Annem Tek Evimizi Bize Verdi, Eşim Hayatımı Cehenneme Çevirdi: Evlilikten Sonra Gerçek Yüzünü Gördüm

“Annem bize tek evimizi verdi, karımsa hayatımı cehenneme çevirdi” — evlendikten sonra onun gerçek yüzünü nasıl gördüm

Hiçbir zaman zengin olmadım, marka giysiler giymedim, lüks arabalara binmedim. Adana’da sıradan bir işçi ailesinde büyüdüm. Babam, daha ergenlik çağındayken vefat etti, o günden sonra annem hem kendini hem de beni tek başına çekip çevirdi. Gündüzleri pazarda satış yapıyor, geceleri de mahalledeki markette temizlik işlerine koşuyordu. Tüm para yemeğe, faturalara ve en önemlisi benim eğitimime gidiyordu. Benim için farklı bir hayat hayal ediyordu. Aydınlık. Huzurlu. Başarılı.

Üniversitenin ikinci yılında aşık oldum. Körü körüne. Delice. Adı Esma’ydı. Güzel mi güzel, tüm fakültenin göz bebeği. Uzun boylu, ışıltılı, sesindeki o kendinden emin tonla erkekleri yerinden eden biriydi. O sene “Üniversitenin Güzeli” seçilmişti bile.

Benim gibi birine bakacağını hiç düşünmemiştim. Ama bir gün, ekonomi sınavında yanıma oturdu. Bir şeyi bilmediğini, yardım istediğini söyledi. Yardım ettim. Sonra bir daha. Sonra bir kez daha. İşte böyle başladı. Ona ödevlerinde, projelerinde yardım ettim, kopya kâğıtları hazırladım. Sonra beni sinemaya davet etti. “Teşekkür etmek istiyorum” dedi. Mutluluğuma inanamadım.

Bir yıl sonra evlenme teklif ettim. Esma kabul etti. O an, mutluluğumun doruğuna ulaştığımı sanıyordum. Önümüzde uzun bir hayat olduğunu düşünüyorduk. Ama işte o zaman ilk uyarı işaretleri başladı. Ailesi bana soğuk davrandı. Yüzüme karşı, kızlarının “daha varlıklı birini” seçebileceğini söylediler. Sustum. Biz aşk için evlenmiyor muyduk, değil mi?

Evlendikten sonra kendimize ait bir evimiz yoktu. İşte o zaman annem, benim zavallı annem, bize yeni miras kalan kuzeninden kalan daireyi teklif etti. Kendisi ise köydeki eski evine, çocukluğunun geçtiği o küçük eve döndü. “Altmışıma merdiven dayadım, orada daha huzurluyum. Siz burada hayatınızı kurun,” dedi.

Esma daireden pek hoşlanmadı ama yine de kabul etti. Ailesi ona düğün hediyesi olra yepyeni bir araba almıştı. Bu hediyenin sadece ona ait olduğunu hatırlatmayı da ihmal etmedi. Bir gün, annemi ziyarete gitmek için ondan beni 30 kilometre ötedeki köye götürmesini istediğimde, buz gibi bir cevap verdi:

“Ben senin taksicin miyim? İstersen otobüsle git. Ben senin o kuytu köşene gitmem.”

O günden sonra tek başıma gittim. Haftada bir, aksatmadan. Yiyecek, ilaç götürdüm, ev işlerine yardım ettim. Annem asla bir şey istemedi. Ama zorlandığını biliyordum. Emekli maaşı zar zor yetiyordu.

Aynı zamanda Esma kendine hiçbir şeyi esirgemiyordu. Alışveriş? Tabii ki. Arkadaşlarıyla partiler? Her zaman. Ama ben ondan kuzenimi ziyaret etmeyi ya da annemin arkadaşının doğum gününe gitmeyi istediğimde, hemen bir drama başlıyordu. Israr edersem, yerde, bir matın üzerinde uyuyordum. Kelimesiz, açıklamasız.

Zamanla, anneme “fazla para harcadığım” konusunda beni suçlamaya başladı.

“Sen benimle mi evlendin, yoksa annenle mi? Artık ona para taşımayı bırak! O yaşlı, otursun yerinde!” diye patladı bir akşam yemeğinde.

Ona bakıyordum ve tanıyamıyordum. Sinemalarda koşturduğumuz, ders aralarında kahve içtiğimiz o nazik, neşeli kız neredeydi? Yerini soğuk, çıkarcı bir kadın almıştı, her şeyi kâr-zarar hesabıyla ölçen biri.

Annemin hasta olduğunu, ilaçlara ihtiyacı olduğunu, desteğim olmadan baş edemeyeceğini açıkladığımda, Esma ayağa kalkıp şunu söyledi:

“Ya beni seçersin, ya da o kendi başının çaresine baksın. Gidersem, pişman olmam.”

Sustum. O gece uyuyamadım. Sabah anneme yiyecek götürdüm, evin önündeki parkta oturdum ve hayatımda ilk kez ağladım. O gün bir karar verdim. Karım ve annem arasında seçim yapmayacaktım. Çünkü bir kadın, bir erkeği böyle bir seçim yapması için zorluyorsa, zaten kaybetmiştir.

Boşanma davasını ben açtım. Kavga etmeden. Sahne çıkarmadan. Sadece eşyalarımı toplayıp gittim. Annemin bize “mutluluk getirsin” diye verdiği o daireye. Esma kendi ailesinin yanında kaldı. Arabası, arkadaşları, gece hayatı — hepsi yerli yerindeydi.

Peki bende ne var? Annem var. Sıcaklık var. Huzur var. Hiçbir şeyden pişman değilim. Çok uzun süre göz yumdum. Çok uzun süre sustum. Artık annesini sevmeyi bir yük gören bir insanla tek bir dakika bile geçirmeyeceğim.

Bazen gerçek olanı bulmak için kaybetmek gerekebiliyor…

Rate article
Lifequest
Annem Tek Evimizi Bize Verdi, Eşim Hayatımı Cehenneme Çevirdi: Evlilikten Sonra Gerçek Yüzünü Gördüm