Kader İkinci Bir Şans Verdiğinde
— Bu saatte ne işin var?.. — kekeledi Alper, gömleğini ters iliklerken. Ama Defne duymuyordu bile. Koridorda dimdik durmuş, parmaklarını acıtana kadar sıkmış, girişte duran kırmızı ayakkabılara bakıyordu. Sıradan kadın ayakkabıları değildi bunlar; en yakın arkadaşı İrem’in ayakkabılarıydı. Yanılmazdı. Çok kez görmüştü onları, şarap kadehlerinin altındaki fotoğraflarda. Ama kendi evinde göreceğini hiç düşünmemişti.
Her şey o sabah iş yerinde kötü hissetmesiyle başlamıştı. Aniden gelen mide bulantısı, gözlerinin kararması. Önce uykusuzluğa ya da strese bağlamıştı. Aynı ofiste çalışan arkadaşı Ayşe, eğilerek fısıldadı:
— Hamile misin yoksa?
— Yok canım, nerden çıktı şimdi… — diye savurdu Defne, ama içi karmakarışık olmuştu. Bir şeylerin ters gittiğini biliyordu. Yirmi dakika sonra ofisin tuvaletinde, iki çizgili hamilelik testini tutuyordu.
Patronunun odasına nasıl girdiğini, ofisten nasıl çıktığını hatırlamıyordu. Aklında kalan tek şey, Alper’e bu haberi vermek için eve uçuyor oluşuydu. Tepkisini görmek, ona sarılmak, mutluluktan ağlamak istiyordu. Ama…
Anahtarı kilide çevirdi, içeri girdi, ışığı yaktı. İlk gördüğü şey o ayakkabılar oldu. Birkaç saniye sonra yatak odasından gelen fısıltıyı duydu. Önce yanıldığını düşündü. Saçma bir tesadüf olmalıydı. Ama kapıyı hızla açtığında, yarı çıplak haldeki kocasını ve göğsündeki çarşafı sıkıca tutan İrem’i gördü.
— Defne?.. Ne oldu?.. — mırıldandı Alper, İrem ise tek kelime etmeden yere bakıyordu.
Sonrası bir sis perdesinin ardındaydı. Çığlıklar. Gözyaşları. Odanın içinde uçuşan eşyalar. Ardından sessizlik çöktü. Gidiş. Boşluk. Defne, dağılmış evinde tek başına kalmış, küçücük bir hayatın attığı karnını tutarak yerde oturuyordu.
Birkaç gün sonra kararını verdi. Alper’le arasında hiçbir bağ kalmamasını istiyordu. Yalnız bir anne olmak istemiyordu. Ailesi uzaktaydı, arkadaşlarından biri eksilmişti maalesef. Maaşı bebek bezine bile yetmezdi, bakıcıya hiç yetmezdi. Defne, özel bir kliniğin yolunu tuttu.
Doktorun odasının önüne oturmuş, duvara bakıyordu. Korkuyordu. Bu çocuğu istemiyordu… ama aynı zamanda her şeyden çok istiyordu.
— Buyrun! — diye bir ses geldi kapı ardından.
Ayağa kalktı ve içeri girdi. Ama doktoru görür görmez kalbi yerinden oynadı.
— Eren?! Sen misin?
Liseden sınıf arkadaşıydı, ilk aşkı. Asla unutamadığı o çocuk. Mezun




