**Torunum İçin, Aldatılmaya Rağmen**
— Sadece çocuklara yardım etmek, torunuma bakmak istemiştim. Maddi durumlarının kötü olduğunu biliyordum, bu yüzden gelinimin çalışmasına izin verdim, — diyor iç çekerek Leyla Hanım.
Elli beş yaşında ve sağlık sorunları nedeniyle emekli. Geliri çok az, ama yine de hayata tutunuyor. Oğlu uzun zamandır yetişkin, küçük kızı ise üniversitede okuyor, aynı zamanda çalışıp annesine destek oluyor.
— Oğlum altı yıldır evli. Düğünden hemen sonra gelinleriyle birlikte ev kredisi çektiler. Ben tek odalı bir daire almalarını, kendilerini zorlamamalarını önermiştim, ama onlar iki odalıyı tercih ettiler. Ben yardım edemezdim, kendi başımın derdindeydim. Kayınvalideleri de katkı sunmadı, onların da para sıkıntıları vardı, — diye anlatıyor Leyla Hanım, küçük bir kasaba olan Çamlıca’da yaşıyor.
Gelininin, Deniz’in ailesinin varlıklı olmadığını biliyordu. Bu onu rahatsız etmiyordu, ama Deniz’in akrabaları sürekli sorun çıkarıyordu.
— Deniz’in babaannesi hiç çalışmamış, ama beş çocuk doğurmuş. Bahçesiyle geçiniyor, hayvan besliyordu, ama fakirdi. Sadece kayınvalidem, Deniz’in annesi, biraz düzen kurmuş. Diğer kardeşleri ise batmış gitmişti, — diye hatırlıyor Leyla Hanım.
En büyük oğlu alkol yüzünden ölmüş, ortanca kızı hırsızlıktan hapse girmiş, küçük oğlu ise kayıplara karışmış. Deniz’den yedi yaş büyük olan küçük kız kardeşi ise hâlâ annesinin sırtından geçiniyordu.
— Bu kız kardeşi, boş boş gezen bir adamla evlenmiş. Çocukları yok. Kocası hapiste, üç yıl yatmış, daha üç yılı var. O ise genç, hayatın tadını çıkarmak istiyor, — anlatıyor Leyla Hanım.
Kayınbiraderi serbestken bir sürü kredi çekmiş, şimdi bunları Deniz’in annesi, kayınvalidesi ödüyor. Kardeşi, Ayşe, ise anne babasının yanına dönmüş ve biraz para alabilmek için engelli maaşı bağlatmış. Çalışıyor, ama kazandığı para ancak yemeğe ve faturalara yetiyor.
Kayınvalide, Sevgi Hanım, Ayşe’yi boşanmaya ikna etmeye çalışmış, borçların bir kısmının kayınbiraderine kalması için. Ama Ayşe direnmiş: Onu seviyormuş, peşinden ateşe bile atlayacakmış. Derken yeni bir felaket patlak verdi:
— Çocuklarımız gayet iyi yaşıyor, bana göre. Ama biz kocamla boşanıyoruz, — diyerek şok etmişti Sevgi Hanım.
— Donup kaldım. Yıllardır beraberler, bir anda böyle bir şey! Meğer kayınpeder, üç çocuklu genç bir kadının peşine takılıp evi terk etmiş, — diyor başını sallayarak Leyla Hanım.
Kısa süre sonra Deniz de gelmiş, para sıkıntısından yakınmış, kocası Emre’nin yan işinden çıkarıldığını söylemiş. Deniz’e yarım gün iş teklif edilmiş ve Leyla Hanım’a torunu Efe’ye bakması için yalvarmış.
— Yardım etmezsem kim edecek? Kayınvalidem çalışıyor, kızım okuyor, diğer akrabalar ise sadece kendilerini düşünüyor. Efe çok hareketli, baş edemem diye korktuğumu söyledim. Ama Deniz ağlamaya başlayınca dayanamadım, — diye iç geçiriyor Leyla Hanım.
Sonunda Efe’ye bakmayı kabul etti, ama sadece kendi evinde. Birinci katta oturuyor, bahçesi kapalı, gezdirirken kolay. Gelininin evi de uzak değildi, torununu taşımak zor olmadı. Leyla Hanım, ağrılarına rağmen ilaçlarını alıyor ve idare ediyordu.
Bir gün Efe hasta oldu ve büyükannesi onunla çocukların evinde kalmak zorunda kaldı. Buzdolabını açınca donup kaldı — bomboştu, çöl gibi. Tam o sırada Emre koşarak eve geldi, bir toplantı öncesi üstünü değiştirmek için.
— Deniz birazdan gelir, hoşça kal! — diye bağırdı.
— Nereye gidiyorsun? — diye şaşırdı Leyla Hanım.
— Yan işe, ek mesaiye.
— İşte o an yıldırım çarpmış gibi oldum, — diyor titreyerek. — Herkes beni kandırmış! Deniz ev kredisi için değil, ablasının borçları için çalışıyordu! Emre iki işte çalışıyor, ben torunumla sağlığımı tehlikeye atıyordum, ama gelinim kendi akrabalarını kurtarmaya uğraşıyordu!
Leyla Hanım öfkeden deliye dönmüştü. Oğluna şikayet etti, ama o karısını savundu, Deniz’in ailesi için çabaladığını söyledi. Kayınvalide böyle bir aldatmaya inanamıyordu. İnsan nasıl gözünün içine baka baka yalan söyleyebilirdi?
Kavga ettikten sonra ilişkilerinin bozulacağını biliyordu. Belki de torununu bile göremeyecekti. Ama gelininin bu küstahlığını sineye çekmeye niyeti yoktu. Kalbi kırgınlıkla doluydu, ama gerçekler daha önemliydi.
**Bugün öğrendim ki, bazen en yakınların bile seni kandırabilir. Ama yine de doğruyu söylemek, sessiz kalmaktan iyidir.**




