Pencereden Görülen İhanet

Ayşegür evin içinde tıpkı kafese kapatılmış bir hayvan gibi dolanıp duruyordu. Kocasının son zamanlardaki davranışları içini kemiriyordu. Ahmet son günlerde alışılmadık derecede ilgiliydi: ev işlerine yardım ediyor, lezzetli akşam yemekleri hazırlıyor, çiçekler getiriyordu. Bütün bu ilgi gösterileri Ayşegür’ün içine kurt düşürüyordu. “Kesin bir şeyler çeviriyor,” diye düşündü pencereden aşağı bakarken. Gözleri aniden aşağı kaydı ve yüreği sıkıştı. Geri çekildi. “Bunu yapabilecek kadar alçalabilir mi?” diye mırıldandı, gördüklerine inanamayarak.

Tam o sırada arkasından bir kadın sesi duyuldu. Bu onun karısıydı – Fatma.

Ahmet pencerenin önünde, komşuları Ayşegür’ün minik köpeği Fındık’ı gezdirdiğini izliyordu. Fatma yanına gelip aşağı baktığında içinde bir şüphe uyandı.

“Ne düşünüyorsun öyle?” diye sordu buz gibi bir sesle.

“İşi düşünüyorum,” diye karşılık verdi Ahmet, gözlerini kaçırarak. “Bir iş arkadaşı her şeyi berbat etti, şimdi hepsini düzeltmeye çalışıyorum.”

Fatma kocasını dikkatle süzdü. Sesindeki ve yüzündeki bir şey yalan söylediğini ele veriyordu. Ama sadece başını salladı ve mutfağa geçti.

Ahmet içinde bir öfkenin kabardığını hissetti. Fatma son zamanlarda sinirlerini iyice bozuyordu: huysuz, detaycı biri olmuştu. Sıcaklığı başka yerde aramaya başladı. Ve buldu da – Ayşegür’de. Sessiz, güleryüzlü, bir üst katta tek başına yaşayan bir kadındı.

O akşam iş yerinde elektrikler kesilmiş, erken çıkmışlardı. Eve gidip biraz uzanmış, sonra hava almaya çıkmıştı. Tam da Ayşegür aşağıdaydı. Dayanamadı, yanına gitti, sohbet başladı. Bir kafeye uğradılar. Ve sonra – onun dairesine.

Sabah suçluluk duygusuyla uyandı. Salon duvarında asılı düğün fotoğraflarına baktı; genç, aşık Fatma’yla… Ona sadakat sözü verdiğini hatırladı. “Sonsuza kadar,” – şimdi bu kelime alay eder gibi çınlıyordu kulağında.

Akşam yemeği hazırladı – Fatma’nın en sevdiği fırın makarna. İşten yorgun ama mutlu dönen Fatma yemeği beğenmiş, hatta onu öpmüştü. O ise zoraki bir gülümsemeyle duruyor, kafasında geçenleri tekrar tekrar yaşıyordu.

Birkaç gün sonra izin günüydü. Ayşegür’den kaçıyor, kendini pis hissediyordu. Ama bir mıknatıs gibi çekiyordu onu. Fatma işe gidince yine komşusunun kapısını çaldı.

Fatma değişiklikleri fark etmeye başladı. Ahmet aşırı ilgili ama bir o kadar da uzaktı. Bir şeyler sakladığını hissediyordu. Ve bir gün, onun pencereden Ayşegür’ü gizlice izlediğini görünce, her şey yerli yerine oturdu.

Kavga mutfakta patlak verdi.

“Onunla yatıyor musun?” diye bağırdı Fatma, parmağını pencereye doğru sallayarak.

Ahmet donup kaldı. Sonra saçma sapan bahaneler uydurmaya başladı ama artık çok geçti. Fatma onu tereddüt etmeden kapı dışarı etti.

“Git onun yanına o zaman! Ne güzel üst katta. Taşın oraya!”

Bir şeyler açıklamaya çalıştı ama Fatma artık dinlemiyordu. Eşyalarını toplayıp çıktı ve kısa süre sonra merdiven boşluğunda sesi yankılandı:

“Ayşegürcüğüm… Alır mısın beni? O beni kovdu…”

Ayşegür belli ki bu gelişmeyi beklemiyordu ama bir süre sonra kapı açıldı.

Fatma’nın yanaklarından yaşlar süzülüyordu. Acıdan değil, hayal kırıklığındandı. En azından mücadele edeceğini düşünmüştü ama o anında terk etmişti. Bir kelime etmeden. Kurtarmaya çalışmadan. Utanmadan.

Ve kendi kendine dedi ki: “Böyle kolayca ihanet eden biriyle olacağıma yalnız kalırım daha iyi.” Ertesi gün… bir kedi alacaktı belki. Ya da bir köpek. En azından onlar birçok insandan daha sadıktı.

Rate article
Lifequest
Pencereden Görülen İhanet