Her Şey Yerli Yerine Oturduğunda: Kendini Seçmek

Her şey yerli yerine oturduğunda: Ayşegül kendini seçiyor

“Anne, bugün biraz geç kalacağım, Elif’in doğum günü. Arkadaşlarla sinemaya gidiyoruz,” dedi Alper, Ayşegül’ün yanağına hızlı bir öpücük kondurup banyoya daldı. Kapının ardından mırıldandığı şarkı ve su sesi geliyordu, tamamen kaygısız, özgür.

Ayşegül pencerenin önünde durdu, hayatın yeniden yanı başında aktığını hissetti. Alper mutluydu. Hafif, özgür, tıpkı olması gerektiği gibi. Onun asla olamadığı gibi.

On sekizinde iken, o da basit mutluluklara inanırdı. Cem, hayallerindeki adam gibiydi – yakışıklı, kendinden emin, cesur. Aşık oldular, evlendiler, yeni bir sayfa açtılar. Ama birkaç yıl sonra Ayşegül anladı ki, hayatı artık sadece rutinler, sessizlik ve yalnızlıktan ibaretti.

Cem gittikçe daha sık “işten” geç gelmeye başladı. Suratı asık, uzak. Sonra, o çantadaki bebek maması kutusu ve bezler geldi. Bunlar, gerçeğin kanıtı gibi hafızasına kazındı.

“Bu… sandığın gibi değil,” diye mırıldanmıştı o an.

“Öyleyse ne, Cem? Ne bu?!” diye bağırmıştı Ayşegül, elindeki kutuya sanki son gerçeklik ipliğine tutunur gibi yapışarak.

Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Zordu, ama dayandı. Alper’i tek başına büyüttü. Desteksiz. Sadece kaynanası yanında kaldı, asla bırakmadı onu.

Alper büyüdü, akıllı, iyi kalpli bir yetişkin oldu. Onunla gurur duyuyordu. Ama bazen… Bazen o boşluk hissi geri geliyordu. Tıpkı şimdi olduğu gibi.

Koltuğa çöktü, telefonunu eline aldı – bir bildirim gördü: “Mehmet sizi arkadaş olarak eklemek istiyor.” Mehmet… Lisedeki çocuk aşkı. Kapıda papatyalarla onu bekleyen o çocuk. Onun gülüşünü hâlâ hatırladığını bile bilmiyordu. Ama kalbi aniden sıkıştı.

“Gamze, inanamazsın,” diye açtı telefonu en yakın arkadaşına. “Mehmet, o 10-A’dan Mehmetçik, beni Facebook’ta bulmuş!”

“Ciddi misin? Sana deli gibi aşık olan oğlan mı? Cem onu görünce dişlerini gıcırdatırdı aklını kaçıracak. Hemen ekle onu! Duydum ki iyi bir işi var ve yakın zamanda boşanmış.”

Ekledi. Ve her şey başladı. Mesajlar. Şakalar. Ortak anılar. Yanaklarını kızartan tatlı bir flört. Mehmet ilgili, nazik, samimiydi. Kendini yeniden canlanmış gibi hissediyordu.

“Alper, seni biriyle tanıştırmak istiyorum,” dedi bir gün oğluna.

“Mehmet’le mi?” diye gülümsedi Alper. “Anne, her şeyi görüyorum. Ve senin adına mutluyum.”

Ayşegül parlıyordu. Uzun zamandır ilk kez. Ama bu his uzun sürmedi. Mehmet daha seyrek yazmaya başladı. Sonra soğuk. En sonunda, boğazında bir yumru bırakan o mesaj geldi:

“Ayşegül, üzgünüm. Başka biri var. Sen o zaman Cem’i seçmiştin – bu çok acıtmıştı. Şimdi nasıl bir şey olduğunu anlıyorsun.”

Ekrana şaşkınlıkla baktı. Elli yaşını geçmiş bir adam… ve bu kadar kindar mıydı? Hepsi bir oyun muydu? Gençlik kırgınlığının intikamı mı?

“Gerçekten aşağılık herif,” diye iç çekti Gamze duyunca. “Ona yaz! Onurlu bir şekilde.”

Birlikte, ince alayla, olgun ve güçlü bir mesaj yazdılar:

“Sevgili Mehmet! Sana çok teşekkür ederim! Son ne zaman bu kadar güldüğümü, flört ettiğimi, kadın gibi hissettiğimi hatırlamıyorum. Bana gençliğimi geri verdin. Sanki yirmi yıl gençleştim. Umarım seçtiğin kişi senin bu oyunculuğunu takdir eder. Bol şans. Öpüyorum (platonik). Ayşegül.”

Cevap anında geldi – bir öfke, suçlama ve şikayet seli. Ama Ayşegül artık gülüyordu. İlk kez… gerçekten.

Bir hafta sonra, marketin önünde sarışın bir kadın onu durdurdu:

“Bu siz miydiniz?! Benim Mehmet’le aşkımı mahveden?!”

Ayşegül dondu, sonra – kendine bile şaşırarak – gülümsedi:

“Ah, yanlış kapıyı çaldınız. Asıl arayacağınız kişi Selma. Çam sokak, No: 15. O hem benim kocamı aldı, hem de Mehmet’e sıra geldi. Profesyonel işte.”

Kadın şaşkına döndü, Ayşegül ise kahkahasını zor tutarak eve doğru yürüdü.

Güneş yüzüne vuruyordu. Ve o an anladı – mutluydu. Erkekler olmadan. Dramasız. İspat aramadan.

Alper’den bir mesaj geldi:

“Anne, Elif’le birlikte yaşamayı denemeye karar verdik. Bakalım nereye gidecek.”

Ayşegül gülümsedi. İşte gerçek mutluluk buydu: Evladının doğru seçimler yaptığını görmek.

Peki ya o?.. O nihayet kendini seçmişti.

Rate article
Lifequest
Her Şey Yerli Yerine Oturduğunda: Kendini Seçmek