.

“Alper, annem… biraz özel biri,” diye başladı. “Çok tutumlu.”

“Bu iyi bir şey,” diye omuz silkti Alper.

“Hayır, anlamadın. O… görülmemiş bir cimri! Masada yiyeceğin her lokmayı sayar. Sabretmeye hazır ol.”

“Boş ver!” diye güldü Alper. “Üstesinden geliriz. Hem, onunla yaşamak daha iyi. Kendi evimizi alamayız, benim ailem de kalabalık. Karar senin!”

Ayşe düşündü: “Alper annemin ne kadar zor olduğunu bilmiyor. Ama deneyebiliriz. Dayanılmaz olursa çıkarız.”

“Tamam, deneyelim,” diye karar verdi. “Ama dayanamazsan hemen söyle.”

“Beni hafife alıyorsun,” diye göz kırptı Alper.

Düğünleri mütevazıydı, bu da Feride Hanım’ı memnun etti.

“Doğru yapmışsınız, boş yere para harcamanın alemi yok!” diye onayladı.

Evlilerin onunla yaşayacağını öğrenince biraz burukluk hissetti ama bir mantık buldu.

“Peki, kalın, biriktirin. Ama kurallarım değişmeyecek!” diye açıkladı.

“Zaten öyle olsun!” diye atıldı Alper. “Siz, Feride Hanım, harikasınız! Gençler tutumlu olamıyor, sonra şikayet ediyor. Ben sizin tarafınızdayım!”

Kayınvalide memnuniyetten kıpkırmızı oldu.

“Ne damat ama! Fakir ama akıllı. Böyle giderse geleceği parlak!” diye düşündü.

Alper, “Bakın, ben alışverişleri üstleneyim. Ucuzunu nereden bulacağımı biliyorum. Akıllıca tasarruf edelim!” teklifini yapınca, Feride Hanım’ın güvenini hızla kazandı.

“Alperciğim, sen bir hazinesin!” diye duygulandı.

Ayşe şaşkınlıkla dinlerken Alper ona göz kırptı.

Kısa sürede dolaplar stoklarla doldu. Alper sözünü tutmuştu ve Feride Hanım çocuk gibi seviniyordu. Ama bu uzun sürmedi.

“Yok yok, böyle olmaz!” diyerek deterjan ölçeğini elinden aldı. Yarısını geri döküp verdi. “Bu kadar yeter!”

Kayınvalide şaşkınlıkla deterjana baktı.

“Alper, bu az, çıkmaz ki…”

“Çıkar çıkar! Köpürdüyse temiz demektir!” diye kesip attı.

Feride Hanım şaşırdı ama “Belki de haklıdır?” diye düşündü.

Sonra Alper,Feride Hanım o gece rüyasında kendisini devasa bir stok deposunda, elleri dolanmış halde görünce, sabah uyanır uyanmaz bankaya koşup birikimlerini gençlerin ev parası için çıkardı.

Rate article
Lifequest
Gizemli Çuval: Yeniden Değerlendirme Draması