Oğlunu Yanına Aldı – Ancak Bu Sadece Bir Rüyaydı…

Ayşe, Nurettin’le mahallenin düğün salonundaki bir dans gecesinde tanıştı. Onun gözüne ilk bakışta takılmıştı — uzun boylu, zarif, kahkahalarıyla etrafa neşe saçan bir kızdı. Bütün gece yanından ayrılmadı, sonunda da onu eve bırakmayı teklif etti.

“Yarın akşam gelip biraz gezer miyiz?” diye sordu vedalaşırken.
“Gel,” diye fısıldadı Ayşe, kalbinin hızla çarptığını hissederek.

Böylece onların hikâyesi başladı. Küçük bir kasabada dedikodular hızla yayılır — herkes öğrenmişti: Ayşe’nin bir âşığı vardı. Komşular fısıldaşıyordu:
“Yakında düğünleri olacak. Peşinde tıpkı gölge gibi. Ne de olsa ikisi de iyi insan, aklı başında.”

Nurettin kısa sürede evlenme teklif etti. Tüm kasabanın katıldığı coşkulu bir düğün yapıldı. Genç çift, Nurettin’in ustalıkla inşa ettiği eve yerleşti — elinden her iş gelirdi, çocukluğundan beri babasıyla inşaatlarda çalışmıştı. Kısa süre sonra bir oğulları oldu. Her şey yolundaydı. İlk zamanlar…

Ama zamanla Nurettin komşuların yanında daha çok vakit geçirmeye başladı — ya tamir edecek bir şeyler çıkıyordu ya da yardımına ihtiyaç duyuluyordu. Sık sık ikram edilen rakılar da cabası. Başlangıçta masum görünüyordu, ama yavaş yavaş alışkanlık haline geldi.
“Nurettin, artık başkalarının evlerinde vakit geçirmeyi bırak,” diyordu Ayşe. “Her akşam sendeki o sarhoş halini görmekten yoruldum.”
“Ne olacak yani, insanlarla oturdum işte. Hem evde de her işe koşuyorum.”

Oğulları büyüdü, Ayşe işe başladı, çocuğunu annesine bırakarak. Nurettin ise “yardım etmeye” devam etti. Ama gün geçtikçe eve daha kötü hallerde geliyordu. Aralarındaki gerilim arttı. Kavgaları çoğaldı. Bir kez tam bir hafta ayrı kaldılar, ama oğlu için ona yeniden şans verdi. Düzeleceğine söz verdi. Gerçekten de bir süreliğine her şey normale döndü. Ta ki yeniden başlayana kadar.

Ayşe kaç kez ayrılmayı düşündü. Ama oğlu babasını çok seviyordu. Nurettin ayıkken onunla vakit geçiriyor, ona bir şeyler öğretiyor, oyunlar oynuyor, birlikte bir şeyler inşa ediyorlardı. Oğlu için Ayşe katlanıyordu. Hep umut ediyordu: Belki kendine gelir. Belki evlendiği o şefkatli adam geri döner.

Ama yıllar ve yorgunluk ağır basmaya başladı. Nurettin bitkin düştü, güçten düştü.
“Bir doktora gidelim,” diye yalvarıyordu karısı.
“Önemli değil. Dinlenirsem geçer. Daha gencim ben.”

Yataktan kalkamayacak hale gelince ancak muayeneye gitti. Teşhis korkunçtu. Doktor başını salladı:
“Niye bu kadar beklediniz? Korkarım zamanımız çok az…”

Ayşe son ana kadar onunla ilgilendi. Acı, çaresizlik, gözyaşları — hepsi birbirine karıştı. Sonra Nurettin gitti. Bütün kasaba onu son yolculuğuna uğurladı. İçkisini sevmeyenler bile onu iyi bir insan ve usta olarak saygı duyuyordu.

Kırkıncı günde Ayşe bir rüya gördü. Kocası gölgelerin arasında duruyordu ve:
“Bensiz nasıl gidiyor hayat? Keyfini sür şimdilik… Ama unutma, oğlumu yanıma alacağım.”

Soğuk terler içinde uyandı. Koşarak çocuğun odasına gitti. On iki yaşındaki Emir huzurla uyuyordu. Bu rüyayı kimseye anlatmadı. Ama o günden sonra oğlunu daha da korumaya başladı. Gözetledi, kontrol etti, her şey için endişelendi. Kocası bir daha rüyasına girmedi. Rüya unutulmuş gibiydi… ama içindeki korku kaldı.

Altı ay sonra Emir okuldan dönmedi. Bir araba… Kaza… Onu kaybettiler.

Ayşe bu acıya dayanamadı — göğsünü parçalayan bir sancı, nefes alamıyor, uyuyamıyordu. Cenazeden sonra neredeyse hiç konuşmadı. Aylar geçtikten sonra yeniden nefes almayı öğrendi. Sonra — yavaş yavaş — hayata döndü.

İki kızı olan bir dul ile evlendi. İyi bir anne olmaya çalıştı, sonra ortak bir oğulları oldu. Her şey yoluna girmiş gibiydi. Ama kalbi asla eskisi gibi olmadı. Emir hep içinde kaldı. İlk oğlu. Babası tarafından götürülen çocuk. Bir zamanlar her şeyi olan adam.

Şimdi Ayşe’nin torunları var. Gelip bahçede oynuyorlar, koşuşturuyorlar. Ve o gülümsüyor. Ama geceleri rüyasında Emir’i gördüğünde ağlıyor. Çünkü artık inanıyor: Kehanet rüyalar gerçek olabilir. Belki de o rüyalar bizi uyarıyor. Ama değiştirmek neredeyse imkânsız. Geriye sadece kabullenmek kalıyor. Ve yaşamaya… devam etmek…

Rate article
Lifequest
Oğlunu Yanına Aldı – Ancak Bu Sadece Bir Rüyaydı…