Eşini Cezalandırmak İstedi, Ama Kendisi Yalnız Kaldı

Lilya’nın bankadaki yeni işinde terfi etmesinin ardından karakteri bir anda değişiverdi. Sessiz, sakin bir kadinken huysuz, eleştirel ve talepkâr birine dönüştü. Kocası Ahmet, bu durumu bir türlü anlamıyordu: “Nereden çıktı bu şikâyetler? Eskiden her şey normaldi.” Lilya, evde hiçbir şey yapmamasından şikâyet ediyordu: yemek, çocuk, temizlik… Hepsi onun üzerine yıkılmıştı. Ahmet ise bunu sorun olarak görmüyordu. “Kayseri’deki bu apartman dairesinde erkeğin yapacak ne işi var? Raflar yerli yerinde, musluklar akmıyor. Bir de yemek yapmak mı? Erkek işi değil ki!” diye düşünüyordu. Bir gün çorba istediğinde, Lilya’nın “Sebzeleri doğrarsan yaparım” cevabına sinirlenip patladı: “Sen doğra kadın dediğin!”

Lilya işte daha fazla vakit geçirmeye başladı, oğlunu artık kreşten en son alanlardan biri olmuştu. Ahmet, çocuğuna üzülüyordu ama kendisi gitse ya, bir de dolabı çek dese veya musluğu tamir et dese? Onu artık takdir etmediğini düşünüyordu. Sürekli homurdanıyordu: “Bu terfi niye gerekliydi ki? Eskisi gibi sessizce otursaydın, her şey normal olurdu.” Lilya sakince cevap verdi: “Peki sen de geliştirme departmanında terfi et, daha fazla kazan. Ben de istifa edip evde çorba kaynatır, çocukla ilgilenirim. Ama şimdi iki maaşsız geçinemeyiz. Annem eskiden yardım ederdi, şimdi kendi işleri var.” Ahmet iyice öfkelendi: “Tadilat yaptırmaya merak sardı işte!”

Kendisi ise kariyer basamaklarını tırmanmaya hiç niyetli değildi. Patronun haftasonu demeden çalıştığını görüp “Yok artık, bana göre değil. Mesaim bitince direk eve.” diyordu. Ama Lilya’nın eleştirileri arttıkça içinde birikmiş öfke de büyüyordu. “Madem patron olmak istiyor, yalnızlığın ne demek olduğunu görsün.” diye düşündü. İşte daha fazla kalmaya başladı. Sonra muhasebedeki iş arkadaşı Ayşe’yle bir ilişkiye girdi. Gösterişsiz ama şirin mi şirin, tatlı sesli ve durmaz börek çörek yapan biriydi.

Ayşe’nin küçük bir oğlu vardı ama Ahmet için sorun değildi. Onun yanında kendini değerli hissediyordu: sıcak battaniye, taze yemek, hayran bakışlar… Görüşmeleri sıklaştı. Bu arada, Lilya önemli bir projeye daldığı için oğlunu artık annesi alıyordu. Ahmet içinden seviniyordu: “İyi ya! O yemek yapmıyor, ben de aç kalmıyorum. Ayşe hem doyuruyor hem övüyor. Adalet yerini buldu.” Ancak Ayşe’nin bir takım kuralları vardı. Ahmet, elinde tatlı, parfüm veya “hoş bir şeyler” için para olmadan geldiğinde suratını asıyordu. Yemekler basitleşiyor, şefkat azalıyordu.

Ahmet biraz tedirgin olsa da kendini avutuyordu: “Neyse, sevgi beklemiyor en azından. Biraz ilgi, biraz para… Ama Lilya gidiyorum dediğimde ağlayıp yalvaracak!” Ta ki Ayşe, gözünü kırpmadan bir kürk istediğine kadar. O zaman anladı ki bu oyun bitmeliydi.

Eve öfkeyle girdi, Lilya’nın gelmesini bekledi ve kaşlarını çatarak pat diye çıkıştı:

“Lilya, yeter artık! Ben erkeğim! Sıcak yemek, düzenli ev, temiz çorap istiyorum! Benden önce geliyorsun, niye çorba kaynatmıyorsun? Çamaşır mı zor yani?”

Lilya sessizce üstünü değiştirdi, çantasını yere bıraktı ve yorgun bir ifadeyle sordu:

“Hepsi bu mu?”

“Hayır!” diye gürledi Ahmet. “Gidiyorum! Başka birinin yanına! Beni takdir eden bir kadına! Eşyalarımı topladım, işte bu kadar! Tek başına yaşayabilirsin artık!”

“Haklısın,” diye onayladı Lilya. “Defol git. Tembel, sızlanan bir adamla daha fazla yaşayamam. Ama evi bırakıyorsun. Krediyi ben ödüyorum zaten. Avukat da onaylar, sen bu eve tek kuruş harcamadın.”

Ahmet’in üzerine kaynar su dökülmüş gibi oldu. Nasıl yani? Yalvarmalar nerede? Gözyaşları? Lilya’nın peşinden koşup, kalması için yalvaracağını sanmıştı. Ama karşısında buz gibi bir mantık vardı.

Öfkeden çarpıntıyla eşyalarını toplayıp Ayşe’nin kapısına gitti. Kendinden emin bir şekilde çaldı: “Sevgilim, artık seninleyim. Sonsuza kadar!” Ayşe kapıyı açtı, onu baştan aşağı süzdü ve kollarını bağladı:

“Ben seni buraya çağırdığımı nereden çıkardın? Çocuğum var, kira evindeyim, maaşım az. Sen çözüm değilsin, yük olursun. Para vermeyeceksen, sürün git.”

Kapı burnunda kapandı. Ahmet, merdivende öylece kaldı—çantayla, kırık gururuyla ve bomboş elleriyle. Kimse ona ihtiyaç duymuyordu. Ne karısı, ne sevgilisi. Ve uzun yıllar sonra ilk kez… Gerçekten yalnızdı.

Rate article
Lifequest
Eşini Cezalandırmak İstedi, Ama Kendisi Yalnız Kaldı