Boşanmaya Bir Adım Kala

**Günlük**

Bugün bir şey oldu ki, aklımdan çıkmıyor. Eşim Ayşegül, uzun zamandır beni büyükannesi Fatma Hanım’ı görmeye köye götürmek için ikna etmeye çalışıyordu. Yaşlı kadın, şehrin kenarında küçük bir evde tek başına yaşıyordu, doksan sekiz yaşına yeni girmişti ve her ziyaretimiz onun için son olabilirdi. Ama ben hep bahaneler buldum: iş, yorgunluk, ya da gitmek istememek.

“Ne olur gidelim,” diye ısrar ediyordu Ayşegül, “Hatırlasana, bize o sırrı anlatacağını söylemişti, dedesiyle ayrılığın eşiğinden nasıl döndüklerini. Ama sadece ikimiz yanındayken anlatacak.”

Ben burun kıvırdım:

“Eğer bu sır bu kadar mucizeviyse, neden şimdiye kadar anlatmadın?”

“Çünkü sadece ikimize anlatacağına yemin etti. Diyor ki, her ailenin bilmesi gereken büyülü sözler. Dedesiyle altmış iki yıl geçirmişler. Ölene kadar. Ve tek bir kez bile ayrılmayı düşünmemişler.”

İç geçirdim. Ne büyüye inanıyordum ne de geçmişin nasihatlerine. Ama eşimin umut dolu gözlerine bakınca, elimi salladım:

“Tamam. Ama uzun kalmayacağız. Gidelim, konuşalım, döneriz.”

Fatma Hanım bizi düzgün bir şekilde serilmiş yatağında karşıladı. Yaşına rağmen, bakışlarında bir berraklık ve güç vardı. Zayıf bir gülümsemeyle Ayşegül’e başını salladı, sonra bana uzun uzun baktı.

“Geldiniz mi, torunlarım? Sözlerimi duymaya?”

“Evet, büyükanne,” diye hevesle onayladı Ayşegül, “söz vermiştin—evliliği ayakta tutan sırrı. Dinliyoruz.”

Yaşlı kadın gözlerini bir an kapattı, sonra neredeyse duyulmayacak kadar yavaş bir sesle konuştu:

“Bu sırrı bize yaşlı bir hoca vermişti. Uzak bir köyde nikâhımızı kıymıştık, çünkü başka cami yoktu. O gün bize dedi ki: ‘Şunu unutmayın: boşanmaya bir adım vardır.'”

Kaşlarımı çattım:

“Bir adım mı?”

“Evet. Yanlış bir adım. Öfkeli anda söylenen kaba bir söz. Omuz üstünden atılan bir bakış, eve zamanında dönülmeyen bir gün. Aileyi yıkmak kolay. Ama ayakta tutmak, emek ister. Kavga ettiğinizde, incindiğinizde, kötü şeyler düşündüğünüzde—bu sözü hatırlayın. Boşanmaya bir adım vardır. O adımı atarsanız, geri dönüş olmayabilir.”

Oda sessizliğe gömüldü. Ayşegül gözlerini yere indirdi. Ben kalkıp pencereye yürüdüm ve uzun süre sustum. Sonra birden, yavaşça konuştum:

“Benim annemle babam, on yaşındayken ayrıldılar. Ve her şey bir adımla başladı. Babam bir gece arkadaşında kaldı. Annem inanmadı. Sonra laf lafı açtı ve her şey yıkıldı.”

Eşime döndüm:

“Biz de son zamanlarda sık sık ayrılığın eşiğine geliyoruz.”

Ayşegül, gözyaşlarını zor tutarak başını salladı.

Dönüş yolunda, elim ele tutuşmuş bir şekilde gittik. Tek kelime etmeden. Sanki bırakmaktan korkar gibi sıkıca kenetlenmiş parmaklar. Eve vardığımızda, aniden durdum, Ayşegül’ü kendime çektim ve fısıldadım:

“Söz verelim mi birbirimize—o adımı asla atmayacağız.”

Ayşegül başını salladı ve o anda ikimiz de anladık: artık sadece bir büyükannenin hatırası değil, gerçek bir dayanak var elimizde. Tek bir cümle—ve bütün bir hayat değişebilir.

**Bugün öğrendim ki, bazen en büyük dersler, en küçük sözlerin içinde saklıdır.**

Rate article
Lifequest
Boşanmaya Bir Adım Kala