Rüyanın Uyarısı: Her Şeyi Değiştiren Hikaye

Hayat Değiştiren Bir Rüyanın Uyarısı

Nazlı, evde turşu kuruyordu, tam da mantarları kavanoza yerleştirirken kapı çaldı. Kocası Emre, iş için dışarı çıkmış ve anahtarları da yanına almıştı. Evde sadece kendisi ve küçük kızları Elif vardı. “Bu saatte kim gelmiş olabilir ki?” diye mırıldandı, ellerini silerek kapıya yöneldi.

Kapının önünde, on yaşlarında bir erkek çocuğu duruyordu. Tanımadığı biriydi. Tertemiz giyinmiş, sırtında çantası vardı, ama gözleri bir yetişkininki gibi ciddiydi.
“İyi günler,” dedi nezaketle. “Kocanızı görmem lazım. Evde mi?”
Nazlı şaşırmıştı.
“Merhaba. Hayır, şu an yok… Ona mı ihtiyacın var? Belki ben yardımcı olabilirim?”
“Hayır. Sadece o. Konu önemli.”

Nazlı’nın kalbi hızla çarpmaya başladı. Ne diyeceğini bilemedi.
“Sonra uğrarım. Genellikle ne zaman evde olur?”
“Bazen geliyor, bazen gidiyor… Peki sen kimsin? Ne oldu ki?”
“Şimdilik bir şey yok. Ama olabilir. Hoşça kalın.”

Nazlı, çocuğu gözleriyle takip etti. Bu neyin nesiydi? Kocasının bu çocukla ne işi vardı? Onu nereden tanıyordu? Bütün gün içi içini kemiren bu sorularla geçti. Akşam Emre eve döndüğünde, hemen her şeyi anlattı.

“Bugün bir çocuk geldi. On yaşlarında. Seninle acilen konuşması gerektiğini söyledi. Başka bir şey demedi.”
“Ne saçmalıyor bu çocuk? Onu tanımıyorum. Belki karıştırdı?”
“Hayır, senin adını net bir şekilde söyledi. Sadece seninle görüşeceğini ısrarla belirtti.”

Emre omuz silkip duşa girdi. Ama Nazlı’nın içindeki huzursuzluk dinmemişti. Kimdi bu çocuk? Acaba… onun oğlu muydu? Bilmediği, evlilik dışı bir çocuk? Emre’nin kendisinden önce başka ilişkileri olmuştu… Aklına bir isim geldi: Selma. Emre bir ara onunla neredeyse evleniyordu. Belki hamile kalmıştı da söylememişti?

Ertesi gün, Nazlı dikkatlice sordu:
“Emre, o neredeyse evlendiğin kadını hatırlıyor musun? Adı neydi?”
“Nazlı, niye soruyorsun? Unuttum bile. Selma.”
“Meraktan işte. Sen benim eski sevgilimi biliyorsun, ama ben seninkiler hakkında hiçbir şey bilmiyorum.”

Nazlı hemen sosyal medyada Selma’yı aramaya başladı. Ama soyadını değiştirmiş olmalıydı, çünkü hiçbir sonuç çıkmadı. Geriye tek seçenek kalmıştı: O çocuğun tekrar gelip gelmeyeceğini beklemek.

Birkaç gün sonra Emre, iş seyahatine çıkacağını söyledi.
“Komşu şehre gidiyorum. Kimse gitmek istemiyor, Ahmet Bey özellikle beni gönderiyor.”
Nazlı’nın içine bir kurt düştü. Emre uzun zamandır seyahat etmiyordu. Çocuğun sözleri aklına takılmıştı: “Bir şey olabilir.” İçgüdüleri ona bağırıyordu: Bir şeyler ters gidiyordu.

Ve tam da Emre’nin yola çıkacağı günün öncesinde, o çocuk tekrar kapıyı çaldı. Nazlı onu hemen içeri davet etti.
“Bak, ne söylemek istediğini bana anlat. Ben onun karısıyım. Mutlaka ona ileteceğim. Adın neydi?”
“Can. Anlıyor musunuz… Annem rüyamda bana dedi ki, kocanız sakın o seyahate gitmesin. Yoksa onu kaybedeceksiniz.”
“Can, ne diyorsun sen? Hangi anne?”
“Annem beş yıl önce öldü. Ama bana rüyalarına giriyor. Büyükannem diyor ki, biz onunla bir şekilde bağlantılıyız… Annem beni çok severdi. Babamı hiç görmedim. Onu sadece fotoğraflarda tanıdım. Ama son zamanlarda sık sık rüyama giriyor. Adresinizi verdi. Sadece ona söylemem gerektiğini söyledi…”

Nazlı donakalmıştı. Tüyleri diken diken olmuştu.
“Peki, sen onun annenin hayatında kim olduğunu biliyor musun?”
“Hayır. Ama dedi ki, asla o seyahate çıkmamalı. Hiçbir koşulda.”

Nazlı çocuğu uğurlarken kapıyı kapatırken göğsünde yükselen paniği hissetti. Mistik şeylere inanmazdı… Ama bu çok net bir mesajdı.

Ertesi gün Emre yola çıktı. Nazlı kendini işe vererek sakinleşmeye çalıştı. Öğle sonrasında telefonu çaldı.
“Nazlı, merak etme… Ben iyiyim. Ama… Garip bir şey oldu.”
“Ne?! Ne oldu?”
“Yoldaydım. Müzik dinliyordum. Birden karşıma bir kadın çıktı. Aniden. Direksiyonu kırdım, bariyere çarptım… Önümdeki araba havada takla attı. Kaza oldu. İnsanlar öldü… O araba benim olmalıydı.”
“Aman Tanrım…”
“Kimdi bilmiyorum. Birden ortaya çıktı ve kayboldu. Ama o olmasaydı, ben de olmazdım.”

Akşam Emre eve döndüğünde Nazlı ona baktı:
“Hiç düşündün mü, belki de o kadın… Can’ın annesiydi?”
“Nazlı… Bu bir tesadüf. Tam bir gizem.”
“Hayır Emre. Bu tesadüf değil. Hissediyorum.”

Ertesi sabah Emre aydınlanmış gibiydi:
“Anladım! Hatırladım! Beş yıl önce bir binanın önünden geçiyordum. Yangın çıkmıştı. İnsanlar korkudan içeri giremiyordu. Ben dayanamadım, içeri daldım. Bir çocuğu çıkardım. Ama annesi kurtarılamadı…”

Birlikte Can’ın adresine gittiler. Onları büyükanne karşıladı.
“Evet, o burada yaşıyor. Benim torunum. Annesi o yangında öldü. Onu sen kurtardın. Sana minnettarım… O olanları hatırlamıyor. Sadece fotoğraflar kaldı. Ama annesi rüO gün, Emre ve Nazlı eve dönerken, artık hayatlarının ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anlamışlardı.

Rate article
Lifequest
Rüyanın Uyarısı: Her Şeyi Değiştiren Hikaye