Kayınvalide Her Şeyi Aldı, Hatta Çaydanlığı! Yaşamdan Dramatik Hikayeler

Küçük bir Ege kasabasında, eski sokaklarda meltemlerin gezindiği bir yerde, Ayşe ile kocası Emre hayatlarını kurmaya çalışıyordu. Ancak kayınvalide Selma Hanım’ın gölgesi, bir fırtına bulutu gibi ailenin üzerine çökmüştü.

“Ne şık bir tost makineniz var! Böyle bir şey bende de olsa,” diye hafifçe gülümseyerek oğluna baktı Selma Hanım, sesindeki o tonla Emre’nin içini ürpertiyordu.

“Anne, bunu mutfağımıza göre seçtik, senin tarzına uymaz ki,” diye şakayla geçiştirmeye çalıştı Emre, ama tost makinesinin kısa sürede annesinin evine taşınacağını hissediyordu.

Selma Hanım istediğini almasını bilen bir kadındı. Yeni bir blender, moda bir kahve makinesi hatta perdeler… “İstiyorum” dedi mi, Emre uslu bir oğul olarak hemen ona götürürdü.

“Sen kendine yenisini alırsın oğlum, ben emekliyim, kendim alamam. Sana ne harcadım ben, bütün hayatım senin için çalıştım! Beni seviyorsun değil mi, ben seni ne kadar seviyorum!” Selma Hanım öyle bir konuşurdu ki karşı çıkılmazdı. Sözleri tatlı bir zehir gibi yüreğe işler, Emre direnemezdi.

Annesiyle hiç tartışmazdı. Verdiği eşyaları kullanmasa bile, “Belki bir gün lazım olur,” diye düşünürdü. Ona hayatını adayan bir kadına nasıl hayır diyebilirdi?

Emre, annesinin sözünün geçtiği bir ailede büyümüştü. Devlet üniversitesine giremeyince, Selma Hanım onun için özel bir üniversitede işletme bölümünü seçti.

“Bu bölüm gelecek vaat ediyor, oğlum! Normal insanlar gibi para kazanacaksın,” diyordu sürekli.

Ancak Emre daha ilk yılda işletmenin ona göre olmadığını anladı. Tasarıma, sanata ilgisi vardı, ama annesini arayıp şüphelerini anlattığında şu cevabı aldı:

“Üç dönemin parasını ödedim ben! Daha önce niye düşünmedin? Senin için iki işte çalışıyorum, sen bana böyle numaralar yapıyorsun? Bitir şu okulu, sonra hala Ayşe’nin yanında staja başlarsın, anlaştım onunla.”

Hala Ayşe, annesinin arkadaşıydı ve yerel bir şirkette yöneticiydi. Emre derslerden sonra ona gider, bitmek bilmeyen hayat hikâyelerini dinler, nadiren de işle ilgili konuşurdu.

“Anne, artık oraya gitmek istemiyorum, bu bana göre değil,” diye cesaretini topladı altı ay sonra.

Ama tam o sırada hayatına Ayşe girmişti. Komşu sınıftan bu kız, neşesi ve hayalleriyle onu büyülemişti. Birlikte olmaya başladılar, Ayşe sadece ders dinlemek değil, karlı parklarda gezmek, buz pateni yapmak, kafede sıcak çikolata içmek istiyordu. Aşkına kendini kaptıran Emre, stajı aksatmaya, derslerde uyuklamaya başladı. Hala Ayşe şikâyetini gecikmeden Selma Hanım’a iletti.

“Her şeyi senin için yapıyorum, sen bana nasıl karşılık verdin? Okuldan atılacaksın, dersleri ihmal ediyorsun, üstelik bir kızla gezip tozuyorsun!” diye öfkeyle bağırdı annesi. “Anlaştım, yarı zamanlı çalışacaksın, maaşını bana vereceksin. Market fiyatlarını görüyor musun? Hiçbir gezme tozma yok!”

Emre sessizce kabul etti. Ayşe ile buluşmalarına yeten kadarını kendine ayırır, gerisini annesine verirdi. Selma Hanım ise sık sık iç çekerdi:

“Kendi paranla yaşamanın zamanı geldi. Ben de kendime biraz yaşamak istiyorum, emeklilik yaklaşıyor, sağlığım bozuk. Annen erken gitmesini istemezsin değil mi? Beni seviyorsun, biliyorum.”

Mezun olduktan sonra Selma Hanım genç çifte sürpriz bir hedeye verdi:

“İşte, alın anahtarı, mutlu olun!”

Ayşe inanamadı, Emre annesine sarılıp onu dünyanın en iyi annesi ilan etti.

“Hep sizin için biriktirdim, hep sizin için,” diye gururla açıkladı.

Ancak daire eski, dökülen boyaları olan küçük bir apartman dairesiydi. Ayşe yine de umudunu yitirmedi:

“Tadilat yaparız, yerleşiriz, güzel olur!”

Fakat sevinçleri uzun sürmedi. Selma Hanım yakın bir binada yaşıyordu ve sık sık Ayşe’den “alışverişe gitmesini”, “ocağı temizlemesini” veya “dolabı düzeltmesini” istiyordu. Ayşe, işten yorgun gelse de kabul ediyordu. Ancak kayınvalidenin son isteği onu şaşkına çevirdi:

“Salona yeni bir kanepe lazım, eskisini sökeriz, para vermeyiz. Sana şans getirdim Ayşe’ciğim, ellerin altın gibi,” dedi gülümseyerek.

“Yapmam zor değil ama bizim Emre’yle hafta sonu planlarımız var. Zaten her akşam size geliyorum,” diye itiraz etmeye çalıştı Ayşe.

“Yani nasıl yani? Oğlumu büyüttüm, size daire aldım, sen küçük bir şey için cimrilik mi yapıyorsun?” diye sertçe karşılık verdi kayınvalide.

Bu olaydan sonra Selma Hanım yardımlarını esirgedi. Ayşe rahat bir nefes aldı, her şeyin düzeleceğini umdu. Fakat kısa süre sonra Emre onu şaşkına çevirdi:

“Annemi termale göndermemiz lazım, fiyatlar yüksek. Senin maaşın iyi, yardım edelim mi? Sana havale yaparım,” dedi.

Ayşe o anda anladı neden market, benzin ve faturaları hep kendisinin ödediğini. Emre’nin araba veya tatil için para biriktirdiğini sanıyordu, ama her kuruş annesine gidiyordu.

“Kendisi yardım etmek istemedi! Anne bize daire aldı, krediden kurtulduk sayılır,” diye savundu Emre Ayşe konuyu açınca.

“Belki kredi çekmek daha iyi olur? Birkaç yı”Sonunda Emre, annesiyle olan bağını sorgulamaya başladı ve Ayşe’yle birlikte yeni bir hayat kurmak için adım attı.”

Rate article
Lifequest
Kayınvalide Her Şeyi Aldı, Hatta Çaydanlığı! Yaşamdan Dramatik Hikayeler