Hesabın Gölgesi

**Hesaplı Gölge**

Elif ile kayınvalidesi Ayşe Hanım arasında, tanıştıkları ilk günden itibaren bir soğukluk vardı. Sanki görünmez bir duvar örülmüş, Elif’i yeni ailesinden beklediği sıcaklıktan ayırmıştı. Ayşe Hanım ona, kusursuz dünyalarına izinsiz giren bir yabancı gibi bakıyordu. Sahil kasabasının kenar mahallesindeki geniş evlerinde her şey bolluğu yansıtıyordu: mermer zeminler, yaldızlı çerçeveli tablolar, kristal avizeler. Fakat bu görkemin ardında, kışın Karadeniz rüzgârı kadar sert ve hesaplı bir boşluk saklıydı.

Elif, görüşmekten kaçınıyordu. Kocası Emre, annesinin “insanlara hemen ısınmayı sevmediğini” söyleyerek onu ikna etmeye çalışıyordu. Fakat her ziyaret bir işkenceye dönüşüyordu. Konuşmalar mutlaka paraya gelirdi: evin tadilatı ne kadar tutmuştu, paralar nerede değerlendirilmeliydi, kim kime ne borçluydu? Ayşe Hanım için dünyadaki her şeyin bir bedeli vardı, hatta akrabalık bile. Elif kendini, değeri biçilen ama asla kabullenilmeyen bir eşya gibi hissediyordu.

Yıllar geçti. Bir akşam vakti telefon çaldı. Genellikle keskin ve kendinden emin olan kayınvalidesinin sesi titriyordu: ciddi şekilde hastalanmıştı. Ayşe Hanım, Elif’ten yardım istiyordu. Elif, telefonu sımsıkı tuttuğu eliyle donup kaldı. Hafızasında, yılların kayıtsızlığı, iğneleyici sözler ve küçümseyen bakışlar canlandı. Gitmeli miydi, gitmemeli miydi? Kalbi, kırgınlıkla vazife arasında parçalanıyordu. Sonunda vazife galip geldi. Çantasını topladı ve sahil kenarındaki o eve doğru yola çıktı.

Elif, kayınvalidesini yatak odasında buldu. Ayşe Hanım, ince bir battaniyeye sarılmış, yüzü solmuş, gözleri donuk bir halde yatıyordu. Acıdan, halsizlikten, yalnızlıktan yakınıyordu. Elif ona bakarken, bu zayıflığın samimi mi yoksa yeni bir oyun mu olduğunu anlamaya çalışıyordu. Fakat kayınvalidesi aniden elini tutup, “Beni bırakma!” diye yalvardığında şüpheleri dağıldı. Elif hemen doktorları çağırdı, hastaneye yatışını ayarladı, saatlerce başında bekledi, hemşirelerle konuştu.

Tedavi haftalar sürdü. Ayşe Hanım yavaş yavaş iyileşiyordu. Taburcu olduğunda, Elif onu eve getirdi, evi temizledi, yemekler yaptı. En azından bir teşekkür bekliyordu, emeklerinin boşa gitmediğini gösteren bir işaret. Fakat Ayşe Hanım, deri koltuğuna kurulmuş, soğuk bir ifadeyle sordu:

“Bunların hepsi için sana ne kadar borçluyum?”

Elif, içinde bir şeylerin koptuğunu hissederek donakaldı.

“Nasıl böyle konuşabilirsiniz? Size yardım ettim çünkü… çünkü bu doğru olan!” sesi h”Bütün bunları anlatacak olsam, Emre’nin kalbini kıracağımı biliyorum, ama sessiz kaldıkça aramıza çöken bu hesap gölgesi daha da büyüyor.”

Rate article
Lifequest
Hesabın Gölgesi