Kenar Mahallenin Sırrı

Murat doğum gününü kutluyordu. Ailesiyle birlikte Kaçkar Dağları’nın eteklerindeki şirin bir köy evinde geçirmeye karar vermişti. Varır varmaz, çocuklarıyla birlikte çam ağaçları arasındaki patikalara doğru yürüyüşe çıktı. Eşi Leyla ise evde gurme bir akşam yemeği hazırlıyordu. Sebzeleri doğrarken birden telefonun keskin çalma sesiyle irkildi. Murat’ın masada unuttuğu cep telefonu çalıyordu. Dayanamayıp açtı.

“Alo?” diye fısıldadı.

Karşı tarafta derin bir sessizlik oldu, sonra bağlantı kesildi. Leyla elindeki telefonla donup kaldı, kalbi hızla çarpmaya başladı. Tam o sırada Murat çocuklarla birlikte neşeyle içeri girdi. Ama telefonu elinde görür görmez yüz ifadesi değişti.

“Benim telefonumla ne yapıyorsun?” diye sertçe sordu, gözlerinde bir gölge belirmişti.

“Birisi aradı… ama konuşmadı,” diye mırıldandı Leyla, sesinin titrediğini hissederek.

Murat telefonu elinden kaptı ve bakışlarında bir fırtına koptu. Sonrasında olanlar Leyla’nın yüreğini korkuyla burktu.

Leyla, Murat’la on beş yıl önce İstanbul’un merkezinde küçük bir kafede tanışmıştı. O akşam Murat ve arkadaşları mekana girdiğinde her yer kahkahayla çınlamıştı. Ona göre sakin biriydi, ama aynı zamanda büyüleyici bir özgüveni vardı.

Gece yarısına doğru grup ayrılırken bol bahşiş bırakmışlardı. Murat, Leyla’nın yanında durup alçak sesle,

“İzin verirseniz, sizi eve bırakmak isterim. Mesainiz ne zaman bitiyor?” diye sormuştu.

“Teşekkür ederim, ama tek başıma gidebilirim,” diye cevaplamıştı Leyla, yanaklarının kızarışını hissederek.

Murat gülümsemiş, vedalaşmıştı. Ama Leyla kafeden çıktığında onu kapıda beklerken buldu.

Bu tesadüfi karşılaşma, bahar rüzgarı gibi hafif başlayıp sağlam bir evliliğe dönüşen bir hikayenin ilk sayfası oldu. Murat varlıklı bir aileden geliyordu ve Leyla’yı öz kızları gibi benimsediler. Leyla’nın çocukluğu ise zorluklarla doluydu: Ebeveynleri o on iki yaşındayken ayrılmış, babası şehri terkedip yeni bir aile kurmuş, annesi ise kırgınlıklar içinde onu çoğu zaman yalnız bırakmıştı.

Liseyi bitirdikten sonra İstanbul’da bir aşçılık okuluna gidip kafede işe başlamıştı. Murat’la hayatı bambaşka bir boyut kazandı. Yirmi yedi yaşındayken bile başarılı bir yazılım firmasında üst düzey bir pozisyondaydı. Leyla’ya programlama kursları aldırıp kendi şirketine yerleştirmişti.

“Murat, burada çalışmak çok keyifli!” diye sevinçle anlatıyordu Leyla, iş çıkışı arabaya binerken. “Herkes çok sıcakkanlı, kafedekiler gibi değil!”

Murat omzuna hafifçe dokunup,

“Beğeneceğini biliyordum. Hadi, markete gidelim mi? Akşama kaşarlı otlu börek yapacağına söz vermiştin,” demişti.

“Şimdiden hazırlamak için can atıyorum!” diye gülmüştü Leyla.

Aralarındaki uyum neredeyse büyüleyiciydi, sanki birbirlerini sonsuzdan beri tanıyorlardı. Mutluluklarını gölgeleyen tek şey çocuk sahibi olamamalarıydı. Doktorlar ellerini açıp, “Bu bir piyango,” diyordu. Ama Murat ve Leyla pes etmedi. Sayısız tedaviden sonra dört yıl içinde oğulları Yiğit, iki yıl sonra da kızları Aslı dünyaya geldi.

Murat örnek bir baba ve eş oldu, tüm maddi yükü üstlendi. Leyla ise çocuklar doğduktan sonra işi bırakıp kendini aileye adadı. Fakat bir akşam, çocuklar artık anaokuluna başlamışken düşünceli bir ifadeyle,

“Murat, belki işe dönebilirim? Çocuklar okulda, ben bütün gün evdeyim…” demişti.

Murat şaşkınlıkla bakmıştı.

“Leyla, sen ciddi misin? İş, çocuk, ödevler, kurslar derken koşturmak mı istiyorsun? Sen mükemmel bir anne ve eşsin, bu yetmiyor mu?” diyerek onu nazikçe kucaklamıştı. Leyla da gülümseyerek,

“Galiba haklısın,” demişti.

Altı yıl daha geçti. Yiğit ve Aslı ilkokula başlamış, Leyla evin düzenini sağlıyordu. Dört yıl önce ehliyet alıp Murat’ın hediye ettiği arabayla çocukların okul, kurs, alışveriş işlerini hallederken sıkılmıyordu. Fakat kuzeni Maya’nın ziyarete geleceği haberi onu çok sevindirmişti. Maya, sıcak ilişki sürdürdüğü tek akrabasıydı.

“Maya, seni çok özledim!” diye bağırmıştı Leyla, onu istasyonda sıkıca kucaklarken.

Maya onu baştan aşağı süzmüş,

“Leyla, epey değişmişsin… Biraz dolgunlaşmışsın,” diye şakayla karışık söylemişti.

Leyla mahcup olmuş,

“İki çocuk böyle yapıyor işte. Ama Murat bu halimi daha çok beğendiğini söylüyor,” demişti.

“Murat öyle diyorsa, ben ne bilirim?” diyerek göz kırpmıştı Maya. “Hadi beni eve götür, kahve ve sıcak bir duş istiyorum!”

Evde Maya, kocasının onu daha genç biri için terk ettiğini ağlayarak anlatmıştı.

“İnanabiliyor musun, bir de cimri çıktı!” diye yakınmıştı. “Beni bavullarla sokağa attı. Biraz birikmiş param var ama sonrası?”

Leyla ona içtenlikle sarılmış,

“Murat’a söylesem, seni şirketine alabilir mi? Maaşları iyidir,” demişti.

Maya hevesle başını sallamıştı. O akşam Leyla durumu Murat’a anlat”Murat hemen kabul etti, ama o gece Leyla, yastığa başını koyduğunda, içinde beliren o küçük şüphenin neden bir türlü peşini bırakmadığını düşündü.”

Rate article
Lifequest
Kenar Mahallenin Sırrı