Aile Ne Zaman Yabancı Olur?

— Ayşe, Yusuf aradı, — Mehmet mutfağa girdi. — Cumartesi günü kızıyla birlikte gelecekmiş. Sadece ikisi. Konuşmak istiyormuş.

— Tabii ya, konuşacak… — Ayşe burun kıvırdı. — Yazlık hakkında, hiç şüphem yok. Hazırlan, “aile adaleti” adı altında bir paylaşım yapacaklar.

Teyze Emine’nin vefatının üzerinden iki aydan biraz fazla geçmişti. Mehmet ve Ayşe’ye merkezde iki odalı bir daire ve İzmir yakınlarında bir yazlık bırakmıştı. Dört yıl boyunca ona baktılar — yemek getirdiler, doktorlara götürdüler, iki kez de kaplıcaya yolladılar. Diğer akrabalar — Yusuf ve Meral — sadece faydalandı: yazları yazlıkta tatil yaptılar, teyze onları çağırdığında ise hep “meşguldüler”.

Cumartesi günü saat dörtte Yusuf ve Meral kapının önündeydi. Soğuk bir şekilde, gülümsemeden selamlaştılar. Salonda oturdular ve Yusuf hemen konuya girdi:

— Yazlık hakkında geldik. Size daire kaldı, tamam. Ama yazlık… Biz de orayla ilgilendik. Adil olan, onu bize vermeniz.

— Siz ilgilenmediniz, — Ayşe sakince konuştu. — Yazları orada kaldınız. Teyze hasta olduğunda ise hiçbiriniz aramadı bile.

— Sen karışma, — Meral sırıttı.

— Neden karışmayayım? Ben de vasiyette varım. Ve kimin kaç kez Emine teyzeyi ziyaret ettiğini biliyorum. Dört yılda üç kez göründünüz. Bir kez patlıcan almak için, bir kez çocukları getirmek için, bir kez de çay içmek için. Hepsi bu.

— Ne yani? Biz aileyiz! — Meral öfkelendi. — Şimdi ne yapacaksınız, yazlığı satacak mısınız?

— Evet, — Mehmet cevapladı. — Temizleyip satışa çıkaracağız.

— O zaman iyi yolculuklar! — Yusuf homurdandı. — Sonra yalnız kalırsanız şaşırmayın!

Ertesi gün telefon çaldı:

— Ne yapıyorsun sen?! — Yusuf bağırıyordu. — Yeğenimle yazlığa geldik, kapıların kilitleri değişmiş!

— Tabii ki. Hem bahçe kapısı, hem de giriş kapısı. Haber vermeliydiniz. Cumartesi günü Ayşe’yle birlikte geleceğiz — eşyalarınızı alırsınız. Ama biz olmadan giremezsiniz.

— Sizi gidi…

Mehmet sakin bir şekilde telefonu kapattı. Ayşe hiç şaşırmadı:

— Kilitleri değiştirmekle iyi yaptın. Yoksa hiçbir şey kalmazdı.

Yazlığı sattılar. Eski dairelerini de sattılar. Deniz kenarındaki yeni bir sitede üç odalı bir daire aldılar. Plaja arabayla on dakika mesafedeydi. Yeğenleri Sibel, teyzeden kalan şehirdeki dairede kaldı — üniversiteye gidiyordu. Mehmet limanda işe girdi, Ayşe ise okulda öğretmenlik yapıyordu. Sakin bir hayat başlamıştı.

Ama uzun sürmedi. Mart ayında telefon susmak bilmedi. “Akrabalar” birden Mehmet’i hatırladı. İlk arayan Meral oldu:

— Hadi bakalım, temmuzda ailece size geleceğiz. Artık yazlığımız yok, dinlenmemiz lazım. Yabancı değiliz ya!

— Siz misafirsiniz. Ve biz hiç kimseyi çağırmadık.

— İzmir’deki ev fiyatlarını gördün mü?!

— Hayır. Ama pahalıysa başka bir şehir seçin. Ya da göl kenarını. Biz kimseyi ağırlamayacağız.

— Ayşe’nin ailesi size geldi!

— Ailesi. Ama kayınbiraderler, çoluk çocuk değil.

— Bunun için pişman olacaksınız. Bir gün yardıma ihtiyacınız olacak — ve kimse gelmeyecek!

— Merak etme. Mayıs’tan eylüle kadar herkes bizi hatırlar. Ama kasımda, şubatta… Sessizlik.

İşte tam da bu sessizliği Mehmet ve Ayşe her şeyden çok seviyordu.

Rate article
Lifequest
Aile Ne Zaman Yabancı Olur?