Zorlayıcı Özgürlük

**Ağır Özgürlük**

— Gülsen Hanım, mavi dosyayı gördünüz mü? Belgelerim vardı içinde, onları oturma odasındaki sehpaya bırakmıştım! — Emre’nin sesi endişeyle titriyordu. Sessiz bir Ankara banliyösündeki evin her köşesini aramış, ama dosya sanki buharlaşmıştı.

— Ah, öyle bir dosya vardı, — diye umursamazca atıldı Gülsen Hanım. — Yıpranmış, lekeli bir şeydi, ben de attım gitti.

Emre, yere çakılmış gibi donakaldı. O dosyada iki haftadır üzerinde çalıştığı rapor vardı. Son teslim günü yarınken, şimdi ne yapacaktı? Yeniden yazabilirdi belki, ama imzalar? Saat on oldu, onları nasıl bulacaktı?

— Nasıl atarsınız?! — diye hışımla çıkıştı Emre, öfkesini zor bastırarak. — O rapor hayati önem taşıyordu! Neredeyse yeni bir dosyaydı, üzerinde birkaç çizik vardı sadece! İşimi kaybedebilirim, bunun farkında mısınız?!

— Eşyalarını oraya buraya atma! — diye burun kıvırdı kaynanası, yarım kalmış çayını kenara iterek. — Neymiş bu kadar önemliymiş! Öyle değerliyse odana koyardın, her önüne gelene bırakmazdın!

— Sehpanın üzerindeydi, yerde değil! — Emre’nin şakakları zonkluyordu artık.

Bu, Gülsen Hanım’ın eşyalarını ilk defa çöpe atışı değildi. Bazen “çok eski” diye gömleğini, bazen de eski bir defterini atmıştı. Ama bugün sınırı fazlasıyla aşmıştı.

— Bu benim evim, burada karar veren benim! — dedi kaynanası, çenesini havaya dikerek. — Hoşuna gitmiyorsa, kimse seni zorla tutmuyor!

Emre yumruklarını sıktı, içinden ona kadar saydı. Ama sakinleşemiyordu. *Ev sahibesi…* Evet, ev Gülsen Hanım’a aitti. Zaten ta başından beri kızı Elif’e ve Emre’ye kendisiyle yaşamaları için ısrar etmişti. *”Niye kira ödeyesiniz, burada bol bol yer var?”* diye tutturmuştu.

İlk başta mantıklı gelmişti. Emre hızla yükselen bir kariyere sahipti, sabah akşam işteydi. Elif ise hamileydi ve zor bir gebelik geçiriyordu; yataktan bile zor kalkıyordu. Yemek, temizlik? Bunları düşünmek bile abes olurdu. Gülsen Hanım yardım elini uzattığında minnetle kabul etmişlerdi.

Ama bir yıl sonra, oğulları Arda doğduğunda, Emre taşınmaktan bahsetti. Belki kiralık bir ev olurdu, ama kendi kurallarının geçtiği bir yere ihtiyaçları vardı. Elif isyan etti: *”Neden? Annem her şeyi hallediyor, Arda’ya bakıyor, ben de rahatım!”* Alışverişe çıkmak, kuaföre gitmek, akşam da bir saat çocukla oynamak… Evin hanımı olmaya hiç niyeti yoktu.

Emre pes etmişti ama bu duruma sonsuza kadar katlanamazdı. Gizlice şehrin kenarında bir ev yaptırıyordu. Elif’in bundan haberi yoktu; annesinin kanatları altında kalmak için yapacağı itirazları önceden tahmin ediyordu. Sanki bir prensesti hayatı, taşınmak ise onu temizlik, yemek ve çocuk bakımıyla baş başa bırakacaktı.

Bunları düşünürken ceketini giyip çöp konteynerlerine yöneldi. Çöpler henüz alınmamıştı, belki dosyayı bulabilirdi. Üstte olmalıydı, yeni atılmıştı çünkü.

Şans yüzüne güldü: dosya sağlamdı, evraklar da öyle, hatta buruşmamıştı bile. Rahat bir nefes alarak eve döndü, kaynanasına buz gibi bir bakış attı. Sonra Elif’in yanına gitti. Zor bir konuşma onları bekliyordu.

— Yarın akşama eşyalarını topla. Taşınıyoruz, — diye yorgunca söyledi Emre, koltuğa çökerek. — Artık annenin bu numaralarını çekemem! Neden yetişkin bir adam olarak onun laflarına katlanmak zorundayım? Kendini benim üzerimden tatmin ediyor!

— Taşınıyoruz? Nereye? — Elif şaşkınlıkla irkildi. — Burada neyin eksik? Her şey hazır önümüzde! Anneme laf ettirme kendine, o bizim için ne fedakarlıklar yapıyor!

— Sadece yardıma ihtiyacın olduğu için buraya taşındık, — diye kesip attı Emre. — Şimdi sağlığın yerinde, kendi evinin hanımı olabilirsin.

— Annem Arda’ya bakıyor! O kadar hareketli ki, sen de biliyorsun!

— Bakıyor mu? — Emre alaycı bir şekilde kaşını kaldırdı. — Oğlumuzu tamamen o büyütüyor! Üstelik onu bana karşı da kışkırtıyor. *”Baban kötü”* dediğini duydum!

— Arda daha bir yaşında bile değil, ne anlar? — Elif gözlerini devirdi. — Abartıyorsun.

— Tam tersine, hafife alıyorsun! — Emre patladı. — Geceleri bir saat oynamak annelik mi sanıyorsun? Gülsen Hanım, oğlumla oynamama bile izin vermiyor; ya giydirmeye götürüyor, ya da yemeğe!

— Sanki sen de çok heveslisin onu büyütmeye! — diye**Elif ona kızgın, ama bir yandan da bu yeni hayatın getirdiği gururu hissediyordu.**

Rate article
Lifequest
Zorlayıcı Özgürlük