Hayatını Veren Kadına İhanet Eden Kızın Hikayesi

Meryem’i doğurduğumda henüz yirmi yaşındaydım. Bir çocuk gibiydim. Saf, ama onun babasına delicesine aşık. Kızım daha bir yaşına bile basmamışken beni terk etti. Öylece toplayıp gitti. “Hazır değilim, hayat daha yeni başlıyor,” dedi. Tek başıma kaldım, kimsesiz; annem erken vefat etmişti, babamsa çocukken bizi bırakıp gitmişti.

İki işte birden çalışıyordum, bir gecekonduda yaşıyordum, kızım sık sık hastalanıyordu. Onu doktor doktor gezdirdim, hastane koridorlarında uyuyakaldığım geceler oldu. Kendime zaman ayıramadım. Onun için yaşadım. Bir elbise almak, Meryem’in ilaçlarından vazgeçmek demekti. Bir adım atsam, onu güvenmediğim birine bırakmak zorunda kalacaktım.

Meryem uslu bir çocuktu. Okulunda hep takdir alırdı. Özel dersler, kurslar, etütler… Gece ağlardım, başarısız olduğunda. Tıp fakültesini kazandığında ise ondan daha çok sevindim.

Sonra her şey değişmeye başladı.

İkinci sınıftayken biri çıktı hayatına – Emre. Ondan on yaş büyük, boşanmış, bir çocuk sahibi. Şoke olmuştum.

“Meryem, emin misin? Sana uygun biri değil,” dedim.

“Hayatıma karışma! Ben artık çocuk değilim!” diye bağırdı bana.

Ve her geçen gün benden biraz daha uzaklaştı. Emre’yi gözünde öyle büyütmüştü ki… Her zaman “suçlu başkalarıydı.” Eski eşi – canavar. İşi – haksızlık. İnsanlar – kıskanç. Ben ise – onu hep kontrol eden kötü bir anne. Bunları hep Emre söylüyordu.

Susmayı denedim. Ama bir gün dayanamadım:

“O seni kullanıyor, Meryem. Baskı yapıyor. Bu sevgi değil.”

“Kıskanıyorsun! Sen hiç böyle bir adamla birlikte olamadın, bu yüzden çıldırıyorsun!”

Canım yandı.

Bir yıl sonra evleneceklerini söyledi. Onun evine taşınacaktı.

Eşyalarını toplamasına yardım ettim, yorgan, tabak çanak aldım. Vedalaşırken bile sarılmadı bana.

“Zorlandığını belli etme. Benim gitmemi hep istemişsindir zaten,” dedi sessizce.

Ve gitti.

Düğünden sonra onu nadiren gördüm. Hep ben aradım, yazdım. Cevapları gittikçe kısaldı. Sonra numaramı engelledi.

Bir tanıdığımdan öğrendim: Emre, ona beni tamamen unutturmuş. “Zehirli, toksik bir kadın” demiş. “Çocukluğunu mahvetti. Seni hayata hazırlamadı,” diye fısıldamış kulağına.

İki yıl geçti. Bir gün markette rastladım ona. Emre’yle birlikteydi. Yorgun, gözleri çökmüş, gergindi.

“Meryem, kızım…” dedim, yanına gitmeye çalıştım.

“Yaklaşma bana,” fısıldadı. “Artık annem değilsin.”

Ve uzaklaştı.

Rafların arasında öylece durdum, bütün bedenim titriyordu. O geçen yıllar – hastaneler, uykusuz geceler, aç karnına çalıştığım günler – hepsi bir anda silinmişti sanki. Onun hayatından bir sayfa koparılıp atılmıştım.

Bilmiyorum, geri dönecek mi? Hasta yatağında sabahladığım günleri hatırlayacak mı? Kitap almak için aç kaldığım geceleri? Her şeyden vazgeçip onun geleceği için çırpındığım anları?

Yalnızca şunu biliyorum: Ben onun annesiyim. Ve bunu reddetse bile, gerçek değişmeyecek. Onu seveceğim. Acının bile artık ulaşamadığı yerden…

Rate article
Lifequest
Hayatını Veren Kadına İhanet Eden Kızın Hikayesi