Sessizce koridora çıktım ve bir anda eşim Hasan’ın annesinin paltosunun cebine bir banknot soktuğunu gördüm. Kayınvalidem mutfak masamızda oturmuş, diğer misafirlerle tatlı tatlı sohbet ediyordu. Bu manzara beni hazırlıksız yakaladı, donup kaldım, ne düşüneceğimi bilemedim. Neden Hasan bunu gizlice yapıyordu? Ve neden kendi evimde aldatılmış gibi hissediyordum?
Hasan’la beş yıldır evliyiz. Evliliğimizi mükemmel diye nitelendiremeyiz ama birbirimizi seviyoruz ve birlikte bir hayat kurmaya çalışıyoruz. Ben küçük bir firmada muhasebeci olarak çalışıyorum, Hasan ise bir lojistik şirketinde şoför. Kazancımız geçimimize yetiyor ama lüks içinde yaşamıyoruz: kira ödüyoruz, araba tamiri için para biriktiriyoruz, ara sıra mütevazı tatillere çıkıyoruz. Kayınvalidem, Emine Hanım, yakın bir semtte oturuyor. Sık sık bize gelir, ev yapımı börekler getirir, haberler anlatır. Bazen yemek yapışımı ya da ev işlerimi eleştirdiğinde içim kıpır kıpır olsa da ona karşı hep nazik davranmaya özen gösterdim.
O akşam her zamanki gibiydi. Arkadaşlarımızı yemeğe davet etmiştik, Emine Hanım da gelmişti. Mutfakta salatalar ve ana yemek hazırlıyordum, Hasan da masayı hazırlamama yardım ediyordu. Kayınvalide her zamanki gibi ilgi odağındaydı: şakalar yapıyor, gençliğinden anılar anlatıyor, misafirlere meşhur reçelini ikram ediyordu. Misafirler gülüyor, ortam samimiydi. Ama koridordaki dolaptan bir tabak daha almam gerekiyordu ve mutfaktan çıktım. İşte tam o sırada Hasan’ın etrafa bakındıktan sonra hızla annesinin askıdaki paltosunun cebine para sokuşturduğunu gördüm.
Donup kaldım. Kalbim hızla çarpmaya başladı, aklımdan bir sürü soru geçti. Bunu neden yapıyordu? Neden gizlice? Anne babalarımıza yardım ettiğimizi birbirimizden asla saklamamıştık. Ben de zaman zaman anneme para veriyordum ve Hasan bunu biliyordu. Ama Emine Hanım’a yardım ettiğinden hiç bahsetmemişti, hem de ben görmeden. Mutfağa geri döndüm, her şeyin normal olduğunu göstermeye çalışıyor ama içim içimi yiyordu. Kayınvalide gülmeye devam ediyor, bir hikaye anlatıyordu, ben de ona bakıp acaba oğlunun kendisine para verdiğini biliyor mu diye düşünüyordum.
Yemekten sonra, misafirler dağılıp Emine Hanım da evine gidince dayanamadım. “Hasan, annene para verdiğini gördüm. Bana neden söylemedin?” diye sordum. Önce şaşırdı, sonra kaşlarını çattı: “Ayşe, ne sorgulaması bu? Sadece anneme yardım ettim, ilaçları için istemişti.” Şaşırmıştım: “İlaç mı? Ama bana söyleyebilirdin, birlikte karar verirdik.” Hasan elini salladı: “Seni yormak istemedim. Bu benim param, ben hallederim.”
Sözleri canımı acıtmıştı. Onun parası mı? Bizim ortak bütçemiz yok muydu? Her zaman büyük harcamaları konuşur, planlar yapardık. Şimdi ise annesine gizlice yardım ediyor, sanki ben karşıymışım gibi. Emine Hanım’ın geçenlerde yeni bir çanta aldığıyla övündüğünü, daha önce de bir arkadaşını ziyarete başka bir şehre gittiğini hatırladım. Acaba Hasan ona sadece ilaç için mi para veriyordu? Ve o da neden bana hiçbir şey söylemeden bu parayı alıyor, bizim soframızda oturup yemeğimizi yiyordu?
Hasan sakinleşince tekrar konuşmaya karar verdim. Ertesi gün akşam yemeğinde dolaylı yoldan açıldım: “Hasan, annene yardım etmene karşı değilim. Ama bunları konuşalım mı? Ortak bütçemiz var, paraların nereye gittiğini bilmek istiyorum.” İç çekti: “Ayşe, annem istemeye çekiniyor. Emekli maaşı yetmiyor, kendini kötü hissetmesini istemiyorum.” Başımı salladım ama sordum: “Peki neden gizliyorsun? Ben düşman değilim ya.” Hasan bir süre sustu, sonra korktuğunu itiraf etti: “Bazen harcamalarım yüzünden homurdandığımı söyledi.
Düşündüm. Belki de haklıydı? Hasan gereksiz bir şey aldığında, mesela eski olta hâlâ dururken yeni bir tane aldığında homurdanabiliyordum. Ama annesine yardım etmek farklıydı. Söyleseydi anlardım. Ama bu gizlilik kendimi yabancı gibi hissetmeme neden oldu. Bir de şu düşünce aklımdan çıkmıyordu: Acaba Emine Hanım bu paralardan haberdar mıydı ve bana gülümsemeye devam ederek sessiz mi kalıyordu?
Kayınvalidemle konuşmaya karar verdim. Onu arayıp çay içmeye davet ettim. Geldiğinde cesaretimi topladım: “Emine Hanım, Hasan’ın size para yardımı yaptığını biliyorum. Karşı değilim ama arkamdan yapılması beni incitiyor.” Şaşırdı ama hemen toparlandı: “Ayşecim, ben istemedim, o kendi verdi. Benim ne suçum var?” Ses tonu o kadar masumdu ki kendimi sorgulamaya başladım: Acaba gereksiz yere mi büyütüyorum?
Ama bu durum içimi kemirmeye devam ediyor. Hasan’ı seviyorum, kayınvalideme saygı duyuyorum ama ailemizde sırlar olmasını istemiyorum. Hasan’la artık tüm harcamaları, ebeveynlere yapılan yardımları da konuşacağımız konusunda anlaştık. O daha açık olacağına söz verdi, ben de gereksiz şeyler için homurdanmayacağıma. Ama içimde bir burukluk kaldı. Emine Hanım bize geldiğinde ona bakıp acaba bana karşı samimi mi diye düşünüyorum. Ve Hasan’a eskisi gibi güvenebilecek miyim?
Bu olay bana şunu öğretti: Sevgi dolu bir ailede bile paylaşılmayan şeyler olabiliyor. Evimizin herkesin birbirine dürüst olduğu bir yer olmasını istiyorum. Belki zamanBelki zamanla bu gerginlik geçer ve biz de gerçekten bir aile olmayı öğreniriz.




