Komşu Ziyareti: Köyde Sıcak Karşılama

Uzun yıllar önce, İtalya’dan uzun bir yolculuğun ardından köyümüze, beni bekleyen yengeme ve çocuklarıma kavuşmuştum. Adımı Ayşe diyelim. Valizler, havaalanları, aktarmalar derken bitap düşmüştüm. Ama sevdiklerime kavuşma düşüncesi içimi ısıtıyordu. Çocuklarıma sarılıp şehrin karmaşasından uzakta, köyün huzurunda zaman geçirmenin hayalini kuruyordum. Yengem, ona da Fatma Yenge diyelim, her zaman misafirperver bir ev sahibesiydi. Onun evinde sıcak bir karşılama ve şefkat beni bekliyordu biliyordum.

Vardığımda ilk iş bavullarımı açıp biraz dinlendim. Zihnimde Emine ve Ahmet diye adlandırdığım çocuklarım hemen etrafımı sardı, köyde yaşadıkları maceraları anlatmaya başladılar. Kahkahaları ve enerjileri yorgunluğumu bir anda unutturdu. Fatma Yenge mutfakta telaşlı bir şekilde bir şeyler pişiriyordu, ben de bu ailevi koşturmaya sevinçle katıldım.

Dinlendikten sonra Fatma Yenge ve ben çay içmeye oturduk. Masada börekler, ev yapımı reçel ve taze ekmek duruyordu—köyde sevdiğim her şey. Geçen sene yengemin meşhur paskalya çörekleriyle bizi ağırladığını hatırladım ve nerede o ünlü çörekler diye sordum. “Her zaman tariflerinle övünürsün!” diye gülümseyerek söyledim, fırından yeni bir lezzet çıkaracağını düşünerek.

Ama Fatma Yenge bir kahkaha attı ve “Bu sene yapmadım. İtalya’dan o kadar güzel bir çörek getirdin ki!” dedi. Şaşırdım, sonra hatırladım: Hakikaten bu sefer Milano’daki bir pastaneden aldığım geleneksel panettone’u hediye olarak getirmiştim. Bol meyveli, cevizli, mis gibi kokan kocaman bir çörekti. Fatma Yenge için güzel bir sürpriz olacağını umuyordum.

Yengem hediye çöreği merakla inceledi ve hemen tatmayı teklif etti. Panettone’u dilimledik, çocuklar heyecanla üzerine atladı. Emine “Dünyanın en lezzetli pastası!” diye bağırdı. Mutlu yüzlerine baktıkça içim sevinçle doldu. Böyle anlarda anlıyorsun ki ailen her şeyden önemli, yol yorgunluğu bile o kadar mühim değil.

Çay içerken Fatma Yenge köydeki haberleri anlatmaya başladı: Komşunun yeni bir bahçe diktiğini, köyün gençlerinin futbol turnuvasını kazandığını. Canlı anlatımıyla mest olmuş bir halde dinledim. O her zaman herkesin kendini evinde hissedeceği bir atmosfer yaratmayı bilirdi. Ben de İtalya’dan izlenimlerimi paylaştım, oradaki pazarları, İtalyanların aile kutlamalarını anlattım. Yengem ilgiyle dinledi ve sonra “Sen hep ilginç şeyler getirirsin Ayşe, bizimle dünyayı paylaştığın için teşekkürler,” dedi.

Çaydan sonra çocuklarla gezintiye çıktım. Köydeki sevdikleri yerleri göstermek için heyecanla koşuşturdular: Kurbağa tuttukları dereyi, piknik yaptıkları yaşlı meşe ağacını. Onların burada, şehrin karmaşasından uzakta bu kadar özgür hissetmelerine sevindim. Emine, Fatma Yenge’nin ona tarladan topladığı çiçeklerden taç yapmayı öğrettiğini anlattı, Ahmet ise dedesine çit tamirinde yardım ettiğiyle övündü. Onları dinlerken, çocukların böyle bir sevgi ve özenle büyümelerinin ne kadar kıymetli olduğunu düşündüm.

Akşam Fatma Yenge’nin yanına döndüğümüzde bizi yemeğe çağırdı. Masada, benim için özel yaptığını söylediği bir tarhana çorbası belirdi. Tadına baktığımda inanamadım—gerçek bir köy çorbasıydı, doyurucu ve mis gibi kokuyordu. Gülüştük, hikayeler paylaştık ve birden anladım ki, bu anlar paha biçilmez. Ne İtalya’nın manzaraları ne şık kafeler, ailecek geçirilen bir akşamın sıcaklığıyla kıyaslanabilir.

Yatmadan önce Fatma Yenge’ye, ben seyahatteyken çocuklarla bu kadar ilgilendiği için teşekkür ettim. Elinin tersiyle itti: “Ne demek, torunlarım bunlar!” Ama onlar için ne kadar emek verdiğini görüyorO gece, yastığa başımı koyduğumda, köyün sessizliği içinde anladım ki gerçek zenginlik, işte bu paylaşılan anlarda saklıydı.

Rate article
Lifequest
Komşu Ziyareti: Köyde Sıcak Karşılama