Hayallerin Yıkılışı

**Hayal Kırıklığı**

Elif ve Murat on yıl once İzmir’de evlenmişlerdi. Aileleri mutluluğun simgesi gibiydi: iki çocuk, sıcak bir yuva, gelecek planları… Büyük bir daire için biriktiriyorlardı, çocuklarının büyümesini bekliyorlardı. Aileleri de arkalarındaydı, zamanla akraba gibi olmuşlardı. Ama bir gün, güneşli bir güne düşen yıldırım gibi, hayatlarına bir çatlak girdi: Murat ciddi şekilde hastalandı. Birkaç gün sonra doktorlar endişe verici bir teşhis koydu:

“Kesin değil, bekliyoruz. Umudunuzu yitirmeyin.”

Ama Murat beklemedi. O akşam eve gelmedi. Elif, kaygıyla çıldırmış gibi, hastaneleri ve tanıdıkları aradı. Sabah kapının kilidi döndüğünde, ona koştu, ama görür görmez donakaldı.

Elif ailesinin mükemmel olduğunu sanıyordu. Aşk, anlayış, ortak hayaller… Her şey sağlam görünüyordu. Ama bir akşam her şeyi altüst etti.

O gün Murat’a aşkla evlenmişti. Ailesi, kızlarının seçimine şaşırsa da itiraz etmedi. Düğün gününde, yeni döşenmiş iki odalı bir dairenin anahtarlarını hediye ettiler. Elif ve Murat’ın sevinci sınırsızdı, artık kira derdi yoktu.

Aşkları en değerli hazineleriydi. Elif, varlıklı bir ailenin kızı, Murat ise emekçi bir ailenin oğluydu. Farklıydılar, ama aşkları her şeyi düzeltiyordu. Murat’ın ailesi düğünlerinde mütevazı bir düdüklü tencere hediye etmişti – ev kredisi ve iki küçük çocukla zor geçiniyorlardı. Elif’in ailesi, durumu anlayarak, düğün masraflarını üstlendi:

“Merak etmeyin, her şey en iyi şekilde olacak. Elif bizim tek kızımız!”

“Ne kadar iyi insanlar,” diye düşünmüştü Murat’ın ailesi, rahatlamışlardı.

Akrabalar kaynaşmıştı. Elif’in ailesi sık sık yardım ediyordu: bir “eski” üç yıllık televizyon, neredeyse yeni bir buzdolabı, hatta etiketi duran kıyafetler… Murat’ın ailesi için bir lütuftu bu. Bayramlar, Elif’in ailesinin yazlığına geziler gelenekselleşmişti.

Elif ve Murat’ın da her şey yolundaydı. Uyumluydu, birbirine destek oluyor, çocuklarını büyütüyorlardı. Murat, Elif’in teşvikiyle uzaktan üniversite bitirdi. Elif, babasının şirketinde iyi bir maaşla çalışıyordu, ama Murat diplomasını alınca dengelendi gelirleri.

Büyük bir daire hayal ediyorlardı, çocukların her birinin odası olacaktı.

“Hayal et,” diyordu Elif, “çocuklar odalarında oynarken biz de oturma odasında dinleniriz!”

“Hayal edemiyorum,” diye gülüyordu Murat. “Bu dar alana alıştım.”

“Sen sınav dönemlerinde gidince genişliyordu,” diye şakalaşmıştı Elif. “Ama sensiz boştu. İyi ki bunlar geride kaldı.”

“Artık hep beraber olacağız,” diye sarılmıştı Murat.

İki yıl daha huzur içinde geçti. Birikim arttı, çocuklar büyüdü. Ama birden her şey değişti: Murat rahatsızlandı. Doktor testler istedi. Sonuçlar geldiğinde:

“Kesin değil, bekliyoruz.”

Murat beklemedi. O akşam eve dönmedi. Elif, aklından geçenleri bilerek, her yeri aradı. Sabah kapı açıldığında gördüğü manzara karşısında dondu: Murat sarhoştu, gözleri kıpkırmızı, elbiseleri sigara kokuyordu.

“Bu ne hal?” diye fısıldadı.

“Ne bakıyorsun? Hoşuna gitmedi mi?” diye tersledi Murat.

“Gitmedi,” dedi sessizce.

“E ne olmuş?” diye burun kıvırdı.

“Hiç. Git uyu, ben işe gidiyorum,” dedi Elif, içi kaynarken.

Dışarı çıktı, mazeretler uydurmaya çalıştı:

“Korktu, şaşırdı. Uyuyunca geçer. Güçlüdür, üstesinden geliriz.”

Ama Murat’ın sert bakışları aklından çıkmıyordu. İş yerinde bir an önce eve gitmek için bekledi. Çocuklar dedesindeydi, biraz daha kalmalarını istedi:

“Anne, işler çok yoğun, yetişemiyorum,” diye yalan söyledi.

Akşam erken çıktı, eve döndüğünde Murat’ı mutfakta şişeler arasında buldu. Ev sigara dumanına kesmişti, içinde tütüyordu.

“Bu ne?” Elif’in sesi titriyordu. “Testlerin var!”

Murat donuk gözlerle baktı.

“Geldin ha,” diye homurdandı. “Hadi başla, söyleyeceklerini söyle.”

“Ne diyeyim?” şaşırdı Elif.

“Biliyorsun. Beni azarlamak için ne hazırladın?”

“Murat, lütfen,” dedi yumuşakça. “Yalnız değilsin. Henüz kesin bir şey yok. Üstesinden geliriz. Ev bekler, seninle her şeyi atlatırız!”

Ona sarıldı, ama Murat onu itti.

“Bana dokunma,” dedi buz gibi. “Acımanı istemiyorum.”

Elif irkildi, ama devam etti:

“Hep yanında olacağım. Annemler de destek olur—”

“Kim? Senin ailen mi?” diye bağırdı Murat birden. “Tabii, mükemmel ailen! Hep yardımlarıyla bizi küçük düşürdünüz! Beni bir hiç mi sandınız?”

“Neden böyle konuşuyorsun?” diye sordu Elif tanımadığı birine bakar gibi.

“Nasıl konuşayım?” diye hışımla ayağa kalktı. “Benden nefret ettiğini biliyorum. Artık seninle yaşamayacağım!”

“Öyleyse git,” dedi Elif, sesi titrek.

“Parasız gitmem. Biriktirdiğimiz para yarı yarıya benim!”

Murat kasayı boşalttı, çantasını toplayıp kapıyı çarptı:

“Beni arama, geri dönmem.”

Elif sandalyeye yığıldı.Ertesi sabah uyandığında, hayatının artık hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağını anladı.

Rate article
Lifequest
Hayallerin Yıkılışı